Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde görülen, davacının "DURA" esaslı marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali davası, benzerlik ve kullanım ispatı iddiaları üzerine odaklanmaktadır.
Özet: Davacı şirket, geniş faaliyet alanlarına yayılan ve "dura" ibaresini içeren mevcut markalarına dayanarak, davalı kurum tarafından benzerlik ve karıştırılma riski gerekçesiyle reddedilen marka başvurusunun iptali kararının kaldırılmasını talep etmiş; müktesep haklarının göz ardı edildiğini, davalı şirket markalarının kullanılmadığını ve reddin hukuka aykırı olduğunu iddia ederken, davalılar ise başvuru konusu markanın daha önceki markalarla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğunu, emtiaların aynı veya benzer türde olduğunu ve verilen red kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/20 Esas - 2025/478
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/20 KARAR NO : 2025/478....DAVA : Marka YİDK Kararının İptaliDAVA TARİHİ : 16/01/2025KARAR TARİHİ : 19/11/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin .... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin Türkiye’nin en büyük gruplarından biri olan ....’na bağlı şirketlerden olduğunu, sanayi (seramik, mobilya, vitrifiye, kiremit, tuğla), otomotiv, sigorta, lojistik ve petrol başta olmak üzere birçok kolda faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin “dura” esas unsurlu birçok markası bulunduğunu, davalı Kurum tarafından müvekkilinin kazanılmış hakkı göz ardı edilerek karar verildiğini, davalı şirketin dayanak markalarının birçoğunun müvekkili itirazları üzerine reddedildiğini, davalı şirketin markalarını kullanmadığını, dava tarihi itibarıyla 5 yılı dolduran davalı şirket markalarının kullanımının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin dava konusu marka başvurusu ile birebir aynı olan ... sayılı markası bulunduğunu, müvekkilinin marka başvurusunu yaparken davalı şirket markalarına benzeştirme yoluna gitmediğini, dürüstlük kurallarına aykırı davrananın davalı şirket olduğunu beyanla; .... sayılı marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya neden olacak derecede görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, davalı şirketin kullanım ispatına tabi olmayan markaları ile dava konusu marka başvurusu benzer olduğundan kullanım ispatına ilişkin yapılacak değerlendirmenin sonucu etkilemeyeceğini, taraf markalarında “dura” ibaresinin ortak olarak yer aldığını, markalar arasındaki küçük farklılıkların yüksek düzeydeki benzerliği ortadan kaldırmadığını, markaların kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür/benzer olduğunu, somut olayda müktesep hak koşullarının mevcut olmadığını, davacının marka tescili talebinin yasal dayanağı bulunmadığını,.... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin ülkemizin büyük bölümünde ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini gerek .... kararının işbu davanın usule, yasaya, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı açıldığını teyit eder nitelikte olduğunu, davacının taleplerinin hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 02. sınıf için tescil talebiyle 15.03.2022 tarihinde yapıldığı, başvurunun ilanı üzerine davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı tarafından itiraza karşı görüş bildirilmiş olup, itiraza mesnet markalardan .... sayılı kararı ile kabul edilmiş olup, marka başvurusunun reddine karar verildiği, Kararda “İtiraza gerekçe olarak gösterilen kullanım ispatına konu markaların kullanımları ispatlansa dahi, nihai sonucu değiştirmeyeceği kanaatine varıldığından usul ekonomisi gereğince söz konusu markaların Md. 6/1 incelemesine esas teşkil etmesine ve kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.” gerekçesine yer verildiği, davacı şirket tarafından...kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 02. Sınıfta yer alan “Boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner kartuşları dahil); besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler. İşlenmemiş doğal reçineler. Boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller.” emtiası bakımından reddedildiği, dolayısıyla, davanın konusunu 02. Sınıf emtia oluşturduğu, Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen....sayılı markalar ise hali hazırda 02. Sınıf emtiayı içerdiği, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 02. Sınıf emtia bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluştuğu, dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, 6769 sayılı Kanun'un 6’ncı maddesinin 1 nolu fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü havidir. Markaların, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 6/1 hükmü kapsamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun tespiti için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: Başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin varlığı. Başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması Başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması Başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Anılan hüküm kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında ortaya konan, Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman ilkeleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu çerçevede bütüncül olarak yapılan değerlendirme sonucu dava konusu başvuru markası ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunduğu görülmektedir. Markaların karşılaştırılması halinde, başvuruya konu marka ile redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu ve bütünsel olarak bıraktığı izlenim itibariyle markaların karıştırılma olasılığı bulunduğu açıktır. Davacı tarafça davalının itiraza mesnet markalarına ilişkin olarak SMK 19/2. madde hükmü kapsamında kullanımın ispatlanması talep edilmişse de; yapılan inceleme sonucu kullanım ispatına konu olmayan davalı markaları ile başvuru markası arasında SMK 6/1. madde hükmü kapsamında benzerlik bulunduğu ve aralarında iltibas ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu tespit edildiğinden, kullanım ispatına tabi diğer davalı markalarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Zira kullanım ispatına ilişkin yapılacak değerlendirmenin sonucu etkilemeyeceği, Somut olayda başvuru markasının, kare biçiminde kırmızı zemin üzerinde beyaz renkte, küçük harflerle “dura” ibaresini, beyaz zemin üzerinde siyah renkte, küçük harflerle “kim” ibaresini, iki ibare arasında beyaz ve siyah renkte “-“ ibaresini içerdiği, ayrıca kırmızı kare biçimindeki şekil unsurunun sol üst kısmında beyaz çizgilerin yer aldığı görülmektedir. Redde mesnet markaların ise beyaz zemin üzerinde siyah renkte “duratek” ibaresini içerdiği, bu ibarenin yanında ilave kelime ve rakam unsurlarının yer aldığı, bazı markaların renk ve şekil unsuru içermediği, bazılarının ise renk ve şekil unsuru içerdiği, Markaların karşılaştırılması halinde taraf markalarında “dura” ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığı, söz konusu ortak unsurun markaların başlangıç kısmında yer aldığı, ilgili tüketicinin dikkat ve algısının öncelikle markaların başlangıç kısmına yönelik olacağı, bu itibarla ortak unsurun taraf markalarında ön planda yer aldığı, ortak unsurun varlığı nedeniyle karşılaştırılan ibarelerin okunuşlarının ve kulakta bıraktıkları tınının da benzerlik arz ettiği, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan güçlü bir benzerlik bulunduğu ve markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, başvuru markasının davalının seri markası olduğu ve/veya işletmeler arasında iktisadi/idari bağlantı olduğu şeklinde algılanabileceği, Karşılaştırılan taraf markalarında yer alan ilave diğer unsurların da markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği açık olup, bu itibarla markalar arasında yüksek düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere iltibasa yol açabilecek derecede benzer olduğu anlaşılmaktadır. Esasen “Söz şekilden yüksek sesle konuşur.” ilkesi ile de ifade edildiği üzere, markalarda yer alan kelime unsurlarında kelimenin korunduğu, yazım stili, büyük/küçük harf kullanılmış olması, renk unsurlarının benzerlik değerlendirmesinde esas alınmadığı bilinmektedir. Başvuru markası ile redde mesnet markalar arasında küçük farklılıkların olmasının, tüketicilerin işaretler arasındaki benzemeyen unsurları değil benzer unsurları hatırlama eğiliminde oldukları dikkate alındığında, karşılaştırılan ibareler arasındaki yüksek düzeyde benzerliği ortadan kaldıramadığı açıktır. Markaların bazen portföylerini büyütmeleri ve farklı alanda ve imajla ürünleri göstermek için markayı biraz değiştirmeleri normaldir ve halk bu markaları doğrudan karıştırabileceği gibi aynı firma tarafından ya da birbiri ile ilişkili firmalar tarafından üretildikleri izlenimine kapılarak ürünleri aynı ve/veya benzer işletmenin sanabilecektir. Esasen markaların bütüncül olarak bıraktığı genel izlenim itibariyle mevcut farklılıkların küçük olduğu ve markaları birbirinden ayrıştırmaya yeterli olmadığı, ilgili tüketicilerin mal ve hizmetlerin aynı işletmeye ait olduğunu ve/veya iktisadi ya da idari olarak bağlantılı işletmeler tarafından üretilmiş olduğunu düşünebilecekleri bu itibarla başvuru markasının yeterli düzeyde ayırt edici nitelik taşımadığı, Bunun yanında başvuru markası kapsamında tescili talep edilen emtialar ile redde mesnet markaların kapsamında yer alan emtialar aynı/aynı tür/benzer mahiyettedir. Bu itibarla SMK 6/1. maddesi hükmü çerçevesinde aranan “çifte benzerlik” koşulunun mevcut olduğu hususu da göz önüne alındığında karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, İşbu gerekçeler ile markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olduğu, Yargıtayın içtihatlarıyla yerleşik hale geldiği üzere, müktesep hakkın varlığından söz edebilmek için bazı koşulların varlığı gerekmektedir. İlk olarak kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi gerekir. İkinci olarak bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da kazanılmış hak teşkil eden markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması şartı aranmaktadır. Zira önceki markanın asli unsuru değişmiş ise bu artık yeni bir marka başvurusu olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu kabul edilemez. Son olarak sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi zorunluluğu mevcuttur. Davacı vekilince müvekkili adına tescilli “dura” ibareli markalar nedeniyle kazanılmış hak sahibi olunduğu ifade edilmişse de, somut olayda müktesep hak koşullarının mevcut olmadığı, bahsi geçen markaların başvuru markası bakımından kazanılmış hak oluşturmasının mümkün olmadığı, kurum kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır