Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükümde Bölge Adliye Mahkemesinin, CMK 280/1 (e) ve (f) maddeleri dışında bozma kararı vererek yasal yetkisini aşması.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçuna ilişkin bir davada, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi hükmünü, Ceza Muhakemesi Kanununda duruşma açmadan bozmaya yetki veren sınırlı hallerin dışındaki nedenlerle dosya üzerinden bozmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu, bu durumun yargılama usulünde ağır bir ihlal teşkil ettiğini ve temyiz hakkını kısıtladığını değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/483 E., 2025/746 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozmaİlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına ve üst sınırdan hüküm kurulduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2022/670 Esas, 2024/44 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 22.05.2024 tarihli ve 2024/1464 Esas, 2024/2338 Karar sayılı kararı ile “...1-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde geceden sayılan zaman diliminde ... Ortaokuluna girerek okul içerisinde ..., ... ve ...'ın kullandığı odalardan paralarının çalınması, paraların farklı kişilere ait olduğunu bilebileceğine ilişkin delil olmadığından tek hırsızlık suçunu oluşturduğu halde bu müştekilere karşı ayrı ayrı hüküm kurulması, 2-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde gündüzden sayılan zaman diliminde... Teknik Mesleki Anadolu Lisesine girerek, okul içerisinde Seval Karamış, ..., ... ve ...'nun kullandıkları odalardan dizüstü bilgisayarları ile paralarını çalması eyleminin suça sürüklenen çocuğun eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebileceğine ilişkin delil olmadığından tek suç olduğu halde müşteki sayısınca hüküm kurulması, 3-Suça sürüklenen çocuğun güvenlik kamera görüntülerine göre eylemlerini gerçekleştirirken yüzünde tıbbı maske, kapüşon olduğu ve ikinci okuldaki hırsızlık eylemini gerçekleştirerek okuldan çıktıktan sonra tıbbi maskeyi de çıkartarak cebine koyması itibariyle suça sürüklenen çocuğun yüzüne maske, başına kapüşon takarak tanınmamak için tedbir alması nedeniyle hakkında hüküm kurulurken TCK'nın 142/2-h maddesinin yanı sıra TCK'nın 142/2-f maddesini de ihlal ettiğinden, iki ayrı bendin ihlali nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerekmesine rağmen cezanın alt sınırdan belirlenmesi,...” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 22.05.2024 tarihli ve 2024/1464 Esas, 2024/2338 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2024 tarihli ve 2024/342 Esas, 2024/621 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.