Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, köklü bir telekomünikasyon operatörünün ... kök ibareli tescilli seri markaları ile davalı ... ibareli markası arasında karıştırılma ve hak ihlali iddialarını değerlendiren tescil iptali ve hükümsüzlük dava kararı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının uzun yıllardır yoğun reklam ve tanıtımla tüketiciler nezdinde özdeşleşmiş seri markalarına benzer olduğu iddiasıyla davalıya ait bir markanın iptali ve hükümsüzlüğü talebini içermekte olup, davacı, davalı markasının kendi markalarıyla işletmesel bağlantı izlenimi yaratması, seri markalarının yeni bir versiyonu gibi algılanması ve ayırt ediciliğini zedelemesi nedeniyle karışıklık ihtimali bulunduğunu ileri sürerken, davalı ise kendi markasının 1840tan beri telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak yasalara uygun tescil edildiğini ve davacı markalarıyla açıkça ayırt edilebilir olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/274 Esas - 2026/238
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2025/274 KARAR NO : 2026/238DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 30/06/2025KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi: 06/06/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:...’nun, ....’de kurulan ilk ... operatörü olarak 1 Ocak 1985 tarihinde ....'nin ilk mobil görüşmesini yaptığını, ... kelimesinin, ... den gelen ..., data dan gelen ... ve phone den esinlenen ... heceleri ile oluştuğunu, dünyanın 5 kıtasında 32 ülkesinde ... operatörlüğü yapmakta ve dünyanın en büyük ... Operatörlerinden biri olduğunu, müvekkili tarafından yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu tüketiciler nezdinde adeta müvekkille özdeşleşmesi sağlanan markalardan en önemlileri arasında yer alan “...” kök ibareli markalar olduğunu, müvekkili “...” ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşmuş 242 adet tescilli marka ve marka başvurusu sahibi olduğunu ve müvekkile ait “...” ve “...” kök ibareli bu markaların seri marka niteliğini taşıdığını, bu markaların neredeyse tamamı ... “...” ibareli markanın tescil için başvurulduğu sınıfları ... kapsadığını, müvekkile ait tescilli markalarla dava konusu “...” markası arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunması nedeniyle müvekkili haklarının ihlalinin söz konusu olduğunu, müvekkili şirket “...“ ve ... kök ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşan birçok tescilli marka ve marka başvurularının ... sahibi olduğunu, yaptığı yoğun reklam, tanıtım ve yatırım neticesinde “...” ibaresi zamanla müvekkille özdeşleşmiş ve seri marka niteliğine geldiğini, bu ... müvekkil ... kök ibareli markalarına ayırt edicilik ve koruma kazandırdığını, davalı markanın müvekkilin ... ve ... ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya ... markaları ile işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığı veya ilgili firmanın menşei itibarı ila lisans açısından bağlantı kurulabileceğini, davalı markanın müvekkil marka serisinin içerisine sızmış bulunması sebebiyle bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında kaldığını anlayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunacaklarının kaçınılmaz olduğu düşünüldüğünde iki markanın karıştırılma ihtimali olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkili şirket ... tüm dünyada üst düzey kalite sağlayan bir firma olarak tüketicilerin aklında yer ettiğini, davalı tarafın haksız tescili sonucunda oluşabilecek bir itibar kaybının geri çevrilmesinin zor olduğunu, bu haksız işlemin devamının hukuk mantığına kesinlikle uymadığını, davalı şahsın ürettiği mal ve/veya hizmetler için marka olarak seçebileceği binlerce kelime seçeneği varken “...” ibaresini tercih etmesinin, müvekkile ait markanın yıllara dayanan ayırt edici karakterini zedelediğini, dolayısıyla müvekkilin marka üzerindeki haklarını ihlal ettiğini ifade ederek davalı ...’in 30.04.2025 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, diğer davalı ... Şirketi, ... Şirketi adına ... nezdinde 03.07.2023 tarih ve ... kod no ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden “...” ibareli markanın tescili halinde iptaline, hükümsüz sayılmasına ve Markalar Sicilinden terkinine, dava konusu ... kod nolu marka başvurusu henüz tescil edilmemiş ise huzurdaki davanın sonuçlanmasına kadar tüm tescil işlemlerinin durdurulmasına; eğer, tescil edilmiş ise markanın huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ve kullanımının önlenmesine dair İhtiyati Tedbir Kararı verilmesine, Yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada ... dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Firmalar Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: müvekkili ...’un, 1840 senesinden bu yana çağın getirdiği haberleşme imkanlarını müşterilerine sunan ve "en iyi iletişim teknolojilerini Türkiye ile buluşturma" misyonunu başarıyla sürdüren bir telekomünikasyon şirketi olduğunu, ...’un, grup şirketleri ile birlikte bugün Türkiye'nin öncü ... sağlayıcısı olduğunu, müşterilerine sabit sesten, mobil ses, data, internet ve yenilikçi yakınsama teknolojilerine kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunduğunu, davacı taraf; dava konusu "... ..." ibaresinin, davacı markasının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına sebebiyet vereceğini iddia etmekte olup davacı tarafın iltibas teşkil ettiğine ilişkin itiraza mesnet markaların, "... ..." şeklinde "..." kavramını içeren marka olduğunu, bu bağlamda somut olarak itiraza mesnet markalar ile "... ..." markası arasında, net olarak ayırt edilebilirlik söz konusu olup markalar arasında bir benzerlik bulunmadığını, markalar arasında itiraza dayanak olarak gösterilen ortak nokta "..." ifadesi olduğunu, ... kelimesi ilgili markalar bağlamında sözlük tanımının(...) 