İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ticari alacaklara ve mutabakat metnine dayalı ihtiyati hacze itirazın reddi kararına ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, alacaklının ticari ilişkiden kaynaklanan, e-faturalar ve mutabakat metni ile yaklaşık ispatlanan vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş yaklaşık 7 milyon TLlik alacağı için borçlunun malvarlığına konulan ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, borçlu vekilince istinaf yoluna başvurulan bir süreci incelemektedir; ilk karar ihtiyati haciz şartlarının bulunduğunu tespit etmiş ve alacaklıdan %15 teminat yatırmasını istemiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2026/1041 KARAR NO : 2026/1604T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN EK KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 04/03/2026 (D.İŞ) - 17/04/2026 (EK KARAR)NUMARASI : 2026/66 D.İş Esas 2026/66 D.İş Karar TALEP : İHTİYATİ HACZE İTİRAZ KARAR TARİHİ : 26/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2026Taraflar arasında görülen ihtiyati haciz davasında yapılan yargılama sırasında ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 04/03/2026 tarihli değişik iş sayılı kararda; İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile borçlu arasında süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından 02/02/2026 tarihli 995.040,26 TL bedelli, 17/11/2025 tarihli 3.432.817,61 TL bedelli, 23/04/2025 tarihli 588.000,00 TL bedelli, 15/04/2025 tarihli 120.000,00 TL bedelli, 15/04/2025 tarihli 2.560.000,00 TL bedelli, 25/11/2024 tarihli 39.907.811,40 TL bedelli, 25/11/2024 tarihli 1.181.404,67 TL bedelli faturaların kesildiğini, faturalara yasal süresinde itiraz edilmediği gibi faturalara konu meblağların borçlu tarafından da ödenmediğini,; borçlunun imzasını taşıyan 25/02/2026 tarihli mutabakat metninden anlaşılacağı ve borçlunun da kabulünde olduğu üzere borçlunun müvekkiline 6.962.974,00TL vadesi gelmiş borcunun bulunduğunu, müvekkilinin alacağının rehinle temin edilmediğini belirterek, borçlunun 6.962.974,00 TL borcuna yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir.İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili dilekçesi ekinde e-fatura örnekleri ile 25/02/2026 tarihli mutabakat mektubunu sunmuştur.İhtiyati haciz kararının hangi koşullarda verilebileceği hususu İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3. kişide olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczedebilir.Aynı kanunun 258. maddesinde de; "alacaklının, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu" düzenlemesine yer verilmiştir.Yukarıda belirtilen kanun maddelerinde de açıkça yazılı olduğu şekilde; ihtiyati haciz kararı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun varlığı durumunda ve alacağın ve haciz sebeplerinin varlığını ispata yarar delillerin sunulması koşulu ile verilebilecektir. İhtiyati haciz kararı verilmesinde amaç yargılamadan farklı olarak, uyuşmazlığı esastan sonuçlandırır şekilde bir karar vermek değildir. Bu nedenle de tam ve kesin ispat gerekmeyip, yaklaşık ispat ve buna ilişkin delil sunulması yeterlidir. Bunun yanı sıra hukuki bir işlemin var olduğu durumlarda alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belge ile ispatı gereklidir.İhtiyati haciz isteğinde bulunan alacaklı vekili ihtiyati haciz isteğinin dayanağı olarak e-faturalara ve 25/02/2026 tarihli mutabakat mektubuna dayanmıştır.Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ışığında; her ne kadar fatura tek başına alacağın varlığını göstermese de, sunulan e-faturalar ile 25/02/2026 tarihli mutabakat mektubu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında mal alım satımı yönünde bir ticari ilişkinin bulunduğu, alacağın rehinle temin edilmediği ve vadesinin geldiği yönünde "yaklaşık ispat kuralı" çerçevesinde İİK'nın 257. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilme koşullarının bulunduğu..." gerekçesi ile; Sunulan delillere ve belgelere göre borcun vadesinin geçtiği ve rehinle temin edilmediği anlaşılmış olup, istek kanuna uygun bulunduğundan, ihtiyati haciz isteyenin ileride haksız çıkması halinde diğer tarafın ve üçüncü kişilerin gerçekleşmesi muhtemel zarar ve ziyanlarına karşılık olmak üzere HMK'nın 87. maddesi uyarınca alacaklı tarafça alacağın % 15'i oranında 1.044.446,10 TL nakit veya geçerli banka teminatı alınarak mahkeme veznesine yatırılması halinde, borçlunun 6.962.974,00 TL borç ve masrafa yeter miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İİK'nın 257 ve devam eden maddeleri gereğince İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA" şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin 11/03/2026 havale tarihli dilekçesi ile ihtiyati haciz kararına itiraz edildiği ve itiraz üzerine; Mahkemenin 17/04/2026 tarihli ek kararı ile; ''...İTİRAZ; İhtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu vekili itiraz dilekçesi ile özetle; ihtiyati haciz kararına dayanak gösterilen teminat miktarı ile takibe konu edilen alacak miktarı arasında açık bir uyumsuzluğun bulunduğunu, ihtiyati haciz kararı 6.962.974,00 TL üzerinden verilmiş olmasına rağmen İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2026/2294 sayılı dosyasında 8.205.338,23 TL üzerinden takibin başlatıldığını, teminatın eksik ve yetersiz olduğunu, İİK'nın 259. maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklının haksız çıkması ihtimalinde borçlunun uğrayabileceği zararları karşılamak amacıyla uygun bir teminat göstermek zorunda olduğunu, alacaklı tarafın muhtelif tarihli 2024 ve 2025 yıllarına ait faturalar ile 25/02/2026 tarihli mutabakat metnine dayandığını ancak faturaların tek başına kesin ve likit bir alacağın varlığını ortaya koyan belgelerden olmadığını, bu nedenle faturaya dayalı alacak iddialarında tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, defterler incelenmeden ve taraflar arasındaki hesaplaşma ortaya konulmadan sadece faturaya dayanılarak ihtiyati haciz kararının verilemeyeceğini, mutabakat metninin hukuki niteliği itibariyle çek veya senet gibi soyut borç ikrarı niteliğinde olmadığını, taraflar arasında faturaya dayalı alacak miktarı konusunda ciddi bir uyuşmazlığın bulunduğunu, İİK'nın 257. maddesi kapsamında ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını belirterek, 04/03/2026 tarihli 2026/66 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.CEVAP;İhtiyati haciz kararını alan alacaklı vekili cevap dilekçesi ile özetle; ihtiyati haciz için aranan bütün koşulların oluştuğunu, karşı tarafça takibe konu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyerek faturalara konu alacağın kabul edildiğini, itirazın kötü niyetli olduğunu, karşı tarafın imzalamış olduğu mutabakat belgesi ile de borçlu olduğunu açıkça kabul ettiğini, alacaklı tarafın ihtiyati haciz istediği bedel üzerinden takibe geçmek zorunda olmayıp takip miktarı ile ihtiyati haciz miktarının aynı olma zorunluluğu gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ihtiyati hacze konu borcun müvekkiline ödenmediğini ve müvekkilinin mağdur edildiğini, müvekkilinin alacağının rehinle temin edilmediğini ve vadesinin geldiğini, borçlu şirketin mal kaçırma yönünde hareketlerinin bulunması sebebiyle ihtiyati haciz kararının hukuka ve usule uygun olduğunu, itiraz dilekçesinde ileri sürülen hiçbir iddianın kararı geçersiz kılacak ve kaldıracak nitelikte olmadığını belirterek, itirazın reddine ve ihtiyati haciz kararının devamına karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE;İstek; İİK’nın 265. maddesi gereğince ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkindir.İhtiyati haciz kararına itiraz İİK'nın 265/4. fıkrası uyarınca duruşma açılmak suretiyle değerlendirilmiştir.Mahkememiz dosyası incelendiğinde; alacaklının dilekçesi üzerine borçlu hakkında e-faturalar ve 25/02/2026 tarihli mutabakat metnine dayalı olarak 6.962.974,00 TL üzerinden % 15 teminat karşılığında 04/03/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının verildiği görülmüştür.25/02/2026 tarihli mutabakat mektubu incelendiğinde; "18/02/2026 tarihi itibariyle 6.962.974,00 TL borç bakiye ile mutabık olduğumuzu bildiririz" ibaresinin bulunduğu, bunun altında da ihtiyati hacze itiraz eden borçlu şirketin kaşesi ile üzerinde imzanın bulunduğu görülmüştür.İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2026/2294 sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..... Şti., takip borçlusunun .... A.Ş., takibin ilamsız takip, takip tarihinin 05/03/2026 olduğu, takipte 8.145.957,87 TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 8.205.338,23 TL alacağın tahsilinin istendiği, takibin dayanağının e- faturalar olduğu görülmüştür. İhtiyati haciz verilebilmesinin koşullarını düzenleyen İİK’nın 257. maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yani; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı ihtiyati haciz isteğinde bulunabilecektir.İhtiyati hacze itiraz İİK'nın 265. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bu düzenlemeye göre; borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilecektir.6100 sayılı HMK'nın 87. maddesinde; "(1) Bir davada verilecek teminatın tutarını ve şeklini hâkim serbestçe tayin eder. Ancak, tarafların teminatın şeklini sözleşmeyle kararlaştırmaları hâlinde, teminat ona göre belirlenir. (2) Teminatı gerektiren durum ve koşullarda değişiklik olması hâlinde, hâkim teminatın azaltılması, artırılması, değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.Somut davada; itiraz eden borçlu vekili tarafından teminata itiraz edilmiştir. Bunun haricinde yetkiye yönelik bir itiraz ileri sürülmemiştir. Teminat ile ilgili olarak HMK'nın 87. maddesinde teminatın miktarı hakimin takdirine bırakılmış olup, mahkememiz uygulamasında alacak miktarı üzerinden % 15 teminat alınması söz konusu olduğundan, anılan ihtiyati haciz kararında da bu miktar üzerinden teminat alındığından, diğer yandan ihtiyati haciz kararına itiraz eden davalı vekilinin itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebepleri temel borç ilişkisine dayalı ve yargılamayı gerektirir nitelikte olup, İİK'nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı..." gerekçesi ile; İhtiyati hacze itirazın REDDİNE" dair ek karar verilmiş, verilen ek karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haczin, borçlunun malvarlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğuran ve istisnai nitelikte bulunan bir geçici hukuki koruma tedbiri olduğunu, İİK'nın 257. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması ve Kanunda öngörülen şartların somut şekilde gerçekleşmesi gerektiğini, özellikle alacağın çekişmeli olduğu durumlarda ihtiyati haciz tedbirine ihtiyatla yaklaşılmasının zorunlu olduğunu, alacaklı tarafın, iddia ettiği alacağı yalnızca e-faturalar ve mutabakat metnine dayandırdığını, ancak faturaların tek başına kesin ve likit alacak niteliğinde olmayıp, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı, cari hesap durumu, ödeme kayıtları, mahsup iddiaları ile ticari defterlerin incelenmeden alacağın tartışmasız olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece anılan hususların değerlendirilmeden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğinin yeterince araştırılmadan, yalnızca alacaklı tarafın sunduğu belgelere dayanılarak ihtiyati haczin devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati hacizde tam ispat aranmasa da, alacaklının alacağın varlığına ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğuna ilişkin mahkemede kanaat oluşturacak nitelikte deliller sunması gerektiğini, alacaklı tarafın dayanağı olduğu belirtilen 2024 ve 2025 tarihli faturalar ile 25/02/2026 tarihli mutabakat metninin, borcun varlığını kesin ve tartışmasız biçimde ortaya koyacak nitelikte olmadığını, itiraz dilekçelerinde de; mutabakat metninin “hata ve unutma müstesnadır” kaydını içermekte olup mutlak borç ikrarı niteliği taşımadığını, taraflar arasındaki hesaplaşmanın tamamlanmadığını, ticari defter ve kayıtların incelenmediğini, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirir hale geldiğini, bu haliyle alacağın varlığı ve miktarı yönünden ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleşmediğini, ayrıca ihtiyati haczin uygulanabilmesi için borçlunun mallarını gizlemesi, kaçırması, kaçmaya hazırlanması veya alacaklıların haklarını ihlal edecek hileli işlemler içerisinde bulunması gibi Kanunda öngörülen özel sebeplerin somut delillerle ortaya konulması gerektiğini, alacaklı tarafın ileri sürdüğü “mal kaçırma” iddiasının tamamen soyut nitelikte olup, anılan iddiayı destekleyen herhangi bir somut verinin dosyaya sunulmadığını, müvekkili şirketin uzun süredir aynı adreste faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetlerini aktif şekilde sürdürdüğünü, malvarlığı ve ticari kayıtların açıkça tespit edilebilir durumda olduğunu, müvekkili şirketin adres değiştirmeye, piyasadan çekilmeye, aktiflerini gizlemeye veya alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik herhangi bir işlem yaptığına ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı gibi dosya kapsamında şirketin sistematik biçimde borçlarını ödememek amacıyla hareket ettiğini gösteren ciddi bir mali tablo ya da yoğun icra baskısı altında bulunduğunu ortaya koyan herhangi bir delilin de olmadığını, soyut değerlendirmeler ve varsayıma dayalı iddiaların, ihtiyati haciz gibi ağır sonuçlar doğuran istisnai bir tedbirin uygulanması için yeterli kabul edilemeyeceğini, ihtiyati haciz kararının 6.962.974,00 TL üzerinden tesis edilmiş olmasına rağmen, sonrasında İzmir 8. İcra Müdürlüğü’nün 2026/2294 sayılı dosyasında 8.205.338,23 TL üzerinden takip başlatıldığının anlaşıldığını, bu durumun, alacak miktarının ve ihtiyati haciz kapsamının sağlıklı, belirli ve tutarlı şekilde ortaya konulamadığını açıkça gösterdiğini, alacağın yalnızca faturalar ve mutabakat metnine dayandırılmış olup, ihtiyati haciz için gerekli yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, ayrıca ihtiyati hacze esas alınan miktar ile icra takibine konu edilen miktar arasındaki ciddi uyumsuzluğun da, alacak miktarının ve teminat değerlendirmesinin sağlıklı şekilde yapılmadığını gösterdiğini, yerel mahkemece anılan hususların yeterince değerlendirilmeden ve denetlenebilir gerekçe oluşturulmadan itirazın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemece verilen ek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati hacze itirazın reddi ek kararının kaldırılması istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.İİK’nın 257. ve devamındaki maddelerde geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati haciz müessesesi düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilecektir. Aynı Kanunun 258. maddesi gereğince alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermek mecburiyetindedir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır. Yine aynı Yasa' nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmasına, alacağın rehinle temin edilmemiş olmasına, bu itibarla yerel mahkemece davalının ihtiyati hacze itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ek kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, Kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/66 D.İş, 2026/66 Karar sayılı dosyasında ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen 17/04/2026 tarihli EK KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati hacze itiraz eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati haciz isteyen yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.