Yargıtay, işçi alacakları davasında, önceki kısmi davanın dilekçe ret kararının kesinleşmesi nedeniyle derdestlik itirazının yerinde olmadığına hükmederek yerel mahkemenin esasa girmeden verdiği ret kararını bozmuştur.
Özet: Yargıtay, işçinin kıdem, ihbar, izin ücreti ve fazla mesai alacakları için açtığı ikinci davanın, önceki kısmi davasındaki dilekçe reddi kararının davacı yönünden kesinleşmiş olması ve ilk davadaki temyizin sadece vekalet ücretine ilişkin bulunması sebebiyle derdestlik teşkil etmediğini belirterek, yerel mahkemenin işin esasına girmeyip derdestlik nedeniyle davayı reddetmesinin hatalı olduğuna ve işin esasının incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2010/20089 E.  ,  2012/37568 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
    DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.11.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    1.Davalı temyizi açısından;
    Davalı vekili temyiz aşamasında vekaletnamesindeki yetkiye istinaden temyizden feragat ettiğinden, davalı tarafın temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 maddesi uyarınca REDDİNE,
    2.Davacının temyizine gelince;
    Davacı işçi, bu davadan önce Bakırköy 6. İş Mahkemesinde kısmi dava açıldığını, yapılan yargılamada tanıklar dinlenerek bilirkişi raporu alındığını ve davaya konu tazminat ve alacakların hesaplandığını, rapora itiraz ettiklerini ve bu itirazları değerlendirilmeden mahkemece ek rapor alınmadan dava dilekçesinin reddine karar verdiğini belirterek, kısmi davada belirlenen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
    Davalı işveren, zaman aşımı def'inde bulunmuş ve Bakırköy 6. İş Mahkemesine davacının aynı sebeplerle açtığı davasında mahkemenin dilekçenin reddine karar verdiğini ve bu kararın temyiz edilmesi sebebiyle henüz kesinleşmediğini ve derdestlik nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece, davacı işçi tarafından daha önce dava açılmış ve yargılama aşamasında bilirkişi incelemesi yapılmış olduğu ve mahkemece davacının toplam 1.000,00TL olarak talepte bulunduğu ve bu talep üzerinden dava harcının yatırdığını ancak alacak kalemlerini miktar olarak bildirmediği, verilen süre içinde dilekçesindeki hususları açıklamadığı ve taleplerini ayrıştırmadığı kabul edilerek kesin süreden sonra sunulan dilekçesi kabul edilmeyerek 23.06.2009 tarihli karar ile dava dilekçesinin reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edildiği ve Yargıtay 9 Hukuk Dairesinin 13.11.2009 tarihli kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği açıklanmış, 03.07.2009 tarihli dilekçe ile açılan ikinci davanın derdestlik sebebiyle reddine karar verilmiştir.
    Davacının 1000,00TL talepli olarak açtığı kısmi dava dilekçesinin kesin süreye riayet edilmemesi sebebiyle reddine karar 23.06.2009 tarihlidir. Davacı taraf kararı temyiz etmemiş, vekalet ücreti noktasında davalı taraf kararı temyiz etmiştir. Davacı vekili 8 günlük temyiz süresi geçtikten sonra bu davayı açmıştır. Temyize konu bu dava açıldığı tarihte kısmi dava dilekçesinin reddi hususu kesinleşmiştir. Karara karşı davalı tarafın temyizi salt vekalet ücreti yönündendir. Bu yüzden derdestlik itirazı somut olayda yerinde değildir. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
    Öte yandan derdestlik itirazı sebebiyle hüküm tarihinde uygulanmakta olan HUMK’nun 194. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine dair hüküm kurulması da kabul şekli itibarıyla doğru değildir.
    Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.