Yargıtay 2. Ceza Dairesi kararı: Hırsızlık davasında suçtan zarar gören Milli Eğitim Bakanlığının usulüne uygun bilgilendirilmemesi ve davaya katılım hakkının engellenmesi nedeniyle hükmün bozulması.
Özet: Hırsızlık suçlamasıyla görülen bir davada, suçtan zarar gören Milli Eğitim Bakanlığının duruşmadan usulüne uygun şekilde haberdar edilmemesi, delil sunma ve davaya katılma hakkının sağlanmaması nedeniyle 5271 sayılı CMKnın 233/1 ve 234. maddelerine aykırı hareket edildiği tespit edilmiş; bu ciddi usul eksikliği dolayısıyla sanık ile mağdur kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, hukuka aykırı bulunan hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden yargılanmak üzere ilgili daireye geri gönderilmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2812 E., 2022/2188 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onamaDuruşmadan usulüne uygun haberdar edilmeyen ve suçtan zarar gören Milli Eğitim Bakanlığınca gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından suçtan zarar gören kurumun 5271 sayılı Kanun'un 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, mahkemenin suç vasfını hatalı değerlendirdiğine, sanığın zararı karşılamak için ek süre talep etmesine rağmen süre verilmediğine, lehe hükümlerin değerlendirilmediğine"; suçtan zarar gören kurum vekilinin temyiz isteminin "davaya katılma talebi ve vekalet ücretine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Suçtan zarar gören Milli Eğitim Bakanlığının davadan haberdar edilip delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233/1 ve 234. maddelerine aykırı davranılması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafii ile suçtan zarar gören kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'den farklı gerekçeyle BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.