Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, hazır beton sözleşmesinin ihlali ve fiyat artışı kaynaklı zararların tazmini talepli alacak davası gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, davalı ile akdettiği 2700 m³ hazır beton alım sözleşmesi kapsamında tüm ödemeleri yapmasına rağmen, davalının sadece 1118,5 m³ beton teslim etmesi ve kalan 1581,5 m³ için sözleşme fiyatının üzerinde bir bedel talep etmesi üzerine, teslim edilmeyen betonun artan piyasa değeri üzerinden uğradığı zararın tazmini amacıyla belirsiz alacak davası açmış; davalı ise davacının usulüne uygun teslim talebi bulunmadığını ve hazır betonun depolanamayan bir ürün olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi, davalının yüksek bedelden fatura düzenleme girişiminin sözleşmeyi değiştiremeyeceğini belirtmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:26/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:15/11/2022
DAVANIN KONUSU:Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:26/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllardır taahhüt işleri ve inşaat faaliyetleri yaparak ticari hayatını sürdürdüğünü, yeni başlayacağı inşaat işi için teamül olduğu üzere inşaat faaliyetine başlamadan gerekli tüm malzeme ve ürün konusunda sözleşmelerini akdeden davacı, 11.08.2021 tarihinde 2700 m³ C30 hazır beton satın almak için davalıyla 908.010-TL karşılığında anlaştığını ve ödemelerini de ... Bankası A.Ş.'nin ... seri nolu 30.10.2021 keşide tarihli 180.000-TL bedelli, ... seri nolu 30.11.2021 keşide tarihli 180.000-TL bedelli, ... seri nolu 31.12.2021 keşide tarihli 180.000-TL bedelli, ... seri nolu 31.01.2022 keşide tarihli 180.000-TL bedelli ve ... seri nolu 30.02.2022 keşide tarihli 180.000-TL bedelli çekleriyle tamamen yaptığını, inşa faaliyetine başlayan davacı sözleşmeyle anlaşıldığı üzere satın almış olduğu hazır betonu teslim almak isteyen davacıya davalı tarafından farklı zamanlarda olmak üzere toplamda 1118,5 m³ beton teslim edildiğini, ancak davalı yan sözleşmeyle anlaşarak ödemesini teslim aldığı miktar üzerinden teslim borcu altında olmasına rağmen 30.05.2022 tarihinde dökülüp 31.05.2022 tarihinde ... nolu fatura ile tevsik edilen betonun 21 m³ lük kısmı için sözleşmeyle anlaştığı bedelin dışına çıkarak m³ fiyatını 700 TL olarak faturalandırdığını, bu durum davacı tarafından farkedilerek faturalara Manavgat 6. Noterliğinin 06.06.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle itiraz edildiğini ve iade faturası keşide edildiğini, 06.06.2022 tarihinde teslim edilen hazır beton için de yine sözleşme fiyatının çok üstünde olacak şekilde fatura keşide eden davalının bu faturalarına da Manavgat 8. Noterliğinin 13.06.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle itiraz edildiğini ve iade faturaları keşide edildiğini, akabinde davalı ile de iletişime geçen davacı, davalının sözleşmeyle anlaşılan bedelden teslim borcu altına girdiği hazır betonu hiç teslim etmeyeceğini öğrendiğini belirterek taraflar arasında akdedilen sözleşmeyle teslimi üstlenilen ancak teslimden kaçınılan 1581,5 m³ C30 cinsi hazır betonun piyasa rayiç bedeli olan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve HMK md. 107'ye göre Belirsiz Alacak Davası olmak üzere şimdilik, 50.000-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete usulünce, ilettiği tüm beton siparişleri karşılandığını, 11/08/2021 tarihli ... Numaralı Sipariş Onay formunun 1. Maddesi uyarınca alıcı talep edeceği beton cins ve miktarını, beton alacağı günden 3 (üç) gün önce satıcının sevkiyat sorumlusuna yazılı olarak bildirip üretim programına aldıracağını, iş bu davanın açıldığı tarihe kadar davacının bu şartlara haiz bir karşılanmamış bir talebi bulunmadığını, hazır beton ürünü depolanabilir bir ürün olmadığını üretilmesi gereken bir ürün olduğunu, üretildikten sonra bir saat içerisinde alıcı tarafından hazırlanan alana dökülmesi gerektiğini, aksi takdirde ürün zayii olacağını, bu ürün davalının deposunda duran sabit bir ürün olmadığını, teslim talebi olmadan ürünün teslim edilmesi mümkün olmadığını, ürün üretildikten sonra da alıcı tarafından ürün için dökülme alanı ayarlanması gerektiğini, tüm bu işlemler yapılmadan ürün bana teslim edilmeyecekti diyerek eldeki davanın açılması iyiniyetle bağdaşmadığını, beton teslimini talep edebilmesi için gereken makul süre geçtiğini, davanın belirsiz alacak olarak açılmasının mümkün olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... davacı, taraflar arasındaki hazır beton sözleşmesinin davalı tarafından yerine getirilmediğini belirterek davacının menfi zararlarından olan dava konusu hazır betonun piyasa fiyatındaki artışlardan kaynaklanan zararların tazminini talep etmiştir. Davacı vekili 13/10/2022 tarihli beyan dilekçesi ile davalının hazır beton tesliminden imtina etmediğini, sadece daha yüksek bir fiyattan ürün teslim etmek istediğini belirtmiştir. Buna da davalının daha yüksek bedelden fatura tanzim etmesi ve faturanın da davacı tarafından iadesini dayanak göstermektedir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Sözleşme hükümlerinden farklı ise, fatura, sözleşmenin faturada yer alan yönde değiştirilmesine ilişkin bir öneri (=icap) niteliğindedir. Böyle bir faturaya itiraz edilmeyip ticari deftere kaydedilmesine, söz konusu sözleşme değişikliği önerisinin, irade faaliyetiyle kabulü sonucu bağlanabilir. Aksi halde yani sözleşmeden daha yüksek bir bedelle düzenlenen fatura karşı tarafın ticari defterlerine işlenmemişse sözleşmesinin değiştirildiğinden söz etmek mümkün değildir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Davalı taraflar arasında düzenlenen 11/08/2021 tarihli sözleşmede belirtilen bedelden daha yüksek bir bedel üzerinden fatura düzenlemiş ise de davacı taraf bunu iade ettiğinden sözleşmenin değiştirildiğinden söz etmek mümkün değildir. Başka bir ifade ile davalı 11/08/2021 tarihli sözleşmede belirtilen bedel üzerinden ürünleri teslim etmelidir. Bunun yanında 11/08/2021 tarihli sözleşmenin 1. maddesinde alıcının talep edeceği beton cins ve miktarını, beton alacağı günden 3 gün önce satıcının sevkiyat sorumlusuna yazılı olarak bildirip üretim programına aldırması gerektiği düzenlenmiştir. Kısacası edimin ifası için belirli bir vade belirlenmemiştir. Temerrüt alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hâle gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olup ikinci fıkra hükmüne göre ise “Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle” borçlu mütemerrit olacaktır. Davacı, belirli vade içermeyen ve halen 11/08/2021 tarihli sözleşmedeki birim fiyatlar üzerinden geçerli olan sözleşmede; dava konusu ürünün teslim için davalıyı temerrüte düşürmemiştir. Davalıya gönderilen ihtarnameler sadece davalı tarafından düzenlenen faturalara itiraza ilişkindir. Başka bir ifade ile borçlunun temerrütü oluşmamıştır. Borçlunun temerrütü oluşmadığından buna bağlı olarak da menfi zarar istenilmesi de mümkün olmadığından ..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlunun temerrüde düşmediğine ilişkin tespitin hatalı olduğunu, Türk Borçlar Kanununda muaccel bir borcun borçlusunun temerrüte düşmesi için "alacaklının ihtarı" şart olarak hüküm altına alınmış ise de, temerrüt olgusunu meydana çıkaracak olan "ihtar"ın nasıl yapılması gerektiğine dair açık ve amir nitelikte bir hükmün söz konusu olmadığını, Türk borçlar hukukunun "ahde vefa" ve "sözleşme serbestliği" ilkeleri uyarınca, sözleşmeler taraflar arasında akdedildiği andaki şartlar gibi aynen uygulanması gerektiğini, tacirin işlemlerinde basiretli davranması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Tüm açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, faturanın sözleşmenin ifası ile ilgisi olmasına ve sözleşmeye aykırı düzenlenen faturanın tek başına hüküm ifade etmemesine, başka fiyat üzerinden düzenlenen faturaların davacı tarafça kabul edilmediği görülmekle, sözleşmenin mevcut haliyle devamının gerektiğinin anlaşılmasına, taraflar arasındaki sözleşmede edimin ifası için belirli bir vadenin belirlenmemiş olmasına, sözleşmede alıcının talep edeceği beton cins ve miktarını, beton alacağı günden 3 gün önce satıcının sevkiyat sorumlusuna yazılı olarak bildirip üretim programına aldırması gerektiği düzenlenmesine, Türk Borçlar Kanunu m. 124 de düzenlenen süre verilmemesini gerektiren hallerin aynı kanun m. 123 gereği taraflardan birinin temerrüde düşmesi halinde uygulandığı, Türk Borçlar Kanunu m. 177 gereğince davacının davalıyı temerrüde düşürmediğinin anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, dava dilekçesine bakıldığında, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı anlaşıldığından, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, belirsiz alacak davasının şartlarının mevcut olduğu, belirsiz alacak davasında tümden red kararı verilmesi halinde kararın davacı yönünden kesin olmayacağının kabulüne (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/796 Esas, 2017/108 Karar) karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...