Bölge Adliye Mahkemesinin hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinafta, kanunda sayılmayan durumlarda duruşma açmaksızın bozma kararı vermesinin hukuka aykırı olması ve mahkemeye erişim hakkı ihlali.
Özet: Sanıkların hırsızlık suçundan istinaf başvurularını inceleyen bölge adliye mahkemesinin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak belirtilenler dışındaki bir nedenle, dosya üzerinden duruşma açmadan hükmün bozulmasına karar vermesinin, hukuka aykırılıkların giderilmesi için davanın yeniden görülmesi yerine ilk derece mahkemesini direnme yetkisi bulunmayan bir hüküm kurmaya yöneltmesi sebebiyle yasal dayanaktan yoksun olduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin ilgili kararları doğrultusunda adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2026/2680 E.  ,  2026/9711 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1346 E., 2025/2180 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'ın temyiz isteminin, suçu işlemediğine, sanık ...'ın temyiz isteminin ise, suçu işlediğine dair delil bulunmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2023 tarihli ve 2022/748 Esas, 2023/765 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.10.2024 tarihli ve 2024/1392 Esas, 2024/4434 Karar sayılı kararı ile “..Her ne kadar sanıklar hakkında TCK 142/1-e maddesi uyarınca adet gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulmuş ise de; hırsızlığın yapıldığı yerin çiftlik olarak tarif edilmesine göre mahallinde keşif yapılarak suça konu yerin etrafının çevrili olup olmadığı, kapısının olup olmadığı, içinde kagir bina bulunup bulunmadığı tespit edilerek eylemin TCK 142/2-h maddesi kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken kira kontratı uyarınca henüz teslim yapılmamış olması kaldı ki hırsızlığa konu eşyaların kira sözleşmesi kapsamı dışında olmasına rağmen sanıklara anahtar teslim edilmesi sebebiyle çiftliğe girme konusunda hakları bulunduğundan bahisle eylemin TCK 142/2-h maddesi kapsamında kalmadığı şeklinde hatalı gerekçe kurularak karar verilmiş olması,
...” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.10.2024 tarihli ve 2024/1392 Esas, 2024/4434 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2024 tarihli ve 2024/693 Esas, 2024/832 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.