Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında ana yüklenicinin ödediği iş kazası tazminatının alt yükleniciden rücuen tahsili talebini inceledi.
Özet: Davacı ana yüklenici şirket, davalı taşeron şirket ile yaptığı sözleşme uyarınca, taşeronun iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ihlal etmesi sonucu bir işçisinin geçirdiği kaza nedeniyle kesinleşen maddi ve manevi tazminat borcunu taşeron adına ödemek zorunda kaldığını iddia etmektedir; bu davada, taşeronluk sözleşmesindeki açık hükümler gereğince iş kazalarından doğan tüm sorumlulukların davalıya ait olduğunu belirterek, ödenen bu alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep etmektedir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:26/12/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:06/10/2022DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... San. Turizm Ve Tic. Ltd. Şti. şirketinin davacı şirket ... San. ve Tic. Ltd. ŞTİ.'ye olan Ankara 4. İş Mahkemesi'nin ... E. Ve ... K. Sayılı iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin açılan davanın ilamının Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E, Sayılı dosyası ile icraya konulması ve 15.01.2019 tarihinde dosya borcu olan ve davacı şirket tarafından ödenen 120.049,11 TL.'nin davalı şirketten tahsili sebebiyle önce Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapılarak davalıya ödeme emri gönderildiğini ancak davalı borçlunun yetki itirazı üzerine dosyanın Antalya Nöbetçi İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, bu kez Antalya İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip yolu ile icra takibi yapıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, ancak icra takibine borçlu şirket tarafından haksız ve yersiz olarak itiraz edildiğini ve itiraz üzerine takibin durduğunu, davacı şirket tarafından Antalya İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına konu alacağın ve fer'ilerinin tahsili için dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davacı şirket ile borçlu davalı firma arasında 20.01.2012 tarihinde; "... mevkii; ... Pafta; ... sayılı parsel adresinde kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılacak olan otel ve villa inşaatının kaba inşaat işlerinin yapılması" kapsamında imzalanan Taşeronluk Sözleşmesi ile sözleşme konusu işin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, bu sözleşmenin " Çevre, İşçi Sağlığı ve İş güvenliği" başlıklı 17. Maddesinin 17/1, 17/4, 17V/1S maddeleri ve diğer ilgili maddeleri gereğince davalı taşeron şirketin işçilerin kazaya maruz kalmamaları için her türlü önlemi ve emniyet tedbirini almak; iş güvenliğine ilişkin tüm kanun, yönetmeliklere uymak ve işçilere koruyucu malzemeleri vermek, iş güvenliği eğitimi vermekle yükümlü olup tüm bu kurallara uymayı kabul ve taahhüt ettiğini, yine sözleşmenin bu maddelerinde işçilerin; iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi bakımından ve iş kazalarından davalı taşeronun sorumlu olduğunun; kazalardan doğabilecek her türlü maddi ve manevi tazmınat; yargılama giderleri dahil tüm sorumlulukların davalı taşerona ait olduğunun taraflarca açıkça kararlaştırıldığını; davalının da iş kazalarının mali, hukuki, cezai tüm sorumluluğunun kendisine ait olduğunu kabul beyan ve taahhüt ettiğini, ancak davalınır işçisi olan ... 'ın 27.02.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu davacı şirket ile davalı borçlu şirkete karşı açmış olduğu Ankara 4. İş Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı maddi ve manevi tazminat talepli davada davalı şirketin taraflardan biri olmasına rağmen davaya cevap dahi vermediğini, davayı takip etmediğini ve tüm sorumluluğu davacı şirketin üzerine bıraktığını, kararın davacı şirket tarafından istinaf ve temyiz edildiğini ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, anılan kararın dava dışı işçi tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konu edildiğini, 15.01.2019 tarihinde davalı taşeron şirket yerine davacı şirket tarafından anılan icra dairesi hesabına 120.049,11 TL (Yüzyirmibin Kırkdokuz Türk Lirası Onbir Kuruş ) ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşmenin; "Taseronun Yükümlülükleri" başlıklı 6. Maddesi; " Taşeronun Personeli" Başlıklı 13. Maddesi; " Çevre, İşçi Sağlığı ve İş güvenliği" başlıklı 17. Maddesinin 17/ 1, 17/4, 17/15 maddeleri ve diğer ilgili maddeleri gereğince davalı taşeron şirketin işçilerin kazaya maruz kalmamaları için her türlü önlemi ve emniyet tedbirini almak; iş güvenliğine ilişkin tüm kanun, yönetmeliklere uymak ve işçilere koruyucu malzemeleri vermek, iş güvenliği eğitimi vermekle yükümlü olup; tüm bu kurallara uymayı kabul ve