Yargıtay, hırsızlık suçundan verilen kararda bölge adliye mahkemesinin CMK 280/1-e ve f bentleri dışındaki gerekçelerle hükmü bozma kararının hukuka aykırılığını ve hükümsüzlüğünü inceliyor.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen ilk derece mahkemesi mahkumiyetine yönelik bölge adliye mahkemesinin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1(e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak belirtilen haller dışında duruşma açmaksızın verdiği bozma kararının usule ve hukuka aykırı olduğu bu evrakta tespit edilmiş olup, bu tür kanuni dayanaktan yoksun bozma kararlarının hükümsüz sayılması ve temyiz hakkını kısıtlaması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla da desteklenerek, davanın yeniden görülmesi yerine dosya üzerinden verilen bu kararın yasal dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2026/2319 E.  ,  2026/9707 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/787 E., 2025/954 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlerin yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, tek başına ikrarın mahkûmiyete yeterli olmadığına, eylemin TCK'nın 142/2-h maddesi kapsamında kalmadığına, eylemin gece işlenmediğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına, sanık ... ve müdafiinin temyiz isteminin ise, sanığın suçu işlediğine yeterli delil bulunmadığına, malın değerinin az olduğuna ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ankara 54. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2022/38 Esas, 2022/316 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2022/1298 Esas, 2023/1086 Karar sayılı kararı ile “...1-Yukarıda adı geçen her iki sanık da yargılama ve hükme konu olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin kararının uygulanacak kanun maddelerinin gösterildiği gerekçe kısmında hangisi olduğu belirtilmeyen tek bir sanığı kapsayacak şekilde "sanığın sabit olan eylemine uyan" denilmek suretiyle başlayan cümlenin "TCK' nun 142/1-e, 143, 37, 53. maddeleri gereği cezalandırılmalarına" denilmek suretiyle çoğul ifade kullanılarak devam ettiği, ayrıca yine kararın gerekçesinde kilitli aracın kaputu açılarak hırsızlık suçunun işlendiği belirtilmesine rağmen mahkeme gerekçesindeki kabulüyle uygunluk göstermeyecek şekilde TCK nun 142/1-e ve 143. maddeleri gereği cezalandırma cihetine gidildiği belirtildiği halde hüküm kurulurken 142/2-h maddesinden uygulama yapılmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunması, 2-Kabule göre de, katılana ait 06... plakalı araçtan akü hırsızlığı olayında, akünün kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınıp alınmadığı konusunda katılanın beyanları tespit edilmeden veya buna ilişkin belge ve tutanaklar araştırılmadan, kilitli aracın kaputu açılarak hırsızlık suçunun işlendiğinden bahisle sanıklar hakkında TCK nun 142/2-h maddesinden hüküm kurulması,
...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2022/1298 Esas, 2023/1086 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Ankara 54. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2024 tarihli ve 2023/340 Esas, 2024/786 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin ve sanıklar ... ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.