Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, seri ve tanınmış markaların benzerliği iddiasıyla açılan tescil iptali ve hükümsüzlük davası.
Özet: Bir fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi davasında, davacı, esas unsuru "..." olan tescilli seri markalarının, davalının belirli mal ve hizmet sınıflarını kapsayan "..." ibareli marka başvurusuna, görsel, işitsel ve sınıfsal benzerlikler nedeniyle itiraz ederek iptalini talep etmektedir; davacı, davalının markasının kendi markalarının özünü sulandırdığını, tüketicilerin iki markayı karıştırabileceğini veya aynı işletmenin devamı olarak algılayabileceğini, kötü niyetli tescil talebi olduğunu ileri sürerken; davalı, markalarındaki ortak "..." unsurunun ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, kendi markasının farklı ek unsurlarla yeterince ayırt edici olduğunu ve "..." ibaresine kendisinin değer kattığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/260 Esas - 2026/243
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/260 KARAR NO : 2026/243DAVA : Marka ... Kararı İptali - HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 20/06/2025KARAR TARİHİ : 20/05/2026 Yazım Tarihi: 08/06/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı, sicilde kayıtlı “...” esas unsurlu markalarının 19 / 35 / 36 / 39 / 41 / 43 / 45. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu marka başvurusunun 25 / 30 / 32 / 33 / 35 / 43. sınıf mal ve hizmetler kapsamında başvurusunun gerçekleştiğini, itirazları üzerine 35 ve 43. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, davalının iş bu karara itiraz etmeyerek marka kapsamından çıkan mal ve hizmetler bakımından kararın kesinleştiğini, dava dışı şirketin itirazı üzerine de marka kapsamından bir kısım mal ve hizmetler çıkarıldığını, dava konusu marka kapsamında 30, 32 ve 33. sınıf emtiaların kaldığını, iş bu emtiaların halihazırda davacıya ait ... sayılı marka kapsamında olan 35/05 alt sınıfı altında sayılan emtialar olduğunu, davacıya ait ... sayılı markanın halihazırda dava konusu marka ile benzer kabul edildiğini, 30, 32 ve 33. sınıf emtiaların, dava konusu marka kapsamında bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, çünkü davacıya ait marka kapsamında yer alan (30, 32 ve 33. sınıf emtiaların satışına yönelik) 35/05 alt sınıf hizmetler ile davalı başvurusunda yer alan 30, 32 ve 33. sınıf emtiaların birbiri ile ilişkili oluğunu, bir malın üretilmesinin en doğal sonucunun satışa sunulması olduğunu, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik yanında tüm mal ve hizmetler yönünden sınıfsal olarak da benzerliğin söz konusu olduğunu, somut olayda davaya konu “...” ibareli marka başvurusunun, davacıya ait markaların esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiğini, dolayısıyla taraf markaları arasında yüksek benzerlik bulunduğunu, davacı markalarının “...” esas unsuru çerçevesinde oluşturulmuş seri markalar olduğunu, seri markalarda “...” ibaresinden sonra coğrafi yer adı olan ya da tanımlayıcı nitelik taşıyan kelimelerin getirildiğini, “...” ibaresi ile karşılaşan tüketicinin işbu ibareyi, davacı adına hali hazırda tescilli olan “...+...” şeklinde tertip edilmiş markalarının devamı niteliğinde oluşturulmuş yeni markası olarak algılayabileceğini, aynı zamanda tüketicilerin markaların aynı işletme tarafından oluşturulmuş olduklarını düşünmeseler dahi, her iki marka sahibinin birlikte bir iş yaptığını düşünebileceklerini, dava konusu markanın davacının markasının içeriğini sulandırıcı nitelikte olduğunu, kötüniyetli olarak yapılan tescil talebi ile dava konusu marka tescil işlemlerinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasını ve devrinin önlenmesine dair tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, davalı marka sahibi adına tescili istenen ... sayılı "..." markasının davacının " ... " esas unsurlu ve tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların mal/hizmet sınıfının aynı olduğunu, tüketici kitlesi tarafından markaların karıştırılmasının söz konusu olması ve davalı markasının davacının seri markası olarak düşünülmesinin, markasının tanınmış olması ve davalının dava konusu markayı tescil talebinde bulunurken kötü niyetli davranması ve emsal yargı kararlarının da bu yönde olması sebepleri bir arada düşünüldüğünde, dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkinin gerektirdiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: 14 Şubat 2020 tarihinde, ....adresinde kurulduğunu ve .... Ticaret Sicili’ne .... numarası ile kayıtlı .... Şirketi’nin pay sahiplerinden biri olduğunu, anılan şirket ile, .... olarak adlandırılan bölgenin içinde ve ....’nda “....” olarak bilinen restoranların işlettiğini, kendi adına tescil edilmiş ve