taahhüt ettiğini, yine 17. madde uyarınca davalı taşeron şantiyede işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili yasa, tüzük, yönetmelik ve diğer mevzuat uyarınca gerekli her türlü emniyet ve tedbirlerin alınmasından sorumlu olup bunun her türlü hukuki, mali, idari ve cezai sonuçlarından davalı taşeronun sorumlu olduğu hususunda tarafların anlaştıklarını, yine sözleşmenin ilgili maddelerinde işçilerin; iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi bakımından ve iş kazalarından davalı taşeronun sorumlu olduğu; kazalardan doğabilecek her türlü maddi ve manevi tazminat; yargılama giderleri dahil tüm sorumlulukların davalı taşerona ait olduğunun taraflarca açıkça kararlaştırıldığını, davalının da iş kazalarının mali, hukuki, cezai tüm sorumluluğunun kendisine ait olduğunu kabul beyan ve taahhüt etti ğini, dava dışı işçinin işvereni esas itibari ile alt işveren olan davalı olduğu için sorumluluğun esas itibari ile davalıya ait olduğunu, bu hususun taraflar arasındaki sözleşme maddelerinden de açıkça anlaşıldığını, bu nedenle davacı şirket tarafından dava dışı işçiye ödenen tazminat bedelinin tamamının dosyaya sundukları sözleşme ve mevzuat hükümleri gereğince davalı taşerona ait olduğunun açık olduğunu, davalı borçlunun itirazı haksız olup bu nedenle iptali gerektiğini iddia etmiş, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davalarının kabulü ile borçlunun Antalya İcra Müdürlüğü ... e. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı şirket cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, davacının dava dilekçesinde taşeronluk sözleşmesinden bahsetmekle birlikte davanın ve sorumluluğun yüklenmesinde iş bu sözleşmenin temel dayanak olarak kullanıldığını, davacı esas müteahhit iş bu sözleşmeyi taraflarına dayatmış olmakla birlikte iş bu sözleşmenin davacı tarafından maktu olarak hazırlandığını ve kendisini sorumluluktan kurtarmak amacıyla sair işlerinde de kullanıldığını, kitlelere sunulan ve mal veya hizmet söz konusu olduğunda sözleşmeyi hazırlayanın ve mal ve hizmet sağlayan tarafın devamlı olarak kendi lehine ve karşı taraf aleyhine kanunda genel işlem şartları olarak geçen sayfalarca uzunlukta maktu, tip sözleşmeler düzenlemesiyle kötüye kullanımların meydâna gelebileceğinin açık olduğunu, zira mal veya hizmet almayı isteyen ve genelde daha zayıf durumda olan karşı tarafın ya bu maktu tip sözleşmelerle kendisine dayatılan koşulları kabul edeceğini ya da bu mal veya hizmetten mahrum kalacağını, bu kötüye kullanımını önlemek amacıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ile 25. maddeleri arasında genel işlem şartlarına ilişkin bazı düzenlemeler getirildiğini, kanunun ilgili maddesi uyarınca ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla taraflardan birinin tek başına hazırladığı ve diğer tarafa sunduğu sözleşme koşullarının genel işlem şartlan olarak kabul edildiğini, davayı kabul anlamına gelmemekte birlikte günümüzde şirketler ve kurumların genellikle uzmanlık alanlarına ilişkin işlerde kendi bünyelerinde işçi çalıştırmakta olup yardımcı - işleri taşeron olarak bilinen alt işverenler aracılığıyla yaptırdığını, Bu durumun zamanla taşeron nezdinde çalınmakta olan işçilerin iş kazası ve meslek hastalığı ile işçilik alacakları bakımından mağdur olmasına neden olduğundan 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin düzenleme (m.2) getirildiğini, buna göre “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veyaqhi'zmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile, teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işye'rivnyde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu İlişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ite ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlüllük'lerinden alt işveren ile birlikte sorumludur” denildiğini, Ankara 4.İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında da kusur oranları belirtilmiş olmakla birlikte yine davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte yeniden bir kusur oranlarını belirlenmesi gerektiğini, keza davanın konusu alacak davası olup iş bu alacağın tamamının taraflarına yükletilmesinin de mümkün olmadığını, alacağın ancak kusur oranlarına göre iç ilişkide paylaştırılması gerektiğini, keza müşterek ve müteselsilen sorumluluğun Ankara 4. İş Mahkemesinde açılan davada söz konusu olduğunu, alt işveren tarafından kendi işçilerine karşı ileri sürülebilecek defi ve itirazları asıl işverenin de alt işveren işçilerine karşı ilen sürebileceğini, taraflarınca işçiye ilişkin olarak iş güvenliğine ilişkin bütün uyarılar ve malzemeler verilmiş olup iş kazasında taraflarının herhangi bir kusuru da