Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, gastronomi sektöründe tescil istenen bir marka başvurusunun mevcut markalarla iltibas nedeniyle reddi kararının iptali davası.
Özet: Davacı, 43. sınıfta tescilini talep ettiği "...." ibareli markasının, davalıya ait "..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, kendi markasının ayırt edici ön ekle farklı bir konsept oluşturduğunu, hedef kitlesi ve kullanım biçimiyle ayrıştığını, ortak ibarenin jenerik ve ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu savunarak ret kararının iptali ile markasının tescilini talep etmektedir; davalı ise "..." markalarının sektörde yüksek tanınmışlık ve ayırt ediciliğe sahip olduğunu, davacı markasının aynı sınıfta olup "..." ana unsurunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik yarattığını, karıştırılma ihtimalinin açık olduğunu belirterek davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/251 Esas - 2026/318

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/251
KARAR NO : 2026/318
DAVA : Marka .... sayılı .... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 16/06/2025
KARAR TARİHİ : 29/06/2026 Yazım Tarihi: 13/07/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı tarafından 29.09.2023 tarihinde 43. sınıfta tescili talep edilen “....” ibareli marka başvurusuna karşı davalı şirket tarafından “...” esas unsurlu markalar mesnet gösterilerek SMK m.6/1 kapsamında itiraz edildiği, kullanım ispatı talep edilen bazı markalar yönünden kullanımın ispatlanamadığı gerekçesiyle bu markaların değerlendirme dışı bırakıldığı, başvuru tarihinden sonra yapılan başvuruların da dikkate alınamayacağı, buna rağmen yalnızca ... sayılı “...” ibareli markaya dayanılarak itirazın kabul edilip başvurunun reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, “...” ibaresinin sektörde yaygın ve jenerik nitelikte olduğu, tek başına ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu ve üçüncü kişiler adına tescilli çok sayıda benzer markanın mevcut olduğu, davacı markasının ise “....” ibaresinden oluşan bütünsel bir yapı arz ettiği, “....’” ön eki ve devamındaki ibareler ile özgün bir anlam ve konsept oluşturduğu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütünsel değerlendirilmesi halinde benzerlik bulunmadığı, özellikle davacı markasının gastronomi çiftliği ve özel konseptli fine-dining hizmetleri kapsamında, daha seçici bir tüketici kitlesine hitap ettiği ve ticari sunum, hedef kitle ve kullanım biçimi itibarıyla davalı markasından ayrıştığı, yalnızca ortak “...” ibaresine dayanılarak iltibas kabul edilemeyeceği, Yargıtay kararlarında da jenerik ve ayırt ediciliği zayıf ibarelerin tek başına koruma kapsamının dar yorumlandığı, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı ileri sürülerek ... kararının iptali ile başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkil şirketin yiyecek-içecek sektöründe uzun süredir faaliyet gösterdiği, “...” ve “...” esas unsurlu markaların .... nezdinde tescilli olduğu, yoğun kullanım, reklam faaliyetleri ve sektörel başarılar neticesinde bu markaların yüksek tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandığı, başlangıçta dahi sektör bakımından özgün olan bu markaların kullanım yoluyla ayırt ediciliklerinin daha da arttığı, davacıya ait ... sayılı “....” ibareli başvurunun müvekkil markalarıyla aynı sınıfta (43. sınıf yiyecek-içecek hizmetleri) yer aldığı ve sınıfsal ayniyet bulunduğu, markalar karşılaştırıldığında esaslı unsurun her iki tarafta da “...” ibaresi olduğu, davacı markasında yer alan “....’” ibaresinin kısa, zayıf ve ayırt ediciliği düşük bir ek niteliğinde olduğu, “....” ibaresinin ise tali unsur olarak kaldığı, bu nedenle tüketici nezdinde markanın “....’...” olarak algılanacağı, “...” ve “....’...” ibarelerinin harf dizilimi, telaffuzu ve anlamı itibarıyla yüksek derecede benzer olduğu, görsel olarak da ibarelerin büyük puntolarla ön plana çıkarıldığı ve ... unsurlarının ayırt edici nitelikte olmadığı, renk ve font farklılıklarının iltibas ihtimalini ortadan kaldırmayacağı, “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereği kelime unsurunun belirleyici olduğu, kavramsal olarak da her iki markanın “...” kavramına işaret ettiği, ayrıca 43. sınıf hizmetlerin ortalama tüketiciye hitap ettiği ve dikkat düzeyinin görece düşük olduğu, bu durumun iltibas ihtimalini artırdığı, markaların bütünsel değerlendirilmesi halinde karıştırılma ihtimalinin açık olduğu, davacının “...” ibaresinin jenerik olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, aksine bu ibarenin müvekkil tarafından sektörde özgün şekilde kullanılarak maruf hale getirildiği, davacının sunduğu emsal başvuruların ya tescilli olmadığı ya da müvekkil markasından esinlendiği, coğrafi kullanım farklılıklarının marka koruması bakımından önem taşımadığı ve davacının farklı konseptte kullanım iddiasının iltibas incelemesinde dikkate alınamayacağı ileri sürülerek ... kararının hukuka uygun olduğu ve davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahsın ... başvuru sayılı markası ile ... Kararında geçen davalının mesnet ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ...sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 17/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı .... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 16/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
...'nun ...sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "...." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki .... kararına karşı, başvurunun ....sayılı "...", "...", "...", "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve eskiye dayalı kullanım gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Öncelikle, itiraz edilen başvurunun somut uyuşmazlık dışındaki bir başka yayına itiraz sahibinin itirazı üzerine ....'nın 16/09/2024 tarih ve .... sayılı kararı ile "Sınıf 43 : Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." bakımından reddedilmiş olduğu ve bu karara karşı yasal süresi içinde başvuru sahibi tarafından itiraz edilmemiş olduğundan işbu Kurul kararı tarihi itibariyle itiraza konu başvurunun anılan mal/hizmetler bakımından reddine yönelik kararın şekli anlamda kesinleşmiş olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, ret kararı kapsamındaki mal/hizmetler bakımından itiraz konusuz kalmış olduğundan söz konusu mal/hizmetler bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu çerçevede, Kurul'un önündeki itiraz, başvuru kapsamında kalan hizmetler bakımından incelenmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; .... hükmünü ihtiva etmektedir.
