Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık, iş yeri ihlali ve mala zarar verme suçlarına ilişkin temyiz kararında, zamanaşımı ve müşterek failin tazmini halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini vurgulayarak hükmün kısmen bozulmasına karar verdi.
Özet: Yüksek mahkeme, cezaevindeki sanığa yasa yolu bildirimindeki eksiklik nedeniyle temyiz başvurusunu süresinde kabul ederek, sanıklardan birinin mala zarar verme suçundan mahkumiyetini zamanaşımı nedeniyle bozup kamu davasını düşürürken, bazı hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen mahkumiyet kararlarını onamış; öte yandan, mağdurun zararının diğer sanık tarafından tamamen karşılanması ve sanığın etkin pişmanlık uygulamasına karşı duruş sergilememesi sebebiyle bir hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, 5237 sayılı Kanunun 168/2. maddesinin uygulanması zorunluluğu gerekçesiyle bozmuştur.
2. Ceza Dairesi         2024/3704 E.  ,  2026/10859 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/477 E., 2023/516 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık ...'in 05.10.2013 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz ve eski hâle getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğundan mahkemenin 16.10.2023 tarihli ek kararının yok hükmünde olduğu, karar tarihinde ... E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığa hükmün 20.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak cezaevinde bulunan sanığa yapılan yasa yolu bildiriminde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesine göre yasa yolu başvurusunun gerçekleştirileceğinin belirtilmemesi nedeniyle, sanığın 05.10.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile hükmü temyiz ettiği ve temyizinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Sanık ...'in katılan ... ve şikâyetçi ...'a yönelik mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Sanığın, eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu için, öngörülen cezaların üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66/1-e, 66/4 ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının, suç tarihleri olan 01.02.20 14... .03.2014 güünlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II. Sanık ...'nın katılan ...'e yönelik hırsızlık, sanık ...'in şikâyetçi ...'a yönelik hırsızlığa teşebbüs ve katılan ...'e yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,
III. Sanık ...'in katılan ...'e yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Katılan ...'in tüm zararının kovuşturma aşamasında sanık ... tarafından tazmin edilmek sureti ile giderildiği, başkaca iade ya da tazmin gereken zarar kalmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.12.2016 tarih, 2013/13-482 Esas ve 2016/1242 Karar sayılı ilamında “Bu bağlamda, iştirak halinde işlenmiş suçlarda fail, yardım eden veya azmettiren suç ortaklarından birinin mağdurun zararını tamamen gidermesi halinde, artık giderilmesi gereken bir zarar bulunmadığından zararı gidermeyen diğer suç ortakları yönünden etkin pişmanlık müessesesinin uygulanması için "İade ve tazmin" şartı aranmayacak ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi tazminden çok pişmanlık esasına dayandığından zararı gidermeyen diğer suç ortaklarının en azından pişmanlıklarını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiklerini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunmaları gerekmektedir." şeklinde birlikte suç işleyenler yönünden etkin pişmanlık uygulamasına açıklık getirildiği, inceleme konusu dosyada da sanığın etkin pişmanlığa karşı duruş sergilemediğinin anlaşılması karşısında; sanığın da etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılarak, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.