Cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında tarafların defter kayıtlarındaki çelişkilerin incelenmesi.
Özet: Davacı taraf, ticari ilişkilerden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise taraflar arasındaki hesapların 2007de mutabakatla kapatıldığını, kendi defter kayıtlarında yer alan bazı ödemelerin davacının kayıtlarında bulunmadığını ve bu nedenle borcun gerçek olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş; bu hukuki ihtilafta, ilk derece mahkemesinin taraflar arasında hukuki ilişki olduğunu kabul etmesine rağmen, bölge adliye mahkemesi davayı esastan reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5189 E.  ,  2026/2352 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI :2021/1955 Esas, 2025/712 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2016/1369 E., 2021/254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkiler kapsamında edimlerin eksiksiz tamamlanıp yerine getirildiğini, ancak davalının şifahen yapılan tüm ihtarlara rağmen davalının cari hesap alacağını ödemediğini, bunun üzerine ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili için icra takibine başlandığını, borçlu davalının borca itirazı ile birlikte yetki itirazında da bulunduğunu, yetki itirazının taraflarınca kabul edildiğini, dosyanın yetkili olarak belirtilen Beykoz İcra Müdürlüğüne gönderildiğini ve davalıya tekrar ödeme emri gönderildiğini, takibe konu borca itiraz edildiğini, müvekkili tarafından tutulan muavin defter kayıtlarında da müvekkilinin alacağının olduğunun görüleceğini, ayrıca her ne kadar davalı itiraz dilekçesinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir akdi bağ bulunmadığını beyan etmiş ise de dilekçe ekinde sunulan muavin defter kayıtlarında davalı tarafından yapılan ödemelerin açıkça gözüktüğünü ileri sürerek davalının Beykoz İcra Müdürlüğünün 2015/7585 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketle davacı şirket arasındaki hesabın yıllar önce 31.12.2017 tarihinde mutabakat yapılarak sonlandırıldığını, müvekkili ile davacı şirket arasındaki hesap hareketinin 2004 yılında başladığını, hareketlere bakıldığında 2004 ve sonrasında tamamen cari hesap virmanları olduğunu, yani davacı şirketin müvekkili şirkete müvekkili şirketin de davacı şirkete para göndermek suretiyle işlemler yapıldığını, bunun üzerine, 2006 yılına cari hesap 1.217.570,75 TL davacı alacaklı şekilde görüldüğünü ancak aynı yılın sonunda da hesabın sıfırlandığını, 2007 yılında ise tekrar birkaç kalem işlem gerçekleştirildiğini ve hesabın yine sıfırlandığını, 31.12.2007'de mutabakat farkı olarak 19.200,00 TL ile hesabın kapatıldığını, her iki şirketin cari hesapları karşılaştırıldığında; 2004 yılı sonunda davacı ... Mühendislik “120 Alıcılar Hesabı” 58.847,44 TL borçlu olarak 2005 yılına devir ettiğini, bu rakamda her iki şirketin de mutabık olduğunu, müvekkilinin 2005 yılı sonunda “336 diğer çeşitli borçlar hesabı”na göre davacı ... şirketinin 1.217.570,75 TL alacak bakiyesi ile 2006 yılına devir edildiğini, aynı yıl, davacı ... Şirketinin hesabında ise ... şirketinin 2.495.684,59 TL alacaklı gözüktüğünü, 2005 yılı sonunda müvekkili şirketteki 1.217.570,75 alacak bakiyesi ile davacı şirkette gözüken 2.241.820,75 alacak bakiyesi arasındaki farkın 1.024.250 TL olduğunu, bu farkın sebebinin 2005 yılı içinde çeşitli tarihlerde ... Şubesi ve ... şubesinden davacı “...hesabına çekilen” açıklaması ile yapılan borç kayıtları olduğunu, bu işlemlere ait kayıtların davacı şirketin hesaplarında olmadığını, yani müvekkili şirketin davacı şirketi borçlandırdığı ödemelerin maalesef davacı kayıtlarında yer almadığını, bu nedenle arada oluşan farkın ortaya çıkarılması için bu işlemlere ait dekontların ... Bankasından celbine karar verilmesini talep ettiklerini, yine müvekkili tarafından ödenen 10.08.2006 tarihli davacı şirket kredi ödemelerinin davacı kayıtlarında yer almadığını, bu ödemelere ilişkin dekontların da celbine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket kayıtlarında 2006 yılı sonunda “336 diğer çeşitli borçlar” hesabının bakiyesinin 0 TL olarak kapandığını, aynı yıl davacı şirketin kayıtlarına bakıldığında onlarda da bakiyenin 0 TL gözüktüğünü, ayrıca davacı şirketin kayıtlarında ne olduğu anlaşılamayan ve ... kayıtlarında bulunmayan birçok rakamın yer aldığını, 2006 yılının ... kayıtlarında 0 TL vermesinin sebebinin bakiyenin onlarda gözüken müvekkili ...’nın borcunun 2.253.796,77 TL’nin şirket ortakları olduğunu düşündükleri ...’na 1.100.000,00 TL, 850.000,00 TL ... ’na 303.796,77 TL’nin ise ...’nun hesaplarına virman yapılarak kapatılmış olması olduğunu, 2007 yılında ise müvekkili hesaplarında 185.000,00 TL tutarında bir hareket olduğunu, bunun da davacı şirket hesaplarına virmanlanarak kapatıldığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında hukuki ilişki olduğunun her iki tarafın kabulünde olup davacının sadece davaya konu borcun bir kısmının varlığını ispatlayamadığı, davalı kayıtlarında yer alıp davacı kayıtlarında yer almayan "1.024.250 TL’lik virman ve ödeme açıklamalı kayıtlar ile ilgili olarak ispat yükünün davalı şirkette olduğu, işbu ödemelerin ve davacının icra takibini yaparken veya dava açarken kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Beykoz İcra Dairesi'nin 2015/7585 E., sayılı icra dosyası üzerinden yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin, 105.607,82 TL asıl alacak ve asıl alacağa taleple bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren işleyecek %9 ve değişen oranlarda kanuni faiz uygulanmak suretiyle devamına, davacının fazlaya ilişkin 973.759,72 TL'lik isteminin reddine, likit ve muayyen nitelikte bulunan 105.607,82 TL asıl alacağın % 20'si oranındaki 21.121,56 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve ek raporun dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli ve tarafların itirazlarını karşılayacak nitelikte olduğu, yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, buna göre davacı, davalıdan takip tarihi itibariyle 105.607,82 TL alacaklı olup, mahkemece 11.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda yerinde bir şekilde hesaplanan 105.607,82 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmayıp taraf vekillerinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, diğer yandan davacı tarafça takip talebinde "3095 sayılı Yasa uyarınca T.C. ... Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık (365 Gün) %9 yasal faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi" ibaresine yer verildiği, bu durumda takip talebinde takipten sonra açıkça avans faizi talep edildiğinin yazılı olmaması karşısında takipten sonrası için yasal faiz istendiğinin kabulü gerekeceği, mahkemece hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %9 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.