Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, bankanın kredi çerçeve sözleşmelerinden kaynaklanan alacağının müşterek müteselsil kefiller tarafından yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankanın, kredi çerçeve sözleşmelerinden doğan ödenmemiş borçlar nedeniyle asıl borçlu şirketin yanı sıra müşterek müteselsil kefil olan davalılara karşı başlattığı ilamsız takibe yapılan itirazın iptali davasını konu almaktadır. Banka, davalıların kredi borçlarına 30.000.000 TL ve 30.500.000 TL’ye kadar kefil olduğunu, şirketin temerrüde düşmesi ve rehin açığı oluşması nedeniyle doğrudan kefillere başvurma hakkına sahip olduğunu ileri sürerken, davalılar kefaletin adi nitelikte olduğunu, faiz oranlarının fahiş olduğunu ve alacağın likit olmadığını iddia ederek takibin haksızlığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi ise davalıların söz konusu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığını tespit etmiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:26/12/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:30/11/2022DAVANIN KONUSU:İtirazın İptaliGEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Bankanın Pamukkale/Denizli Şubesi ile dava dışı ... San Tic Ltd Şti firması arasında 13.04.2019 tarihli 5.500.000,00TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede davalı ...'ın 5.500.000,00 TL borca müşterek müteselsil kefil olduğunu, 13.03.2020 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede davalı ...'ın 10.000.000,00 TL borca müşterek müteselsil kefil olduğunu, 22.01.2021 tarihli 15.000.000,00 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede davalılar ... ve ...'ın 15.000.000,00 TL borca müşterek müteselsil kefil olduğunu, 05.02.2021 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede davalı ...'ın 10.000.000,00 TL borca müşterek müteselsil kefil olduğunu, firma ile akdedilen kredi çerçeve sözleşmeleri uyarınca davalı ...'ın ... Ltd Şti.'nin bankaya doğmuş doğacak borçlarının 30.000.000,00 TL'sine kadar, davalı ...'ın ... Ltd Şti'nin bankaya doğmuş doğacak 30.500.000,00 TL'sine kadar müşterek müteselsil kefil olduğunu, ... Ltd Şti ve kefilleri arasında akdedilen kredi çerçeve sözleşmeleri uyarınca firmaya kredi kullandırıldığını, firma ve kefilleri tarafından kredinin zamanında geri ödenmediğini, Beşiktaş 17. Noterliği'nin 18.02.2021 tarih ... yevmiye no.lu hesap kat ihtarının ilgilere tebliğ edildiğini, borçluların hesap kat ihtarına 8 gün içerisinde itiraz etmediklerini, hesabın kat edilerek kredinin tüm taraflarının temerrüde düşürüldüğünü, alacaklarını tahsil etmek adına Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alınarak ilamsız takibe geçildiğini, başlatılan ilamsız takipte asıl borçlu firma ... Ltd Şti yönünden banka alacağı ipotekle temin edilen taşınmazlar kaydındaki banka ipotek limitlerinin altında kaldığını, rehin açığı belgesi alındığını, asıl borçlu hakkında takip yapılmaksızın kefiller yönünden ilamsız takip başlatıldığını, Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız takibe borçlular ... ve ...’ın itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalıların itirazının haksız olduğunu, dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, Denizli Ara buluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk görüşmesi taraflarca anlaşamama yönünde neticelendiğini, ihtarnamede temerrüt faizi oranı TL üzerinden açılacak takipler açısından %42 olarak belirlendiğini, davalıların Denizli 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptıkları yetki itirazlarının reddi ile davanın esastan incelenmesini, itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olan takipte müvekkillerine müteselsil kefil olduğu gerekçesiyle borçlu sıfatıyla takip yapıldığını, söz konusu kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğunu, bu durumda asıl borçlu yönünden hacizle ilgili tüm yollar denenmeksizin kefile gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle yasa ve içtihatlar gözetilerek itirazın yerinde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, istenilen