İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin menfi tespit davasında davacının icra takibini teminatsız durdurma talebinin reddi ve %15 teminatlı tedbire ilişkin istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: Bir kambiyo senedine dayalı icra takibi sonrasında açılan menfi tespit davasında, davacı vekili tarafından icra takibinin teminatsız olarak durdurulması talebiyle yapılan başvuru üzerine, yerel mahkeme takibin tamamen durdurulması talebini reddetmiş; ancak İİK 72/3 maddesi gereğince, davaya konu bononun yüzde on beşi oranında teminat yatırılması karşılığında icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı vermiştir; davacı vekili ise bu ara kararı, borcun temelsiz olduğu ve gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı gerekçesiyle takibin tamamen durdurulması yönünde düzeltilmesi talebiyle istinaf etmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1208
KARAR NO : 2026/1762
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/03/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2026/292 Esas
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 13/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/07/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Aydın İcra Müdürlüğü 2026/4847 E. sayılı dosya ile tarafına karşı kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, takibe konu kambiyo senedinin, taraflar arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetini yansıtmadığını, alacak iddiasının tartışmalı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin kapsamı ve niteliği dikkate alındığında, söz konusu kambiyo senedinin hangi hukuki sebebe dayandığının açık ve kesin olmadığını, icra takibinin devam etmesi halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağını belirterek Aydın İcra Müdürlüğü 2026/4847 E. sayılı icra takibinin teminatsız olarak durduruşmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava, icra takibinden sonra açılan borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Borçlunun takipten sonra, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açması halinde takibin durdurulmasına karar verilemez ancak alacağın %15 inden az olmayan teminat yatırıp ihtiyati tedbir kararıyla takip sonunda icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi sağlanabilir.
Yapılan bu açıklama doğrultusunda mahkememizce İİK madde 72/3 gereğince ihtiyati tedbir kararı uygulanmış alacağın %15 i oranından teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararıyla takip sonunda icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. '' gerekçesi ile;
"1-Davacı vekilinin takibin durdurulması TALEBİNİN REDDİNE,
2-Takibe konu bononun %15'i oranında teminat karşılığında icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesi yönünde TEDBİR UYGULANMASINA," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen ara kararda, icra takibinin durdurulması talepleri reddedilmiş ise de, somut olayın özellikleri dikkate alındığında bu kararın hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, davaya konu çekin, herhangi bir gerçek borç ilişkisine dayanmamakta olup, davalı ile aralarında hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, taraflar arasında; herhangi bir fatura düzenlenmediğini, herhangi bir para alışverişinin gerçekleşmediğini, herhangi bir mal veya hizmet tesliminin yapılmadığını, dosyaya sunulan banka hesap hareketlerinden açıkça görüleceği üzere, davalı ile tarafı arasında tek bir para hareketi dahi bulunmadığını, bu durumun, davalı tarafın alacak iddiasının tamamen dayanaksız olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davaya konu çekin hukuki bir sebebe dayanmadığının açık olup, mevcut haliyle haksız ve kötü niyetli bir icra takibinin yürütüldüğünü, mahkemece her ne kadar İİK 72. maddesi gerekçe gösterilerek takibin durdurulması talepleri reddedilmiş ise de, somut olayda alacağın ciddi şekilde tartışmalı olduğu ve davanın kuvvetle muhtemel davacı lehine sonuçlanacağının ortada olduğunu beyanla yerel mahkemece verilen ara kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep; dava sonuçlanıncaya değin davaya konu icra takibinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin mahkeme kararının kaldırılarak talep gibi icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istinaf incelemesine konu karar ile; Davanın, icra takibinden sonra açılan borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, borçlunun takipten sonra, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açması halinde takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak alacağın %15 inden az olmayan teminat yatırıp ihtiyati tedbir kararıyla takip sonunda icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi sağlayabileceği, bu nedenle mahkemece İİK.'nın 72/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı uygulandığı ve alacağın %15' i oranından teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararıyla takip sonunda icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki gerekçe ile davacı vekilinin takibin durdurulması talebinin reddine, takibe konu bononun %15'i oranında teminat karşılığında icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesi yönünde tedbir uygulanmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden istinaf incelemesine konu kararın davacı vekiline 01.04.2026 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu durumda 2 haftalık sürenin son günü 15/04/2026 tarihi olup, davacı tarafça istinaf dilekçesi 16/04/2026 tarihinde sunulmuştur. Dolayısıyla süresi içerinde davacının istinaf talebinde bulunmadığı anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK m. 352/1-c maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2026 tarih ve 2026/292 Esas sayılı ara kararına karşı istinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından HMK'nun 352/1-c maddesi gereğince REDDİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran davacı hakkında ilk derece mahkemesince 13.04.2026 tarihli
karar ile HMK'nın 334 maddesi gereğince adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş olduğundan harçla ilgili hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/07/2026