Şirket yöneticisinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılandığı davada, zamanaşımı süresinin dolmadığı ve uzlaştırma ile kesildiği gerekçesiyle verilen düşme kararının bozulması.
Özet: Sanık hakkında, şirket yöneticisi olarak görevliyken personelin avansları için çekilen 23.000 TLyi kişisel menfaati için kullandığı iddiasıyla açılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma davasında yerel mahkemenin, kanundaki daha uzun zamanaşımı sürelerini ve uzlaştırma sürecinin zamanaşımını durdurucu etkisini göz ardı ederek zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermesi hukuka aykırı bulunmuş ve davanın esastan görülmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/42812 E.  ,  2026/4589 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/42 E., 2020/721 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın ... isimli şirkette ... yöneticisi olarak çalıştığı dönemde kendi emrinde çalışan personele iş avansı olarak verilmek üzere şirket muhasebesinden çekmiş olduğu paraları ihtiyacı olan sürücü ve proje yöneticilerine vermeyerek, katılan şirkete ait toplam 23,000 TL yi kendi ihtiyacı için kullandığının iddia edilmesi karşısında; sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı TCK'nın 155/2 maddesinde düzenlenen ''hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçuna vücut vereceği, bu suçun aynı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddeleri uyarınca 15 yıllık asli ve 22... aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olup, katılan vekili şikayet dilekçesinde sanığın iş akdinin 27.11.2007 tarihinde sona erdiğini beyan ettiği, en aleyhe yorumla suç tarihinin 27.11.2007 olarak kabul edilmesi gerektiği, zamanaşımını kesen son nedenin sanık hakkında verilen 11.06.2014 tarihli mahkumiyet hükmü olduğu, karar tarihi itibarıyla suç tarihinden itibaren 22... aylık, mahkumiyet kararından itibaren 15 yıllık zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği, kaldı ki 5271 sayılı CMK'nin 253 üncü maddesi gereğince ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarih ile uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu gözetildiğinde, mahkemece yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen sürelerin dolduğundan bahisle düşme kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
27.04.2026 tarihinde karar verildi.