Nitelikli kasten öldürme davasında haksız tahrik uygulamasının tartışılması, delil değerlendirme çelişkileri ve Bölge Adliye Mahkemesinin Yargıtay bozmasına direnmesi.
Özet: Nitelikli kasten öldürme suçundan yargılanan sanık hakkında, maktulün "çocuklar senden değil" şeklindeki sözlerinin haksız tahrik oluşturup oluşturmadığı temel hukuki sorun olarak öne çıkmış; başlangıçta bölge adliye mahkemesi bu beyanları ve duruşmadaki usul hatalarını gerekçe göstererek haksız tahrik indirimiyle 23 yıl hapse hükmetmişken, Yargıtay sanığın savunmalarının çelişkili olması, maddi delillerle (özellikle DNA raporu) çürütülmesi ve genişletilmesi nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağına karar vererek dosyayı bozmuştur; ancak bölge adliye mahkemesi, maktulün olayın hemen öncesindeki sözlerinin haksız tahrik teşkil ettiğinde ısrarla, Yargıtayın bozma kararına direnerek uyuşmazlığı derinleştirmiştir.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : 2676-427I. HUKUKÎ SÜREÇNitelikli kasten öldürme suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d-f, 62, 53, 54/1 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 01.10.2021 tarih ve 114-247 sayı ile verilen resen istinafa tabi olan hükmün, katılan ... vekili, katılan kurum vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından da istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 30.11.2021 tarih ve 2316-2192 sayı ile "...27.05.2021 tarihli duruşma celsesinde tanık yoklaması yapılmadığı, tanıkların dışarıda olduğuna ilişkin ibare olmadan tanıklar ayrı ayrı huzura alındı demek suretiyle sanık savunması ve müşteki beyanının alındığı celsede, tanıklar ..., ..., ..., ...'ın aynı ortamda bulunarak dinlenmek suretiyle hukuka aykırı olarak elde edilen beyanlarının hükme esas alınması, Dosya kapsamına göre de; sanığın baştan itibaren istikrarlı biçimde yan deliller ile desteklenen ve aksi ispatlanamayan savunmasına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek, maktulün olay öncesinde sanığı başkaları ile aldattığı anlamına gelecek şekilde 'çocuklarımızdan sadece ...senin çocuğun, diğerleri senin çocuğun değil, karnımda olan çocukta senin değil'' şeklindeki sözlerinden kaynaklanan haksız tahrik altında müsnet suçu işlediğinin kabulü ile asgari oranda indirim uygulanması gerekirken değişik gerekçe ile sanık hakkında TCK'nın 29/1 maddesinin uygulanmaması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozma üzerine Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 22.03.2022 tarih ve 13-101 sayı ile sanığın TCK'nın 82/1-d-f, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin verilen resen istinafa tabi hükme yönelik katılan ... vekili, katılan kurum vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine duruşmalı inceleme yapan Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 08.06.2022 tarih ve 1086-1502 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın TCK'nın 82/1-d-f, 29/1, 62, 53, 54/1 ve 63. maddeleri uyarınca 23 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba, bu kararın da katılan ... vekili, katılan kurum vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.10.2023 tarih ve 8644-6001 sayı ile "...Sanığın ilk savunmasında olay günü ‘...sadece senin çocuğun, diğerleri senden değil, karnımda olan çocuk da senden değil’ demesine öfkelenerek suça konu eylemi gerçekleştirdiğini, Çumra Sulh Ceza Hakimliğinde eşinin ev işleri yapmadığı, eşinin kendisini aldattığına yönelik hiç bir kuşkusu olmadığını belirtmiş ise de kuşkuya kapıldığını belirttiği, Mahkemede eşinin babasına ve akrabalarına iftira atar şekilde cinsel taciz iddialarından bahsederek evde tanımadığı erkeklere ait iç çamaşırlar bulduğunu, eşinin kendisine kuzeni ... ile ilişkinin bulunduğunu açıkladığını savunmasına karşılık ...'in beyanlarında ...'i tanımadığını söylemesi, rahim tahliyesi ile cenin üzerinde yapılan DNA incelemesine göre ceninin babasının %99,99 oranında sanık olduğuna