Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka uyuşmazlığı: Mevcut tanınmış marka ile benzerlik ve iltibas iddialarıyla tescil kararının kısmi iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." ibareli tanınmış seri markalarına dayanarak, davalının "..." ibareli markasının 29. ve 30. sınıflardaki tescil başvurusunun, iki marka arasında yüksek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali ile davacı markasının tanınmışlığından haksız kazanç sağlama riski taşıdığı gerekçesiyle Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazı reddeden kararının iptali talebini ele alırken, Kurum ise ilgili markaların bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan geldiğini ve karıştırılma ihtimali veya tanınmışlık nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/254 Esas - 2026/210

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/254
KARAR NO : 2026/210
DAVA : Marka .... Kararı Kısmi İptali - Kısmi Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 19/06/2025
KARAR TARİHİ : 06/05/2026 Yazım Tarihi: 08/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin "..." seri markaları 05, 29, 30, 32. sınıfında yer alan mallardan oluştuğunu, ilanına itiraz edilen marka ise 29 ve 30. Sınıfta yer alan mallarda tescil talebi yapılan "..." ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin mesnet gösterilen tescilli "..." seri markalarının bulunduğu sınıfların birebir aynı olduğunu, taraf markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, itiraza konu olan markanın müvekkil mesnet ... markasını aynen içerdiğini, markanın ... ve ... kelimelerinin yan yana getirilmesiyle yaratılan bir marka olduğunu, markanın okunuşu ve zihinde bıraktığı algı da ... ve ... olarak ayrı ayrı olduğunu, ... ibaresi farklı bir yazı stilinde yazılması nedeniyle itiraz edilen markada dikkat çeken unsur olduğundan bu haliyle müvekkilinin gerekçe gösterdiği “...” markalarıyla iltibasa neden olacağının açık olduğunu, ... ... markasının tescili halinde müvekkilinin ... markasının tanınmışlığını ve uzun süreli marka kullanımına dayanan hakkını olumsuz yönde etkileyeceğini, karşı tarafın bu tanınmışlıktan dolayı haksız kazanç sağlamasına vesile olacağını, markaya ilişkin okunuşunda ve zihinde bıraktığı vurgunu ilk kelimesi olan müvekkilinin de markası olan "..." kelimesi olduğunu, davaya konu davalı markasında vurgu yapılan ve akılda kalan hece olan "..." hecesi olduğunu, belirterek ....’nın 25/04/2025 tarihli ve ... sayılı kararının 29. ve 30. sınıfın tamamı yönünden iptali ile ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescil olması halinde 29. ve 30. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı ANCAK dosyaya vekil görevlendirildiği, ancak duruşmalara gelinmediği, ibraz edilen SULH protokolünde vekalet ücreti talep edilmediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasının kapsamında yer alan ve dava dilekçesinde belirtilen 29 ve 30. Sınıftaki emtialarla ilgili olarak SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... sayılı ... Kararının kısmen iptalinin gerekip gerekmediği (hükümsüzlük talebi hakkında feragat ileri sürüldüğünden uyuşmazlığa dahil edilmemiştir.) noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 25/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı .... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 19/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında;" Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında işbu itiraza konu mallar bakımından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Takiben, itiraz dilekçesinde ifade edilen tanınmışlık gerekçeli itiraz incelenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın md. 6/5 maddesi, "..." hükmünü amirdir. 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak durumundadır. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açabileceği yönünde kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, Kurumun diğer markalar hakkında önceden verdiği kararlar, işbu başvurunun incelenmesi için emsal teşkil etmeyeceğinden ve Kurum her vakayı kendi özgün koşulları çerçevesinde değerlendirmek zorunda olduğundan, itiraz sahibinin Kurumun önceki kararlarına dayalı itirazı da haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
.... ...
15/04/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; " Davacının mesnet gösterdiği “...”, “...”, “... ...” ibareli markaları ile davaya konu olan ... sayılı “...” ibareli marka başvurusu arasında dava konusu edilen mallar arasında aynılık durumunun söz konusu olduğu, Ancak taraf markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerliğin bulunmadığı, Bu kapsamda markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşmayacağı, Davacının ... ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı bununla birlikte taraf marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik oluşmadığından SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, "şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ... rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine,Hükümsüzlük talepli açılan davanın da SULH sonucunda feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-... Kararının iptaline yönelik açılan davanın REDDİNE,
2-Hükümsüzlük talepli açılan davanın FERAGAT nedeniyle REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 27,500 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, (diğer davalı taraf istemediğinden)
5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 06/05/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır