11. Ceza Dairesinin, emlakçının serbest meslek sahibi kabul edilmemesiyle nitelikli dolandırıcılığın basit hale dönüşerek dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararı.
Özet: Bu kararda, emlakçı olan sanığın, serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde, emlakçılık mesleğinin Gelir Vergisi Kanunundaki tanıma göre nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında serbest meslek olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle eylemlerin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu tespit edilmiştir. Sanığın eylemlerinin basit dolandırıcılık olarak yeniden vasıflandırılmasıyla, suçun kanunda öngörülen olağan dava zamanaşımı süresinin mahkumiyet hükmü tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar dolduğu anlaşıldığından, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/34202 E.  ,  2026/4599 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/302 E., 2016/74 K.
SUÇ : Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde, dolandırıcılık suçunun serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinin nitelikli hâl olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımına yer verilerek; “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun'un 66. maddesi ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” hükmünün bulunduğu, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hâli nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekte olup bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; emlakçı olduğu belirtilen sanığın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği, bu hâliyle sanığın katılanlara yönelik eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Değişen suç vasfı itibarıyla sanığın katılanlara yönelik üzerine atılı "basit dolandırıcılık" suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu 18.02.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 27.04.2026 tarihinde karar verildi.