İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, hisse devri sonrası rekabet yasağı ihlali ve cezai şart alacağı iddiasıyla açılan davanın istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının davalıya hisse devri sonrasında imzalanan rekabet yasağı anlaşmasını ihlal ettiği iddiasıyla açtığı cezai şart alacağı davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesi davalının aynı iş kolunda faaliyet göstererek yasağı ihlal ettiği ve tacir olduğu için cezai şart indirimi isteyemeyeceği gerekçesiyle davayı kabul etmiş, davalı ise sözleşmedeki ilgili maddenin çalışma hürriyetine aykırı ve kesin hükümsüz olduğunu, ayrıca rekabet yasağını ihlal etmediğini iddia ederek karara itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/5
KARAR NO: 2026/1443
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 03/11/2022
NUMARASI: 2021/45 Esas - 2022/1044 Karar
DAVANIN KONUSU: Ceza koşulu alacağı (Rekabet yasağı anlaşmasından kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiliyle davalının dava dışı ... Şti'nin ortakları olduklarını, davalının belirtilen şirketlerdeki %30 hissesini 21.02.2020 tarihinde müvekkiline devrettiğini, devir karşılığında kendisine 5.650.000 TL ödemede bulunduklarını, 21.02.2020 tarihli sözleşmenin 11. maddesi gereğince beş yıl süre ile davalının dava konusu şirketlerle aynı iş kolunda herhangi bir faaliyette bulunmayacağı yönünde taahhütte bulunduğunu, ancak davalının taahhüdünü ihlal ederek sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenlerle sözleşmede yer alan 1.000.000 TL cezai tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, sözleşmenin 11.maddesinin çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, ayrıca müvekkilinin rekabet yasağını ihlal eden herhangi bir eylem ve işleminin bulunmadığını, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...davalının iki ayrı şirketteki hisselerini devrettiği, devir sözleşmesinde her iki taraf için de cezai şart içeren hükümler bulunduğu, sözleşmede belirlenen 5 yıllık sürenin de makul olduğu, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen sözleşmenin TBK 26 ve 27 maddeleri kapsamında geçerli olduğu, davalının hisselerini devrettiği şirketlerle aynı faaliyet alanında bulunan başka bir firma kurduğu, bu hususu emniyette vermiş olduğu ifadesinde kabul ettiği, davacı tanıklarının da rekabet yasağını ihlal eden eylem ve işlemlerin varlığını maddi olaylara dayalı olarak beyan ettikleri, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 09/07/2021 tarihli cevabi yazısıyla da davalının 11/06/2020 tarih itibariyle Mobilya ve Mobilya Aksesuarları Toptan Ticareti faaliyeti altında mükellef kaydının bulunduğunun bildirildiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalının 21/02/2020 tarihli sözleşmenin 11.maddesini ihlal ettiği, davalının aynı zamanda tacir olduğu dikkate alınarak TTK 22.maddesi kapsamında cezai şartın indirilmesini de isteyemeyeceği dikkate alınarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak...." gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğinden kararın kaldırılması gerektiğini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin 1998 yılında davacının eşi müteveffa ... ile birlikte ... isimli şirketin akabinde ise ...isimli şirketin kurucu ortağı olarak Metal Sektöründe faaliyet göstermeye başladığını, ...'ın 2015 yılında vefatı ile birlikte mirasçılık sıfatı ile pay sahibi olan davacı ve dava dışı oğlunun şirketlerin faaliyet alanları ile ilgili yeterli bilgi ve belgelerden yoksun olmaları, haksız tutum ve davranışları ile sair sebeplerle taraflar arasındaki karşılıklı güven ve iyi niyetin sona erdiğini ve müvekkili tarafından ihtarname gönderildiğini, ortaklıktan çıkma iradesinin ihtaren bildirildiğini, 21.02.2020 tarihli hisse devir sözleşmesi yapıldığını ve müvekkili adına olan şirketteki hisselerini davacıya devrettiğini, davacı tarafın söz konusu hisse devir sözleşmesinin 11.maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle dava ikame edildiğini, söz konusu kararın yeterli ve gerekli inceleme yapılmaksızın verildiğini, müvekkilinin söz konusu maddeye aykırı davrandığı ve haksız rekabet içeren eylemlerde bulunduğu asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin aynı iş kolunda faaliyet göstermesinin madde ihlali olarak yorumlanmaması gerektiğini, aynı alanda faaliyet göstermesi gerekçesiyle cezai şart hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin ilgili maddesinin hukuka aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü gerektiği, rekabet yasağı ve buna bağlı cezai şart koşulunun hukuken geçerli ve müvekkili açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, TBK'nın 27.maddedeki yazılı haller uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince rekabet yasağına ilişkin düzenlemelerin öngörülebileceğini ancak yasağın geçerli olarak kabul edilebilmesi için tarafların çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olmaması gerektiğini, cezai şart tutarının fahiş olmasına rağmen indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, TTK 22.maddesi kapsamında karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, cezai şartın fahiş olduğunu, emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu, davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davrandığını, davacı tarafın sözleşme maddesini ihlal etmesi nedeniyle doğan cezai şartın tahsili için Bakırköy 5. ATM'nin 2022/613 Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine dava açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, sadece tanık beyanları doğrultusunda sözleşme maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirilmesi ve cezai şart tutarının fahiş olmasına rağmen hakkaniyet indirimi yapılmaması ile davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, şirket hisse devir sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet yasağı anlaşmasının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında, dava dışı limited şirketlerinin hissesinin devrine dair ve ayrıca şirket hisse devir sözleşmesine ilişkin sözleşmelerinin varlığına dair herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının şirket hisse devir sözleşmesinin ihlaline gerekçe gösterilen maddenin geçerli olup olmadığı, davalı eyleminin cezai şart alacağına neden olup olmadığı, cezai şart olarak belirlenen miktardan indirim yapılmamış olmasının ve tanık beyanları ile hüküm kurulmuş bulunmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamından, dava dışı ... ... .. Ltd Şirket hissesinin davalı devir eden tarafından davacıya noterde yapılan 21.02.2020 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi ile 690.000,00 TL bedel karşılığında devredildiği, aynı tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi ile davalının dava dışı ... ... Ltd Şirketindeki hisselerini 996.000,00 TL bedel karşılığında devrettiği ayrıca taraflar arasında 21.02.2020 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinin gerçekleştirildiği, devredenin davalı, devralanın davacı olduğu, sözleşmenin 11.maddesinde; " Devreden ortak ... şirkelerdeki hisselerinin devrinden sonra 5 yıl süre ile (şirket hakim ortakları ... ve ... olduğu müddetçe) bu şirketlerin faaliyet (iştigal) alanı olarak şirketlerin ana sözleşmesinde gösterilen (kendisinin içeriğini bildiği) alanlarda iştigal etmeyeceğini, Türk Ticaret Kanunu ve sair mevzuatta düzenlenmiş Rekabet Yasağı ve Haksız Rekabet kapsamında yer alan tüm şekillerde (kendi nam ve hesabına ya da herhangi bir üçüncü gerçek ya da tüzel kişi üzerinden) bu yasakları ve taahhütlerini ihlal etmeyeceğini, şirketlerin (kendisinin de tanıdığı/bildiği) mevcut müşterileri ile ticari herhangi bir ilişkiye girmeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder.
Devreden ortak ... bu hususlarda geçerli olmak üzere şirketlerin tüm zararlarını karşılamayı, ayrıca her bir ihlal için 1.000.000 (bir milyon) TL cezai tazminat ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt eder.(Şirket ve / veya ortaklarının izni ve/veya bilgisi kapsamında yapacağı aracılık faaliyetleri, iş yönlendirmeleri bu maddeden istisnadır)" ifadelerine yer verildiği, davacı tarafça davalının hisselerini devrettiği şirketlerin iştigal alanlarında faaliyet göstermek üzere ... unvanını kullandığı şahıs firmasını kurduğu, kendisi ve çalışanlara baskı kurmaya çalıştığı ayrıca tedarikçileri ile görüşerek şirketleri mal ve hizmet vermemelerini dile getirdiğini, davacı şirket yetkilisinin fason üretim yapıldığını tespit ettiğini, firmaya avukatı ile giden davacının tutanakta belirtildiği üzere ürünleri davacı adına ürettiklerini kabul ve beyan ettiklerini, birçok firma ile ilişki içerisine girdiğini, söz konusu firmaların tamamının müvekkilinin şirketlerine ortak iken davalının tanıdığı ve ticari ilişkide bulunduğu firmalar olduğunu, davalının hisse devri konulu sözleşmede taahhüt ettiği ve cezai şarta bağlanmış olduğu, cezai şartın dava konusu yapıldığını belirterek cezai şart doğuran eylemlerinin sabit olduğunu iddia ederek, 1.000.000,00 TL ödenmesi için iş bu davayı açmış olduğu, hisse devirlerine dair davacı adına devir bedellerinin ödendiğine ilişkin dekont örneklerinin mevcut olduğu, 18.12.2020 tarihinde davacının dava dışı şirketlerin hissedarı olarak vekili ile birlikte, dava dışı .... Ltd Şirketinin atölyesine aldıkları duyum üzerine davalının siparişlerinin üretimi bilgisi ile gidildiği ve yapılan görüşme ile tespitlerde ... Şirketinin yurt dışı menşeyli firmaları için ürettiği tasarım patentli mallarının davalının siparişi üzerine üretildiği, faturaların ... isimli firmaya kesildiği, kendilerinin bu malların tasarım patentli olduğunu bilmediklerini, bu konuya defalarca ... isimli şahsa teyit ettiklerini ancak kendisinin bu malların asla tasarım patentli olmayıp kendi ürünleri olduğuna dair garanti