Galle fazlasına müstahak vakıf evladı tespiti talebinde, davacılar ile vakıf arasındaki kan bağının yöntemince kurulamaması ve bozma sonrası yargılama süreci.
Özet: Davacılar tarafından iki farklı vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti talebiyle açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kısmi kabul veya ret kararlarını eksik inceleme ve yetersiz soybağı tespiti gerekçesiyle bozan Yargıtay ilamı sonrası, bozma kararına uyularak yapılan yargılamada; mevcut delil durumu, nüfus kayıtları ve önceki yargılamalar dikkate alındığında, davacılar ile vakıf arasında kan bağı yoluyla yöntemince soybağının kurulamadığı, dolayısıyla vakıf galle fazlasına hak kazanamayacakları sonucuna varılmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2026/3098 E.  ,  2026/4557 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/270 E., 2021/304 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ... ve ... ... ve ... Vakıflarının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2017 tarihli ve 2015/440 Esas, 2017/167 Karar sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporunda, davacıların ... Vakfının galle fazlasına müstahak evlat olduklarını ancak ... Vakfının ise vakfıyede kız erkek ayrımı olmaksızın batın şartı gözetilerek eşit şekilde paylaşılması şart kılındığını, davacıların da ön batında olmalarını ispatlamaları gerektiğini belirttiği, nüfus kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacılardan önce ....'un sağ olduğu bu nedenle davacıların bu vakıf yönünden galle fazlasına müstahak evlat olamayacakları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacıların ... Vakfının galle fazlasına müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine, davacıların ... vakfına ilişkin tespit taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2017 tarihli kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2018 tarihli ve 2017/903 Esas, 2018/143 Karar sayılı kararı ile 1271 H tarihli Vakfiye bakımından galle fazlasının kız erkek ayrımı olmaksızın batın şartı gözetilerek eşit şekilde paylaşım şartının Vakfiyede düzenlenmiş olması nedeniyle davacılardan önce ön batın da davacıların babası ...’in babası ...’in kardeşi ...’in kızı ... bulunduğundan ... Vakfı yönünden verilen mahkeme kararının doğru olduğu, davacıların babaları ... vefat ettiğinden 1263 H tarihli ....Vakfının Vakfiyesinde batın şartıda öngörülmekle birlikte ölen evladın payının varsa kendi evlatlarına intikal etme şartı da düzenlenmiş olduğundan, davacıların babaları ... da 15/07/1968 tarihinde vefat etmiş olduğundan, davacıların babalarına halef dava galleden yararlanacakları Afyonkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/213 Esas ve 414 Karar sayılı dosyada davacıların babaları ...’in dedesi olan ... aynı şahıs olup o dosyada davacıları vakfedene soybağı isbat olunduğundan o davanın davacıları (...) ile aynı kökten erkek evlatlar aracılığı ile gelen dosyamız davacılarının da soybağı ispatlanmış olduğundan davacıların 1263 H tarihli ... Vakfının galle fazlasına müstehik vakıf evlatları olmaları nedeniyle mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2018 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.02.2020 tarihli ve 2018/11317 Esas, 2020/662 Karar sayılı ilamıyla, mevcut delil durumuna göre vakıf ile davacılar arasında kan bağı yolu ile kurulmuş soybağının yöntemince kurulamadığı, buna göre, varsa tarafların gösterecekleri diğer delillerin toplanmasından sonra, gerektiğinde konusunda uzman bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacılar için gerekli kan bağının kurulup kurulmadığı konusunda görüş alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme sonucu dosya kapsamına göre, davacılar ile vakıfta mevcut veya daha önce görev yapan mütevelliler arasında bağ kurulamadığı için 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararının somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1948 tarihli ve 1948/658 Esas, 1193 Karar sayılı kararında adları geçen kişiler ile halihazırdaki yargılamaya konu dosya davacıları arasında mevcut nüfus kayıtlarına göre bağ kurulamadığı, 2005 yılı galle fazlası dağıtımına esas evlat listesinde davacıların adları bulunmakta ise de söz konusu listeye dayanak mahkeme kararı bulunmadığından ve işbu listelerin ne şekilde oluşturulduğu belli olmadığından mevcut delil durumuna göre vakıf ile davacılar arasında kan bağı yolu ile yöntemince soy bağı kurulamadığının kabulü gerekeceğinden bozmadan sonra alınan bilirkişi raporları da gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediğini, mevcut nüfus kayıtlarının ...'e kadar gittiğini, ...'in çocuklarının ... ve ... olduğunu, ...'un davacı müvekkillerinin üstsoyu olduğunu, nüfus kaydında ulaşılan ...'in doğrudan, ... Bey'in oğlu olup birinci kuşak olduğunu, 1271 tarihli vakfın kuruluşunun Miladi 1855 yılı olduğu, ... oğlu ...'un doğum tarihinin ise 1866 yılı olduğunu, 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda ikinci kuşakta sayılan ...'in çocuklarından ... ve müvekkillerinin dedesi olan ...'in  babası, ... ise amcası olduğunun tespit edildiğini, 1957/608 Esas, 1957/504 Karar numaralı kararda adı geçen 1271 tarihli Vakfın kurucusu ...'nin çocuğu olan ...'e kadar olan tüm Nüfus Kayıtları dosyamıza sunulmuştur. Davacıların Vakıf kurucusu ...'nin  oğlu olan ...'le olan soybağları nüfus kayıtları ile ortaya konulduğunu, Yargıtay ilamında bahsi geçen Afyonkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1948 tarihli ve 1948/58 Esas, 1948/1193 karar sayılı kararında yer alan isimlerden, ... oğlu ...'nin, müvekillerinin dedesi ...'in kardeşi olduğunu, ... oğlu ...'ye ait nüfus kayıt örneğinin de dosyaya  sunulduğunu, anılan nedenlerden dolayı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde, Mülhak Vakıf Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek ... ile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı ... Kanunu (2762 sayılı Kanun) gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı ... Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut ... arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut ... arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
... Kanunu ve ... Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soybağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; incelemeye konu dosyanın davacıları ... ve ...'nın kardeş oldukları, nüfus kayıtlarına göre davacıların babasının ... (1924-1968), ...'in babasının ... (1890-1951), ...'in babasının ... ve ... oğlu ... (1866-1931) olduğu, ... oğlu ...'in ... ..., ... ve ... adında kardeşlerinin bulunduğu, Afyon Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1948 tarihli 1948/658 Esas, 1948/1193 Karar sayılı ilamında; 26.06.1944 tarihli karara atıf yapılarak vakıf evladı oldukları tahakkuk edenler arasında ..., ..., ... ve ...'ın isimlerinin zikredildiği, Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.1957 tarihli 1957/608 Esas, 1957/504 Karar sayılı kararında, 1271 tarihli Vakfın kurucusu ...'nin çocukları; ..., ..., ..., ... birinci kuşak, ...'in çocukları; ... ve ... ikinci kuşak: ...'un çocukları ... üçüncü kuşak evlat kabul edilerek ... ve diğerlerinin galle fazlasına müstahak olduklarının tespitine karar verildiği, nüfus kayıtları ile Afyon Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1948 tarihli 1948/658 Esas, 1948/1193 Karar ve Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.1957 tarihli 1957/608 Esas, 1957/504 Karar sayılı kararlarının birbirini tamamladığı ve isimlerin örtüştüğü, nitekim bu durumun Dairemizin 03.02.2020 tarihli bozma ilamından sonra alınan 07.12.2020 tarihli bilirkişi raporu ve 15.03.2021 tarihli ek rapor ile de teyit edildiği ve davacıların her iki vakfın evladı olduklarının tespitine yer verildiği, tespit edilemeyen hususun ilamlarda ismi geçenlerden bir kısmının nüfus kayıtları mevcut olmadığından davacıların batın durumu olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Afyon Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.1948 tarihli 1948/658 Esas, 1948/1193 Karar ve Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.1957 tarihli 1957/608 Esas, 1957/504 Karar sayılı kararı ve nüfus kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davacılar ile vakfeden ... arasında kök muris .... oğlu ... (1866-1931) üzerinden soybağının mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir.
Davacılar ile vakfeden arasında yukarıda açıklandığı üzere soybağının kurulması üzerine ikinci aşamada vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması gerektiği, dava konusu vakıflardan ... Vakfının 1263 Hicri tarihli (1847 M.) vakfiyesinde galle fazlası için; "...merkûmda halife olanlar damcı ve ferrâş olup yevmî bir akce virile, zikr olınan ta'mîr ve termîm vezâifden izdiyâdi hayâtda oldıkca kendim mutasarrıf olan, vefâtımdan sonra evlâd-ı zükûrum ve evlâd-ı zükûrum batnen bad'e batnin beyinlerinde izn-i mütevellî ile ale's-seviyye taksîm olına, evlâd-ı zükûrumdan ve evlâd-ı evlâd-ı zükûrumdan bir fevt olursa hissesine evlâdı mutasarrıf ola ba'de'l-inkırâz evlâd-ı inâsım batnen bad'e batnin beynlerinde kezâlik ale's-seviyye taksîm olına, evlâd-ı inâsımdan ve evlâd-ı evlâd-ı inâsımdan biri fevt olursa hissesine evlâdı mutasarrıf ola..." şeklinde şart koşulduğu, buna göre vakfiyede zikrolunan bakım ve onarım ile görevlilere verilen ücretten arta kalan miktarı (galle fazlası); hayatta oldukça kendisine, vefatından sonra batın şartı ile erkek evladı, erkek evlad-ı evladına eşit olarak vefat edenin evladının mutasarrıf olmasını, erkek evladının nesli kesilir ise batın şartı ve eşit olarak kız evladına, vefat eden olur ise hissesine evladının mutasarrıf olması şart kılınmıştır. Özetle; galle fazlası öncelikle batın şartı ile erkek evlada, ancak vefat eden olur ise hissesinin kendi evlatlarına, erkek evladın nesli kesilir ise aynı şartlarda kız evlada bırakılmış olup davacıların babası ... ve ... oğlu ... 1968 yılında vefat etmiş olması nedeni ile hissesine vakfiye gereği evladları mutasarrıf olacaklardır.
Buna göre Mahkemece; davacılar ile vakfeden arasında soybağının mevcudiyeti ile vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartlara davacıların haiz olmaları nedeni ile davacıların dava konusu 1263 Hicri tarihli (1847 M.) vakfiye ile kurulan ... Vakfının galle fazlasına müstahak olduklarının tespitine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davacılar ile vakfeden arasında soybağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.