2. tanımı olan '... ' anlamında kullanıldığını, ... kelimesinin tüketici nezdinde davacının adı ve markalarını çağrıştırmadığını ve bu ibarenin telekomünikasyon hizmetine ilişkin olup davacı tekeline bırakılamayacak nitelikte bir ibare olduğunu, ... online veri tabanında 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda farklı başvuru sahipleri adına tescilli 2131 adet "..." ibareli marka bulunması ... "..." ibaresinin herkes tarafından kullanıldığını ve ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu gösterir mahiyette olduğunu, davacı firmanın dilekçesinde seri markası olarak ileri sürdüğü '... ve ...' ibarelerinin ... sektörü bakımından tanımlayıcı ibareler olduğunun aşikar olduğunu, bir firmaya tanımlayıcı bir ibarenin -diğer firmalara ve rakiplerine dezavantaj yaratacak şekilde- tescil yolu ile tekel olarak verilmesinin önüne geçilmesi amaçlandığını, davacı tarafın; tek dayanağı olan “..., ...” ibarelerinin, seri marka olduğu gerekçesi ile söz konusu markalar üzerinde tekel hakkı iddia ettiğini, bu iddianın son derece mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, ... ve ... kelimelerinin 09, 35, 38, 41 ve 42. Sınıflarda çok sayıda ve itiraz sahibi ile aynı/benzer sektörlerde faaliyet gösteren kişiler/ şirketler adına farklı unsurlarla birlikte tescilli olması, hiçbir kişinin ve davacı tarafın söz konusu kelime üzerinde bir tekel ya ... öncelik hakkı bulunmadığını ispatladığını, müvekkili firma adına tescil edilen "... ..." ibaresi ise davacı tarafından iddia edildiği gibi "..." markasına ayırt edilemeyecek bir benzerlik barındırmadığını, müvekkil firma tarafından tescil edilen "... ..." markasına ayırt edicilik kazandıran "..." ibaresinin yanındaki "..." ifadesi olduğunu, davaya konu olan markada "..." ibaresi "..." ifadesinin tamamlayıcı unsuru olarak kullanıldığını, "..." ve "... ..." ibareleri ses, kelime ve görsel bakımından benzerlik göstermediğini, bu kapsamda “... ...” ibareli başvuru ile davacı markalarının birbirine benzemediğini, müvekkil firmanın markasında kullanılan yazı stili ve kelime unsuru bir bütün olarak değerlendirildiğinde tamamen farklı olduğunu, bu sebeple davacının markası ile ortak unsur olduğunu belirttiği "..." kelimesinin müvekkil firmasında tek başına öne çıkardığının ileri sürmesinin mümkün olmadığını, bütün bu sebeplerle davacının benzerlik iddiasının soyut olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil firmanın "... ..." ibaresini tercih etmesinde davacı firmanın ayırt edici karakteri zedelenmemiş olup davacının marka üzerindeki hakları ihlal edilmediğini, davacı taraf dava dilekçesinde kötü niyetli olarak sürekli müvekkil firma adına tescilli "... ..." markasını "..." şeklinde belirttiğini ifade ederek müvekkil aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, ihtiyadi tedbir kararının kaldırılmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ;Davalı firmaların ... başvuru sayılı (müşterek ) markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi ... ibareli markaları dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK6/5 maddesine göre tanınmışlık SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı, iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin , aynı iddialara bağlı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının ... 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 30/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında;"... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....,...... sayılı "...", ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, "..." ibaresinin sektördeki yaygın kullanımı itibariyle markasal ayırt edici niteliği düşük (hatta bir kısım mal ve hizmet bakımından ayırt edici niteliği bulunmayan, tanımlayıcı) bir ibare olması göz önüne alındığında, sadece ayırt ediciliği zayıf unsurun ortak olmasının markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, diğer unsurlar arasındaki belirgin farklılıkların somut olayda karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğu görüşüne varılmıştır. Dolayısıyla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz ... haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia ... somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz ... haklı görülmemiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya ... benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya ... benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya ... benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında ... belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları....23/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE;" 1-Dava konusu ... başvuru numaralı marka ile itiraza ve davaya mesnet gösterilen davacı tarafa ait markaların aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, 2-Dava konusu ... başvuru numaralı marka ile davaya mesnet gösterilen davacı tarafa ait markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, 3-6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 4-6769 s. SMK m. 6/5’den kaynaklı bir tescil engelinin somut uyuşmazlık kapsamında oluşmayacağı; 5- Kötüniyet iddiasına ilişkin iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 6- Rapor sonucunda ulaşılan sonuç ile dava konusu yapılan ... kararının uyumlu olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle (bütünsellik açısından) bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;"..." ibaresinin toplumun genelinde yaygın kullanımı itibariyle markasal ayırt edici niteliği düşük (hatta bir kısım mal ve hizmet bakımından ayırt edici niteliği bulunmayan, tanımlayıcı) bir ibare olması açısından markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı,İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... " ibareli ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya ... idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı ... oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu ... oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası ... kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle yarısının davalı kuruma, yarısının ise diğer davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026 Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır