Hırsızlık suçunda Bölge Adliye Mahkemesinin adil yargılanma, eksik inceleme ve orantılılık ihlali gerekçeleriyle verdiği bozma kararının temyiz incelemesi.
Özet: Hırsızlık suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının istinaf incelemesinde, bölge adliye mahkemesi, savcılık mütalaasının yetersizliği, gece vakti artırımının dayanağının eksik incelenmesi, temel cezanın orantısızlığı ve suçun işlendiği yerin vasfına ilişkin eksik araştırma gibi gerekçelerle hükmü bozmuşsa da, temyiz incelemesini yapan daire, bu bozma nedenlerinin Ceza Muhakemesi Kanununda sınırlı olarak belirtilen kesin hukuka aykırılık veya bozma sebepleri arasında yer almadığına dikkat çekmektedir.
2. Ceza Dairesi         2026/3846 E.  ,  2026/9716 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/2801 E., 2025/1919 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine, katılan vekilinin temyiz isteminin ise, suçun gece vakti işlendiğinin sabit olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.11.2022 tarihli ve 2021/163 Esas, 2022/565 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.07.2024 tarihli ve 2023/387 Esas, 2024/1972 Karar sayılı kararı ile “...1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/01/20 22... /469 esas , 2022/35 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/20 17... /2491 esas, 2017/5658 karar sayılı ilamı dikkate alındığında, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını yargılama konusu olan tüm suçlar yönünden açıklaması ve bu mütalaanın mahkûmiyet yönünde olması durumunda uygulanması talep edilen kanun ve maddelerini de kapsaması zorunlu kabul edildiğinden, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaa olarak açıkladığı ancak somut olayın gelişimine ilişkin kabul içermeyen sadece "konu eylemin gece saatlerinde ve kimliği tespit edilemeyen başka bir şahıs ile sanık tarafından gerçekleştirildiği.." şeklindeki ifadeye dayanarak mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesi ile Anayasa'nın 36. maddesine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 2-Dosyada mevcut 13/02/2021 tarihli güvenlik kamerası inceleme tutanağından suçun saat 03:20 sularında işlendiğinin anlaşıldığı ancak kamera saatinin güncel olup olmadığının belirtilmediği, kamera saatinin güncel olup olmadığı araştırılmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143/1 maddesi uygulanmak suretiyle eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3-Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçundan hüküm tesis edilirken 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde orantılılık ilkesine uygun olarak teşdit yapılması gerekirken teşdit miktarı yüksek tutularak fazla ceza tayin edilmesi, 4-Dosya kapsamı, müşteki beyanı, kolluk aşamasında beyanı alınan işyerinde bekçi olarak çalışan Hamza beyanı dikkate alındığında, suçun işlendiği yerin depo olarak belirtilmesi karşısında; a-Bu yerin bina vasfında olup olmadığı belirlenip yerin bina vasfında olduğu tespit edilmesi halinde sanığın TCK'nın 142/2-h maddesi gereğince cezalandırılması cihetine gidilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, b-Eklenti niteliğinde olmayan ve sadece depo olarak kullanılan yerlerde iş yeri veya konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmayacağından, suçun işlendiği yerin işyeri mahiyetinde olup olmadığı yada başka bir işyerinin veya konutun eklentisi olup olmadığı araştırılıp tartışılmadan sanığın işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,
...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gibi bir numaralı bentteki bozma nedeninin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.07.2024 tarihli ve 2023/387 Esas, 2024/1972 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Mersin 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2025 tarihli ve 2024/608 Esas, 2025/263 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.