başvuru aşamasında olan birçok markasının bulunduğunu, markalar arasında, “...” ifadesini içeren 5 adet markasının bulunduğunu, “...” ifadesine, marka değeri kazandırdığını ve bu ifadeyi bir seri marka olarak kullandığını, marka başvrusunun “...” ve “...” olmak üzere iki kelimenin birleşiminden oluştuğunu, davaya dayanak davacı markalarının “...” unsurunun yanı sıra “....” “....” ve ....” gibi ek unsurlardan oluştuğunu, markalar arasında, ayırt ediciliği oldukça düşük olan, kendi başına anlam ifade eden ve her iki markanın da başında yer alması itibariyle tüketiciler nezdinde ikinci planda nazara alınan “...” ibarelerinin ortak olduğunu, marka başvurusunun sonunda yer alan “...” kelimesinin, itiraza dayanak markaların başında yer alan “...” kelimesinden yazılış, görünüş, okunuş, işitsel ve uzunluk olarak oldukça farklılaştırdığını, bu kapsamda, davacının iddiasının ve dilekçelerinde dayanak gösterdiği tüm örneklerin aksine yazılış ve okunuş olarak farklılığın söz konusu olduğunu, ayrıca taraf makaları arasında yalnızca görsel, işitsel ve yazılış itibariyle değil, anlamlarının farklı olması sebebiyle aynı zamanda kavramsal olarak da oldukça farklılığın söz konusu olduğunu, marka başvurusunda yer alan “...” ifadesinin, fonetik olarak “.... ” ve “....” olarak da okunduğunu, bunun da marka başvurusuma ayrı bir anlam kattığını, Söz konusu kavramın marka başvurusu kapsamındaki mal ve hizmet sınıflarında kullanım için de ayırt edici nitelikte olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak da farklı olduğunu, farklı mal ve hizmetler içerdiğini, markanın “...” seri markasının tanınırlığının yüksek olduğunu, bir diğer ifade ile taraf markaları arasında halk tarafından ilişkilendirilme de dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığını, marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, haksız rekabet iddiasının mesnetsiz olduğunu, davaya konu edilen marka başvurusu ile itiraza mesnet olarak gösterilen markalar arasında mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığından tüketici kitlesi tarafından markaların birbirine karıştırılmayacağını, seri marka algısı yaratılmadığını, markaların farklı olduğunu, amacının davacıya zarar vermek ve davacının markasını kullanmaya yönelik olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, .... Sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği; marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen dava dilekçesinde belirtilen davacı tarafın davalı başvuru ile ilgili olarak SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ayrıca yukarıda belirtilen SMK 6/1 maddesine göre iltibas iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 22/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun .... sayılı kararında; “.... Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel ve işitsel düzeyde benzerliklerin bulunduğu kabul edilmekle birlikte, markalarda yer alan diğer unsurlar ile başvuru/ itiraz gerekçesi markalarda yer alan mal/hizmetlerin farklılığı da dikkate alındığında başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında kalan mal/hizmetler itibariyle karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle 6/1 gerekçeli itirazın reddine karar verilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları....26.02.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davaya konu olan ... başvuru ile davacının mesnet olan yukarıdaki tabloda bilgileri verilen ... sayılı markası ile arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu, Davalının dava konusu edilen 30., 32. ve 33. Sınıfta yer alan TÜM MALLAR ile davacının 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez, Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) ilişikli olduğu, Bu mallar bakımından markalar arasında SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin oluşacağı, Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiası ispata elverişli delilin dosyada mevcut olmadığı, bununla birlikte bu hususun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygıyla arz olunur. " şeklinde ifade edilmiştir.Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... / ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gibi emtia benzerliği şartı da gerçekleşmediğinden SMK 6 / 1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markası arasında ilişkili ve bağlantılı mallar /hizmetler oluşsa da markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " .... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " .... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı yani markaları karıştırmayacağı bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ....sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.20/05/2026Katip .... Hakim ....E imzalıdır E imzalıdır