Suça sürüklenen çocukların hırsızlık davasında bölge adliye mahkemesinin yasal dayanaktan yoksun duruşmasız bozma kararının hukuka aykırılığına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Hırsızlık suçuyla yargılanan suça sürüklenen çocukların müdafilerinin temyiz istemlerinin kabulüyle yapılan incelemede, bölge adliye mahkemesinin daha önce ilk derece mahkemesi hükmünü, suça sürüklenen çocuklara toplu ceza uygulaması, eylemin vasfı ve yargılama giderlerinin tahsili konularında belirlediği hukuka aykırılıklar nedeniyle bozmasına rağmen, bu bozma gerekçelerinin kanunen duruşma açmadan bozmaya imkan veren sınırlı haller arasında yer almadığı, dolayısıyla davanın yeniden görülmesi yerine dosya üzerinden verilen bozma kararının usul ve yasaya aykırı olduğu tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2570 E., 2024/2319 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: BozmaI. Suça sürüklenen çocukların temyiz istemlerinin incelenmesindeİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.09.2024 tarihli ve 2024/2570 Esas, 2024/2319 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ve 5271 sayılı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek kararlar temyiz edilirken herhangi bir gerekçe gösterilmediğinden suça sürüklenen çocukların temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,II. Suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesindeİlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, “verilen cezaların yüksek olduğuna, mahkûmiyete yeterli delillerin bulunmadığına ve eksik inceleme neticesinde karar verildiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin 15.04.2022 tarihli, 2020/746 Esas, 2022/337 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 18.10.2023 tarihli ve 2022/2027 Esas, 2023/2477 Karar sayılı kararı ile "1- Suça sürüklenen çocukların eylemleri nedeniyle ayrı ayrı infazda duraksamalara neden olmayacak şekilde uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden, suça sürüklenen çocuklar için toplu uygulama yapılarak 5271 sayılı Yasa'nın 2 23... . maddesine aykırı davranılması, 2-suça sürüklenen çocukların katılanın market önüne park edip, anahtarını aldığı motosikletinin kablolarıyla oynayıp, sürükleyerek götürdükleri anlaşılmakla, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde düzenlenen "kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık" suçunu oluşturacağı gözetilmeden yetersiz gerekçe ile basit hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi, 3-Birlikte suç işleyen suça sürüklenen çocuklar için ortak yapılan yargılama giderlerinin payları oranında alınmasına karar verilmesi gerekirken, tahsil biçimi belirtilmeden suça süreklenen çocuklardan alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesine aykırı davranılması" gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 18.10.2023 tarihli ve 2022/2027 Esas, 2023/2477 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin 09.02.2024 tarihli, 2023/998 Esas, 2024/150 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.