Konya Bölge Adliye Mahkemesi, icra takibine itirazın iptali davasında görevli yargı yerinin belirlenmesi ve davanın ticari niteliğinin tespiti üzerine istinaf incelemesi yapmıştır.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin spor kulübüne karşı açtığı itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemelerinin görevli olup olmadığına ilişkin ortaya çıkan görev uyuşmazlığının istinaf incelemesini konu almaktadır; zira hem Asliye Hukuk Mahkemesi hem de Asliye Ticaret Mahkemesi, davanın ticari niteliği ve davalı spor kulübünün dernek statüsünde olması nedeniyle kendilerini görevsiz görmüş, bu durum üzerine üst mahkeme hangi mahkemenin görevli olduğunu belirlemek üzere resen inceleme yapmaktadır.

T.C. KONYA BAM 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 18/06/2026NUMARASI : ... ESAS ... KARARDAVACI : ...... VEKİLİ : Av...DAVALI : ... DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 21/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 21/09/2026 Yukarıda esas numarası yazılı dosya yargı yerinin belirlenmesi amacıyla re'sen istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla yapılan inceleme sonucunda dosyadaki belgeler okundu, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜDÜ:Davacı dava dilekçesinde; Davacı müvekkilinin, davalı borçludan ...... numara ve 23/05/2025 tarihli faturaya dayanan alacağının mevcut olduğunu, davalı borçlunun davacı alacaklı tarafından başlatılan icra takibine itiraz etmesi üzerine işbu davayı ikame etmeleri gerektiğini, faturadaki malların teslimine ilişkin konuşma kayıtlarının ekte sunulduğunu, o dönemdeki klüp yetkililerinin talimatı ile malların bir kısmının teknik direktör ......'a, bir kısmının ise kaleci antrenörü olan ......'a teslim edildiğini, borcunu ödemeyen davalı aleyhine Ereğli İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibinin başlatılmasının ardından davalı borçlu spor kulübünün yetkilisi ...... tarafından borca itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, taraflarınca Ticari Dava Şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda da bir anlaşmaya varılamadığını, müvekkil şirketin spor malzameleri üzerine faaliyet göstermekte olup, davalı ... kulübüne faturada da detaylıca belirtildiği üzere spor malzemeleri sattığını, her ne kadar davalı tarafça borca itiraz edilmiş ise de; kulüp başkanlığı görevini yürüten ....'in söz konusu borcu kabul ettiğini belirterek haklı davanın kabul edilmesine, Ereğli İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi gerekçeli kararında; Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresi Ereğli ilçesini de kapsayacak şekilde genişlemesi nedeniyle 01/09/2021 tarihi ve sonrasında açılan ticari davalarda mahkemenin görevli olmadığı, bu davalarda Konya Asliye Ticaret Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, Nitekim, 6100 sayılı HMK m. 1 ve 114/1-c hükmüleri uyarınca görev, kamu düzeninden olduğu, Sonuç olarak; taraflardan birinin tacir olması sebebiyle yukarıda bahsi geçen kanun hükümleri ve HSK kararı göz önünde bulundurularak davaya bakmaya görevli mahkemenin Konya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verildiği görülmüştür. Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararında; Takibe dayanak faturanın içeriğinde bir kısım spor malzemelerinin satışına ilişkin olması sebebiyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 209 ve devamı maddelerinde düzenlenen taşınır satışına ilişkin olduğu, bir başka ifade ile 6102 Sayılı Kanunda düzenlenen ve mutlak ticari davaya vücut veren bir sözleşme/iş bulunmadığı, dolayısıyla eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı, Davacının 6102 Sayılı Kanunun 16/1 maddesi gereğince özel hukuk tüzel kişisi tacir olduğu, davalının ise Spor Kulübü olduğu anlaşılmakla 7405 Sayılı Kanunun amir hükümleri gereğince Spor Kulübü statüsünde mi olduğu yoksa Spor Anonim Şirketi statüsünde mi olduğu hususunda T.C. Ereğli(Konya) Kaymakamlığı Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü, T.C. Konya Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, T.C. Konya Valiliği Sivil Toplumla İlişkiler İl Müdürlüğü ve T.C. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, gelen yazı cevaplarının incelenmesinde davalı ... Kulübü'nün 7405 Sayılı Kanun Kapsamında Spor Anonim Şirketi statüsünde olmadığı, adı geçen kanunun 7/1 maddesi gereğince dernek statüsünde olduğu ve Dernekler Kanununa tabi olduğu, Dolayısıyla eldeki davanın nispi ticari davaya da vücut vermediği Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde eldeki davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmadığı anlaşılmakla davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verildiği görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, merci tayini talebine ilişkindir.6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki fatura alacağından kaynaklanan bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davacı tarafın limited şirket olması nedeniyle, 6102 sayılı TTK m. 124(1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava konusu uyuşmazlığın davacı açısından ticarî iş niteliğinde olması nedeniyle 6102 sayılı TTK m. 19(2) hükmü uyarınca, sözleşmenin diğer tarafı olan davalı için de ticarî sayılması gerekir ise de, bu durum davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Zira yukarıda ifade edildiği üzere, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Akdi ilişkinin karşı tarafı olan davalı ... Kulübü Derneği tacir sıfatını haiz değildir Bu nedenle, davalının dernek vasfında olması nedeniyle tacir sıfatı bulunmadığından, nispî ticarî dava söz konusu değildir. (Aynı yönde bkz. Yargıtay 20. HD'nin 29/09/2015, 2015/4359 E., 2015/7925 K) 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle, eldeki dosyaya bakma görevinin Ereğli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğuna karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Ereğli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 2-Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmesi için merci tayini talebinde bulunan Mahkemesine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi, uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/09/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.