aldıklarını ve üretim yaptıklarını beyan ettiklerine dair dava dışı şirketler adına davacı vekili ile yine dava dışı ..... Ltd Şirketi adına imzalanmış olan tutanağın düzenlendiği, davacının tehdit şikayeti üzerine davalı hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/8909 Soruşturma nolu dosyasında 30.06.2021 tarihinde iddianame hazırlandığı, iddianamede, müştekinin vekili ile birlikte markalarının kullanılarak fason üretim yapıldığını tespit ettiğini iddia ettiği, .... Ltd Şirketi adlı iş yerine gittiği, kısa süre sonra aynı iş yerine gelen şüphelinin müştekiye hitaben " seni yaşatmayacağım" şeklinde tehdit ederek üzerine atılı suçu işlediği ifadelerine yer verildiği, Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/1222 Esas, 2021/215 Karar ve 04.11.2021 tarihli kararı ile davalının ağır tehdit suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 24.11.2021 tarihinde kesinleştiği, davalının ceza davasına konu şikayet üzerine hazırlık ifadesinde; sözleşme akdine sadık kalarak hayatına devam ettiğini, ... isimli firmayı kurduğunu, şirketin diğer şirkette yapılan işler dışında kalan işleri yapmak için kurduğunu, faaliyetlerine devam ettiğini, davacının hisselerini devretmesi ile birlikte yaşamsal haklarını satın almış gibi davranmaya başladığını, hiçbir alanda iş yapmasına izin vermemeye çalıştığını, iş yapmak için anlaşmış olduğu ... isimli firmaya avukatı ile giderek sahte delil üretmek suretiyle kendisine ve firmaya itiraf ettiğini beyan ettiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı taraından 09.07.2021 tarihli cevabı yazıda davalı adına ... Vergi Dairesi Müdürlüğünde 11.06.2020 tarihi itibariyle mobilya ve mobilya aksesuarları, toptan ticaret, faaliyeti altında mükellefiyet kayıtlarına rastlanıldığı hususlarına yer verilmiş olduğu, ...Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü ... Gümrük Müdürlüğü tarafından ibraz edilen cevabı yazıda; dava dışı hisseleri devredilen şirketlerin gümrük tarife cetvelinde çekmeceli dolaplar, dosya veya fiş dolapları, mobilyalar için kullanılan türden kilitler, mobilya aksam ve parçaların parçaları olarak tanınan sınıflandırılan eşyaların ihraç edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delilerin dosya içerisine celbi sonrasında mahkemece taraf tanıkları dinlenilmiştir. Mahkemece, tanık beyanları sonrasında dosya kapsamına göre sözleşmenin TBK'nın 26 ve 27. maddeleri kapsamında geçerli olduğu, davalının sözleşmenin 11. maddesini ihlal ettiği, aynı zamanda tacir olduğu belirtilerek TTK'nın 22. maddesi kapsamında cezai şartın indirilemeyeceği gerekçesine yer verilmek suretiyle davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
21.02.2020 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinin gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 179. maddesinde ceza koşulu düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklının ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceği belirilmiştir.
Cezai şartı düzenleyen TBK.nun 179/1 maddesi; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 182/1. maddesinde; "Taraflar, cezanın mikarını serbestçe belirleyebilirler." denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Maddenin son fıkrasında yer alan; "Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü gereğince, hakim taraflarca kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olup olmadığını re'sen incelemek, fahiş ise ceza miktarını tenkis etmekle (indirmekle) görevlidir.Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını kendiliğinden saptamalıdır.
Buna karşılık, TTK’nun 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1974 tarih ve 1970/1053 Esas, 1974/222 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, cezai şartın davalının ekonomik olarak yıkımına neden olup olmayacağı, bu kapsamda cezai şartın BK'nın 19 ve 20. maddesine göre değerlendirilmesi gerekecektir. Mahkemece TTK'nın 22. maddesi kapsamında cezai şartın indirilmeyeceği gerekçesiyle talep aynen kabul edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan dava konusu 21.02.2020 tarihli şirket hisse devir sözleşmesi gerçek kişi taraflar arasında imzalanmıştır. Şirketi temsile dair bir ibare mevcut değildir. Mahkeme gerekçesinde yer verilen TTK'nın 22. Maddesi ücret ve sözleşme cezasının indirilmesine dairdir. Yasal düzenleme tacir sıfatına haiz borçlulara dair bir düzenlemedir. Davalının tacir olup olmadığı netleştirilmemiştir. Ayrıca cezai şart alacağına konu yapılan dava dışı hisseleri devredilen şirket sicil kayıtları ve faaliyet alanlarını gösterir ana sözleşmeleri dosyaya celbedilmemiştir. Mahkeme kararı yeterli gerekçe de içermemektedir.
Mahkemece öncelikle hisseleri devredilen şirketlere ait tüm sicil kayıtlarının ve davalı vergi kayıtlarının dosyaya celbi ile değerlendirme yapılması, ceza koşuluna hak kazanılmış ise tenkis şartlarının bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026