ilişkin raporun mevcut olması hep birlikte nazara alındığında sanığın maddi deliller ile desteklenmeyen, aşamalarda değiştirdiği ve genişlettiği soyut, istikrarsız ve aksi ispatlanan savunmalarına itibar edilerek maktülden kaynaklı herhangi bir hiddet veya şiddetli eleme yol açacak hareket bulunmadığı hâlde haksız tahrik hükümlerinin uygulanması" isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.Daire Üyeleri ...ve ...; "...Sanığın maktulle aralarında geçen konuşmalara ilişkin savunmasının tanık beyanlarıyla aksinin kanıtlanamadığı gibi, evde başka erkeklerin çamaşırları, gömlek, kazak ve ceketinin bulunduğuna, maktulün başkalarıyla yattığına ilişkin beyanlarda bulunduğunu ifade eden sanığın kardeşleri olan tanıklar ... ve ...'inde yalan söyledikleri yönünde bir delil de bulunmadığı, bu itibarla gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve gerekse Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay diğer ceza dairelerinin müstakar içtihatlarına göre haksız tahrik nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 29 uncu maddesi uyarınca asgari oranda indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde ve dosyaya uygun olmayan gerekçeyle karar verilmesinin bozmayı gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Bozmaya direnen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 14.02.2024 tarih ve 2676-427 sayı ile "...Maktulenin olayın hemen öncesinde sanığa "...sadece senin çocuğun, diğerleri senden değil, karnımda olan çocukta senden değil" şeklinde söz söyleyip söylemediğinin olay anında olay mahalinde sanık ... maktule dışında başkaca kimsenin bulunmaması karşısında bu sözün maktule tarafından söylendiği yönündeki sanık savunmasının aksinin ispatının mümkün olmadığı; 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, şüphe sanık lehine yorumlanarak, aksi ispatlanamayan sanık savunmasına göre TCK'nın 29 maddesi gereğince asgari oranda indirim yapılması gerektiği" şeklindeki gerekçeyle sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.Direnme kararına konu bu hükmün de katılan ... vekili, katılan kurum vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2024 tarihli ve 36562 sayılı "Bozma" istemli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.10.2024 tarih, 3146-6677 sayı ve oy çokluğuyla direnme gerekçesinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire çoğunluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;25.02.2021 tarihli Adli Tıp Ankara Grup Başkanlığı raporunda; maktulün karnından çıkarılan bebekten alınan FTA üzeri kan numunesinden ve sanıktan elde edilen DNA örnekleri karşılaştırıldığında sanığın %99,99 ihtimalle ölü bebeğin babası olabileceğinin tespit edildiği,02.04.2021 tarihinde alınan imaj kaydı üzerinde yapılan inceleme üzerine 13.04.2021 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda; sanığın cep telefonundan internet arama motoruna; 31... 'da "Konya emniyet ruhsat telefon", "Jeriko marka silah fiyatları"; 19... 'de "Rüyada ölmüş kayınpederi görmek", "Allah zalimlerden intikam alır", "İntikam anlamlı ayetler" ve "Düşmana intikam"; 26... 'de "Cinlerle evlenenlerin başına neler gelir?"; 27... 'de "Allah zalimlerden intikamını alır"; 5 Ekim 2020'de "... ..." ve "... ..."; 6 Ekim 2020'de "Hadislere göre şeytan" ve "Rüyada insan kılığına girmiş şeytan"; 9 Ekim 2020'de "Babanın kanı çocukla aynı mıdır?" ve "Konya DNA testleri"; 14... 'de "Büyülü kişide görülen belirtiler" ve "Büyü nasıl anlaşılır?" sözcüklerini yazarak arama yaptığının tespit edildiği,UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada; Çumra Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2019 tarihli iddianamesiyle; 02.07.2018 tarihinde sanığın mağdur eşi ...'ye yönelik basit yaralama, tehdit ve hakaret suçundan, maktulün ise sanık eşine karşı basit yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının, Çumra Asliye Ceza Mahkemesince 05.09.2019 tarih ve 110-514 sayı ile tarafların uzlaşmaları nedeniyle düşürülmesine karar verildiği,Anlaşılmaktadır. Katılanlar..., ... ve ...; maktul anneleriyle sanık babalarının Çumra'ya gitmek için enişteleri ... ...'in arabasıyla gelmesini beklediklerini, dedelerinin evin önünde beklediğini, olay saatlerinde kardeşleriyle televizyonda EBA üzerinden ders izledikleri sırada maktul annelerinin de yanlarında olduğunu, ancak babalarının içerden çağırması üzerine kalkıp yanına gittiğini, bu sırada içeriden 2-3 defa silah sesi duyduklarını, sonra dışarı çıkmak istediklerinde dedelerinin kendilerine "Siz gelmeyin" dediğini, sonra sanığa dönerek "Sen ne yaptın?" diye bağırdığını, olayı görmediklerini, önceki tarihlerde de maktulle sanığın tartıştıklarını, ancak büyük bir kavgaları olmadığını,Katılan ... ...'in; maktulün kız kardeşi olduğunu, sanığın maktulü defalarca dövdüğünü, bir defasında kendisini uyarması üzerine sanığın "Sen karışma!" diyerek kendisine tornavida çekip üzerine yürüdüğünü, en son kurban bayramında maktulün kolunu kırdığını ve o hâldeyken maktule kömür taşıttığını, maktulün, sanığın izni olmadan babasının evine dahi ziyarete gelemediğini,Katılan ...; maktulün öz kızı olduğunu, tarafların ayrı evi varken üç yıl önce sanığın babasının evinde oturmaya başladıklarını, sanığın kızına şiddet uyguladığını, maktulün küserek evlerine geldiğinde sanığın kapının önünde tüfekle ateş ettiğini ve tehditle kızını eve götürdüğünü, kurban bayramında evlerine ziyarete gelmeyen kızının kolunun sanık tarafından kırıldığını duyduğunu, torunu ...'in kendisine; sanığın olaydan bir gün önce maktulün saçını tutarak yolduğunu, olay günü ise sanığın kardeşleriyle kendisini bir odaya kilitlediğini ve öbür odada da annesini vurmuş olduğunu söylediğini,Tanık ...; ablası olan maktulün bir keresinde eve morluklarla geldiğini, sonra kolunun kırıldığını duyduğunu,Tanık ...; ablası olan maktulün sanıktan boşanmak istediğini ancak sanığın "Boşanırsan seni anneni babanı öldürürüm!" dediğini, daha önce sık sık evlerine gittiği sanığın maktule sürekli küfür ettiğini, maktulün hamile kalmak istemediği için doğum kontrol hapı kullandığını, ancak eniştesi sanığın zorla birlikte olup maktulü hamile bıraktığını, maktulün hamile kaldıktan sonra doktora hiç götürülmediğini, son altı aylık süreçte ise sadece olaydan birkaç gün önce doktora gittiklerini,Tanık ...; tarafların komşusu olduğunu, maktulün babası ölmeden önce de sonra da sanığın eşinin dışarı çıkmasına hiçbir şekilde izin vermediğini, 2018 yılında ise eşine hakaret ettiğini ve "Seni boşayacağım!" dediğini bizzat duyduğunu, Tanık ...; kardeşi olan sanığın maktulle sürekli tartışıp kavga ettiklerini, sanığın kendisine 4-5 sene önceki bir kavgada maktulün ... ismini verip arkadaşlık ettiğini söylediğini kendisine anlattığını, ancak kardeşine bunu kendisini kıskadırma amaçlı demiş olduğunu söylediğini, Tanık ...; sanığın babası olduğunu, oğlu ve maktul geliniyle ile birlikte aynı evde yaşadıklarını, sanıkla maktul arasında şiddetli geçimsizlik olduğunu, olay sabahı Çumra ilçesinde işlerini hâlletmek üzere yola çıkıp saat 10.00 civarında önce ...'daki evine uğradığını, kabanını almak için odaya girdiğinde sanığın kendisine "Ben ...'yi vurdum!" dediğini, oracıkta bayılınca torunlarının kendisini ayılttığını,Tanık ... mahkemede; 20 11... yılında kardeşi olan sanığın evde başkasına ait erkek çamaşırları bulması üzerine maktulü alıp annesinin evine getirdiğini, eve kayınpederini de çağırdığını ve herkesin içinde maktulün kendisine "Arkadaşlarınla yattım, ... ile yattım!" dediğini söylediğini, Tanık ... mahkemede; abisi olan sanığın, maktulün ... ile yattığını söylediğini kendisine anlattığını,Tanık ... mahkemede; maktulle hiçbir zaman yüz yüze veya sosyal medya aracılığıyla görüşmediklerini,İfade etmişlerdir.Sanık ... soruşturma evresinde; eşi olan maktulün 25 haftalık gebe olduğunu ve olaydan birkaç gün önce kendisine "Sadece ...senin çocuğun, diğerleri senin değil!" dediğini, olay günü de yine bu söylemini tekrarlayıp "Karnımdaki çocuk da senden değil!" diyerek başka bir odaya gittiğini, aralarındaki tartışmanın burada da devam ettiğini, maktulün söylediği sözleri kendisine yediremediğini ve aynı odada bulunan dedesinden kalma tüfeği alarak koltuğun üzerinde uzanmış hâldeki maktule doğrulttuğunu, maktulün uzandığı yerden kalkıp koltuğa oturduğu sırada "Söylediklerini şimdi de söyle!" dediğini, ancak cevap beklemeden maktule 4-5 el ateş ettiğini, olaydan önce de maktulle devamlı tartıştıklarını, fakat bu zamana kadar maktulün kendisini aldattığına dair hiçbir emareyle karşılaşmadığını, bu tartışmalar sırasında maktule fiziksel şiddet uyguladığını,İlk Derece Mahkemesinde; son beş yıldır maktulle aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu, olaydan çok önce evde başkalarına ait iç çamaşırları da bulduğunu, eşinin kendisine çocukların kendisinden olmadığını söylemesi üzerine internet sitelerinden DNA testi yapan yerleri aramaya başladığını, ortanca oğlu ... ile kan vermeye ... hastanesine giderek kan verdiklerini, ancak sonuçları öğrenmediğini,Bölge Adliye Mahkemesinde; maktulün daha önce de çocukların kendisine benzemediğini söyleyerek dalga geçip şüpheli hareketlerde bulunduğunu, uzak akrabaları ...'nin ismini zikrederek onunla bir ilişki yaşadığını söylediğini, bu olayın köyde başkaları ve ailesi tarafından duyulmasını istemediğini, sonra internet ortamında çocukların kendisine ait olup olmayacağının nasıl tespit edileceğine ilişkin araştırma yaptığını, poliklinikten kan tahlili verip soy bağı tespiti yapmak istediğini ancak bunun mümkün olmadığının kendisine söylendiğini, olay günü ise kahvaltı yaptıkları sırada evde yabancı bir ceket gördüğünü, bunun tanık ...'e ait olduğunu düşündüğünü, daha önce de kendisine ait olmayan erkek çamaşırlarını evde görmüş olduğu için şüphelenmeye başladığını, maktul kahvaltıdan sonra da aynı şekilde çocukların kendisinden olmadığını, dedesinin eşinin dedesini aldatmış olduğunu ima edip bu olay nedeniyle kendisine ithamda bulununca ceketin ...'e ait olduğu hissine kapıldığını ve bir anlık öfkeyle kendisini kaybederek evdeki tüfekle eşine dört beş el ateş ettiğini,Savunmuştur.IV. GEREKÇEA. Uyuşmazlık Konusuna Dair AçıklamalarCeza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları (CGK'nın 19.02.2025 tarihli ve 279-75 sayılı, 15.01.2025 tarihli ve 531-21 sayılı ile 15.01.2025 tarihli ve 594-22 sayılı kararları gibi) ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır.Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlemediği önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun biri diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı; ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan kuşkudan sanık yararlanır prensibi uyarınca bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının kanıtlanamadığı ahvalde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak kural olarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerekmekle birlikte, bu yöndeki kabulün, dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu da dikkate alınıp her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki NitelendirmeSanığın yaklaşık on iki yıldır evli olduğu ve dördüncü çocuğuna hamile olan eşi maktulü, suç tarihinde sabah saatlerinde çocukların olmadığı yan odada av tüfeğiyle yakın mesafeden beş kez ateş ederek ölümüne sebebiyet verdiği hususunda, olayın oluş şekline ilişkin kabul ve eylemin nitelendirmesinde tartışma bulunmayan dosyada, uyuşmazlığa konu haksız tahrik hususunun var olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların suç tarihinden önceki ve olay anındaki davranışlarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Suç tarihinden önce; kimi tanıklara göre olaydan sekiz yıl önce kimilerine göre olaydan üç yıl önce maktulün sanığa sarf ettiği ispatlanamayan aldatma söylemleri, tarafların birlikte aynı evde kalmaya ve evlilik birliğini sürdürmelerine devam etmeleri nedeniyle sanık nezdinde ciddiye alınmadığını göstermiştir. Maktulün sanık tarafından darp edildiği ve evden dışarı çıkmasının engellendiği katılanın yakınları ve komşusu tarafından dile getirilmiştir. Olaydan yaklaşık sekiz ay önce babasını kaybeden maktulün bundan derin şekilde etkilendiğinin sanık tarafından da bilindiği hususu savunmaları doğrulanmıştır. Olaydan yaklaşık yedi ay öncesinde maktulün istememesine rağmen sanıktan hamile kaldığı ve takip eden 2020 yılı Kurban Bayramında sanığın hamile olan eşini darbedip kolunu kırması nedeniyle maktulün annesinin evine ziyarete gidemediği katılanların beyanlarıyla kanıtlanmıştır. Sanığın suç tarihinden yaklaşık üç ay önce cep telefonuyla internet üzerinden yaptığı arama kayıtlarında "Allah zalimlerden intikamını alır", "Konya DNA testi" ve "Babanın kanı çocukla aynı mıdır?" gibi ifadelere rastlandığı da gözetildiğinde, eşi olan maktulün tam da bu tarihlerde sarf ettiği çocukların kendisinden olmadığı yönündeki söylemlerinden olumsuz etkilendiğini ortaya koymuştur. Sanığın bu yöndeki şüphelerini gidermek amacıyla DNA testi için oğluyla birlikte hastanede kan tahlili yaptırdığına dair savunmalarının doğruluğu ise mahkemece araştırılmasına rağmen teyit edilememiş, ölümünden sonra yapılan DNA testinde de maktulün karnındaki çocuğun sanığa ait olduğu belirlenmiştir. Suç tarihinde ise; sanıkla maktulün çocukları olan katılan ..., ... ve ...'ın; sabah evde televizyon izledikleri sırada annelerinin de yanlarında olduğuna, babalarının içeriden çağırması üzerine kalkıp yanına gittiğine, sonrasında içeriden bir patlama sesi duyduklarına dair beyanlarının sanığın; sabah tartıştıkları sırada maktulün kendisine "Karnımdaki çocuk da senden değil!" diyerek başka bir odaya gittiğine ancak buna öfkelenerek eşinin bulunduğu odaya girdiğine ve odadaki av tüfeğiyle ateş ettiğine ilişkin anlatımlarıyla çelişmiştir. Diğer yandan sanığın soruşturma evresinde; daha önceden maktulden şüphelenmesini gerektirir hiçbir olay olmadığı, ancak olaydan birkaç gün önce kendisine "Sadece ...senin çocuğun, diğerleri senin değil!" dediği, bu sözlere öfkelenerek aynı odadaki av tüfeğini maktule doğrultup "Söylediklerini şimdi de söyle!" dedikten sonra maktulü, bir şey söylemesine fırsat vermeden vurduğu yönündeki savunmalarını; yargılamanın ilerleyen safhalarında, evde başkalarına ait çamaşırlar bulduğunu, maktulün uzak akrabaları tanık ... ile kendisini aldattığını söylediğini, en son olay günü evde başkasına ait bir ceket görünce bunun ...'ye ait olduğunu zannettiğini, maktulle aslında kahvaltıdan sonra ev işleriyle ilgili olarak tartıştıkları sırada maktulün haksız tahrike konu sözlerini tekrarladığını ve dedesi ile ninesi arasındaki aldatma olayını da ima ederek kendisiyle dalga geçtiğini ileri sürerek sürekli değiştirdiği ve genişlettiği anlaşılmıştır.Maktulün suç tarihinden önceki süreçte sanığı aldattığı iddiası ispat edilememiş, aksine sanığın maktule yönelik baskı ve şiddet içeren davranışlarda bulunduğu maddi delillerle ortaya konulmuştur. Ancak maktulün eşi olan sanığa çocukların kendisinden olmadığına yönelik sözleri; babasını kaybettikten sonra, olaydan dört beş ay kadar öncesinde hamileyken kendisini darp edip kolunu kırması ve bu tarihlerde aralarında geçen tartışmalar sırasında tepki mahiyetinde söylediği, internet sorgulama tarihleriyle doğrulanmıştır. Buna karşılık sanığın geçmişteki haksız davranışlarıyla gelişen etki-tepki dengesi de gözetildiğinde, maktulün belirtilen söylemlerinin haksız tahrik oluşturmayacak kadar hafif olup, suç tarihine kadar sanık üzerinde evhamdan öte bir sonuç doğurmadığı kabul edilmelidir. Olay günü de maktulün kendisine sarf ettiği bu sözleri tekrarladığını savunan sanığın, öldürme eylemini geçmişte evham yaptığı bu sözlerin üzerinde yarattığı öfke veya şiddetli elemin etki altında gerçekleştirdiğini aşamalarda sürekli değiştirdiği ve geliştirdiği savunmaları nedeniyle inandırıcı bir şekilde ortaya koyamadığının kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle maktulün tahrik iddiasına ilişkin davranışları konusunda hataya düştüğünden de söz edilemeyecek olan sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği sonucuna ulaşılmalıdır.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, gerekçesinin isabetli olmadığına ve sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma şartlarının bulunmaması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...; "Ceza hukukunun konusunu, tipe uygun ve hukuka aykırı, özgür iradeye dayanan insan davranışları oluşturur. Suç işleme iradesinin oluşum sürecindeki (haksız) tercihleri nedeniyle fail toplum tarafından kınanan bir tutum takınmışsa kusurlu addedilerek cezalandırılır. Bu süreçte iradesini ciddi manada etkileyen bir taarruza maruz kalan failin, tamamen özgür ve yalın iradeyle hareket ettiğinden bahsetme imkanı bulunmadığından, işgal ettiği haksızlık zemininin de taarruzun keyfiyetine göre değerlendirilmesi gerekir.Esas itibarıyla ceza hukuku bağlamında adaletin; suç tipi saptandıktan sonra, fiilin haksızlık muhtevası ve kusurluluk oranı ekseninde hakkaniyete uygun bir dengenin kurulma sanatı olduğunu görmek gerekir. Bu cümleden olarak, suç yolunda (haksız) etki ve saldırı altında kalmayan iradesi ile suç işleyenin, anılan spekülasyonlara maruz kalarak haksızlık icra edenle aynı akibeti paylaşmaması lazım gelir.Somut olayda; suç tarihinden önce maktulün eşi olan sanığa müteaddit defalar çocuklarından ...dışındakilerin kendisinden olmadığını söylediğinin maktulün cep telefonundan olaydan üç dört ay önce yapmış olduğu internet aramalarıyla ispatlandığında tereddüt bulunmamaktadır. Maktulün bu yöndeki söyleminin, sanığın kendisine yönelik haksız davranışlarına tepki mahiyetinde olmadığı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı bir davranışa yönelik olduğu, ayrıca olaydan üç dört gün öncesinde ve en son olay günü sabah saatlerindeki tartışma sırasında da 'Karnımdaki çocuk da senden değil!' diyerek tekrarlandığının sanığın olayın sıcağı sıcağına verdiği ilk savunmasından itibaren aksi ispatlanamayan tüm savunmalarıyla istikrarlı biçimde beyan edildiği de ortadadır.Maktul ile sanık arasında yaşanan tartışma sırasında, maktulden kaynaklanan bir haksız hareket olup olmadığının sanık savunması dışında başkaca hiçbir delille kanıtlanamadığı bu ahvalde; maktulün, sanık eşini aldattığına ve kanındaki çocuğun sanıktan olmadığına dair daha önceden de sarf ettiği sözlerle uyumlu olan bu davranışının, olay sabahı maktulü öldürmesini gerektirecek hiçbir yeni hâl de ortada yokken tekrarlayarak sanığı anlık bir öfkeye ve şiddetli bir eleme sevk ettiği, sanığın içinde bulunduğu bu psikolojik durumun etkisi altında maktul eşini vurduğu anda öfkeyle ağzından çıkan 'Söylediklerini şimdi de söyle!' ifadeleriyle de doğrulandığı, dolayısıyla sanığın savunmalarının lehine yorumlanarak gerçeği yansıttığının ve suçu işlediği anda maruz kaldığı haksız tahrikin etkisi altında olduğu anlaşılan sanığın kusurluluğunun bu kapsamda değerlendirilerek sanık hakkında haksız tahrik indiriminin uygulanma şartlarının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.Bu nedenlerle sanık hakkında TCK’nın 29/1. maddesi uyarınca asgari düzeyde haksız tahrik indirimi uygulayan Bölge Adliye Mahkemesinin ve Özel Daire Üyelerinin karşı oylarındaki takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığını düşündüğümden Sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.",Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin isabetli olduğu,Düşünceleriyle karşı oy kullamışlardır.V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14.02.2024 tarihli ve 2676-427 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanık hakkında uygulanma şartları bulunmayan haksız tahrik hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 18.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.