Bilindiği üzere, 6769 s. SMK'nın "Yayıma itirazın incelenmesi" kenar başlıklı 19'uncu maddesinin 2'nci fıkrası şu şekildedir:
Öncelikle, başvuru sahibinin ....(....) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ....sayılı "...", "...", ibareli markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde "43.Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. " bakımından kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 29.09.2023 tarihinde söz konusu markanın beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından markanın kullanımına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı bu sebeple gerekçe markaların kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varıldığından söz konusu markalar Md. 6/1 incelemesinde dikkate alınmamış ve itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır." değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçevede, kullanım ispatı talebine konu marka bakımından SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Kurul tarafından ....tarafından verilen karar yerinde görülmüştür.
Takiben, kullanım ispatına konu olmayan markalar için yapılan incelemeye geçilmiştir.
Öncelikle, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunun işbu başvurudan daha sonra kayıtlarımıza girdiği tespit edilmiş olup söz konusu itiraz gerekçesi marka 6769 s. SMK'nın 6/1 bendi kapsamında daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka kapsamına girmediğinden söz konusu bent kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, .... sayılı "...." ibareli başvuruya konu marka ile ... sayılı "..." ibareli itiraza mesnet markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu ve itiraza mesnet markaların aynı zamanda başvuru ile tescili talep edilen 43. sınıflardaki hizmetleri ihtiva ettiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda, markaların benzerliği, bu benzerliğin düzeyi ve hizmetlerin aynı/aynı tür olması birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu görüşüne varılmış, itirazın kabulü gerekmiştir.
Öte yandan başvuru ile itiraza mesnet, ....sayılı "...", "..." ibareli markalar arasında iltibas ihtimali görülmemiştir.
Son olarak, 6769 Sayılı SMK'nın 6/3 maddesi, tescili talep edilen bir marka başvurusunun, tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itirazı üzerine: markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması halinde tescil edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.
Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu "...." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK'nın 6/3 maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye'de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın reddi gerekmiştir.
Sayılan nedenlerle karar aşağıdaki şekilde tesis edilmiştir.
KARAR: 1) İtirazın .... sayılı .... kararı ile reddedilmiş kararda bahsi geçen hizmetler bakımından konusuz kaldığının tespitine ve söz konusu hizmetler bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına;
2) İşbu itirazın konusunu oluşturan ve başvuruda kalan mal ve hizmetler bakımından itirazın kabulüne ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.
oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası Davalı Markası
....
06/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1. SMK md. 6/1 kapsamında; Dava konusu .... sayılı başvuru markasının 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin; itiraza mesnet .... sayılı markalanın 43. sınıf kapsamında yer alan malları ile birebir AYNI /AYNI TÜR hizmetler niteliğinde olduğu,
2. Dava konusu başvuru markası ile itiraza mesnet marka arasında; ortak “...” ibaresinin her iki markada da yer alması nedeniyle görsel açıdan düşük, işitsel ve kavramsal açılardan ise orta düzeyde benzerlik bulunduğu,
3. Ancak söz konusu benzerliğin esasen 43. sınıf hizmetleri bakımından ayırt ediciliği görece zayıf ve sektörel kullanım yoğunluğu bulunan “...” ibaresinden kaynaklandığı, başvuru markasında yer alan “....’” ön eki, ... unsuru ve “....” ibaresinin markayı bütünsel olarak farklılaştırdığı, bu çerçevede taraf markalarının genel izlenim itibariyle ayırt edilebilir nitelik taşıdığı,
4. Ortak unsurun zayıf ayırt ediciliğe sahip olması nedeniyle marka sahibinin bu ibareyi içeren ve ek unsurlarla farklılaştırılmış işaretlere belirli ölçüde katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, ayrıca ilgili ortalama tüketicinin markaları bütünsel algı çerçevesinde değerlendirdiği ve farklılaştırıcı unsurları ayırt edebilecek düzeyde olduğu,
5. İncelemenin, Sayın Mahkeme’nin görevlendirmesi uyarınca yalnızca 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında gerçekleştirildiği,
6. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar taraf markaları arasında belirli düzeyde benzerlik bulunmakta ise de, bu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde markalar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde bir algı oluşturacak düzeye ulaşmadığı, bu nedenle SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dolayısıyla ....’nun 16.04.2025 tarihli ve ...sayılı kararının SMK 6/1 kapsamında yerinde olmadığı ve iptali gerektiği değerlendirilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının "....+... " ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait " ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "....+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın " ...+... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı firmanın " ...+... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak /yararlanmak isterken davacının "....+... " ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı; benzerlik oluşmadığından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı , yani markaları karıştırmayacağı , bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Tüm bu sebeplerle aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın KABULÜNE,
2- Dava konusu ...'nın ...sayılı ... kararının iptaline,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 310,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.925,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 29/06/2026
Katip .... Hakim ....
E-İmzalıdır E-İmzalıdır