bulunmadığını, asıl işverenin alt işverenin sorumluluğunun doğduğu durumlarda ve onun sorumlu olduğu miktarla sınırlı bir sorumluluğunun söz konusu olduğunu, asıl işverenin müteselsil sorumluluğunun mutlak ve kusursuz sorumluluk hali olduğunu, asıl işverenin sorumluluğunun doğması için asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı yeterli olup kusurun varlığının aranmayacağını, İSGK ve ilgili yönetmeliklerde alt işveren tşçiılenni korunması ve işverenler arasında koordinasyonu sağlanması amacıyla asıl işveren-alt işveren İlişkisi bakımından geçerli birtakım düzenlemelere yer verildiğini, bunların çalışanların bilgilendirilmesi (İSGK m. 16), eğitim yükümlülüğü iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturma yükümlülüğü koordinasyon sağlama yükümlülüğü (İSGK m. 73), risk değerlendirme yükümlülüğü acil durum planlaması ve çalışanların patlayıcı ortamların tehlikelerinden korunmaları gibi düzenlemeler olduğunu, bu kapsamda safı olarak alt işverenin sorumluluğundan bahsedilmesinin de mümkün olmadığını keza kazanın meydana geldiği yerin de davacı asıl işverenin iş yeri olduğunu, bu kapsamda davacının sorumluluktan kurtulmasının da mümkün olmadığını, alt işveren işçilerinin iş kazasına uğramasında asıl işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine aykırı davranışının doğrudan sebep veya etkili olmuş olabileceğini, bu kapsamda taraflarınca kazanın oluşumunda herhangi bir kusurlarının olmadığını da tekrar ettiklerini, haksız fiil ilişkisinde müteselsil sorumluluğu düzenleyen TBK m.62'de, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer alan eksik teselsülün bulunduğu hâllerde iç ilişkide "haksız usulden sözleşmeden-kanundan doğan sorumluluk" sırası takip edilerek rücu hakkının belirlenmesi esasının ve eksik teselsültam teselsül ayrımı terkedilerek “tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yük_lenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulacağı"nın düzenlendiğini, bu nedenle taraflarının herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığından iş bu davanın da reddi gerektiğini savunmuş, davanın reddine, davacının kötü niyetli olması da dikkate alındığında %20'den aşağı olmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ödediği tazminat miktarının davalıya rücu isteminin yerindeliği ve rücu edilebilecek miktar konularında toplanmaktadır.Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, Borçlar Kanunu'nun 141. ve 142.maddelerine (6098 sayılı BK md. 162) göre borcun tamamından sorumlu olup, aynı Kanunu'nun 146.maddesi (6098 sayılı BK md. 167) uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre birbirlerine rücu hakkının bulunmakta olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekir.Taraflar arasında kararlaştırılan sorumsuzluk kaydı sözleşme serbestliği ilkesi gereği iç ilişkide geçerli olabilecektir. Ancak sorumsuzluk sözleşmesi uyarınca, vuku bulacak kazalardan ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan iş sahibinin sorumlu tutulmaması için, tazminata konu olayın iş sahibinin ağır kusuru veya hilesinden meydana gelmemiş olması gerekmektedir. Şayet kaza, iş sahibinin ağır kusuru ya da hilesiyle meydana gelmişse sözleşmede yer alan sorumsuzluk kaydı batıl olacaktır.Somut olayda meydana gelen kaza nedeniyle davacı iş sahibinin ağır kusuru ve hilesi bulunmadığından mahkememizce taraflar arasında imzalanmış olan taşeron sözleşmesindeki düzenlemelerin geçerli olduğunun kanaatine varılmış olmakla; söz konusu sözleşmede iş kazalarından kaynaklı tazminatların tamamının yüklenici davalı şirket üzerinde olduğu düzenlenmiş olduğundan, davalı şirketin davacının Ankara 31.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 15.01.2019 tarihinde ödemiş olduğu 120.049,11 TL'nin tamamını TTK mad 1530/7 uyarınca ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Neticeten tüm bu sebeplerle; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile, takibin 120.049,11 TL asıl alacak ve 38.000,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 158.049,58 TL alacak üzerinden devamına ve alacak likit olduğundan hükmolunan alacağın %20'si tutarındaki 31.609,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu alacaktan müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacı tarafın vekil eden ila arasında sorumsuzluk anlaşmasının bulunduğuna yönelik iddialarının dinlenmesinin de mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava rücuen alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 10.796,36 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.779,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.016,57 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...