faiz oranının yasal sınırın üzerinde ve fahiş olduğunu, ödeme emrinde asıl alacak kalemlerine uygulanması talep edilen işlemiş faiz oranlarının TBK’nın 88. ve 120. maddelerinde düzenlenmiş olan faiz oranı sınırlarını aştığını, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likid olması gerektiğini, alacak likid olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olana davacının, alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Mahkememizce yapılan yargılama, dava dilekçesi, alınan bilirkişi raporu, incelenen icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;davacı banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 13.04.2019, 13.03.2020, 22.01.2021, 05.02.2021 tarihli çerçeve kredi sözleşmelerini davalıların müteselsil kefil olarak imzaladıkları görülmüştür.Davalılar vekili cevap dilekçesinde, asıl borçlu yönünden hacizle ilgili tüm yollar denenmeksizin kefile gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Kefalet sözleşmesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 581. ilâ 603. maddeleri) arasında düzenlenmiştir.Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir . Daha açık bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine almış olur. Kefalet BK'nın 483. maddesinde; “Kefalet, bir akittir ki onunla bir kimse, borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeği alacaklıya karşı taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır.Kefaletin türleri ise BK’nın 486 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 487. maddesi; “Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhde etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir” hükmünü içermekle takibe konu borç kefalet limiti içinde kaldığından davalıların davacıya karşı sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır.Davacı tarafından sözleşmeye dayalı kredilerin kullandırıldığı, davacı banka tarafından hesap kat edilerek Beşiktaş 17. Noterliği aracılığıyla ihtarname keşide edildiği, ancak icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, icra takibi ile dava konusu olan bakiye kredi borcunun kefalet limiti içerisinde kaldığı, mahkememizce aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda hükme esas hesaplanan asıl alacak, faiz ve ferileri tutarında davalıların icra takip tarihi itibariyle borçlu olduğu anlaşılmakla hesap edilen alacak kalemleri üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda yalnızca bankanın hesap kat ihtarındaki tutarlar üzerinden hesaplama yapıldığını, hesap kat ihtarı keşide edildiği tarihte bankanın gayri nakit riski durumunda bulunan ancak ihtarnamenin keşide edildiği tarihten sonra, takip tarihinden önce gerek teminat mektubu tazmini, gerekse de çek banka sorumluluk bedellerinin ödenmesi ile nakit alacağa dönüşen tutarlar ile bu tutarlara bankanın ödeme yaptığı tarihten takip tarihine kadar işleyecek faizlerinin hesaplamaya dahil edilmediğini, bu hususta ilk bilirkişi raporu tebliğ edildiğinde rapora itiraz yasal süresi içerisinde detaylı olarak itiraz edildiğini ancak bilirkişi ek raporunda takip talebinde talep edilmeyen alacağın itirazın iptali davasında talep edilemeyeceği yönünde hukuken kabul edilemez ve dosyadaki durumla hiç alakası olmayan bir yönde görüş bildirerek kök raporunda değişiklik yapılmadığını, oysaki bankanın gayri nakit alacaklarının da tıpkı nakit alacakları gibi Kredi Çerçeve Sözleşmesi uyarınca doğmuş alacaklar olduğunu, yine itiraz ettikleri tutarlara konu alacaklarının hesap kat ihtarı keşide edildiği tarihte henüz tazmin edilmediğinden hesap kat ihtarında gayri nakit risk olarak görüldüğünü, itirazın iptaline konu icra takibinin ise firma ile akdedilen kredi çerçeve sözleşmesi ve bu kredi çerçeve sözleşmesi uyarınca firmaya kullandırılan gerek nakit gerek gayri nakit kredi hesaplarının kat edildiği hesap kat ihtarına dayanılarak başlatıldığını, bu yönüyle bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde liste halinde vermiş oldukları, tazmin olunan alacaklarının takip talebinde dayanmadıkları bir nedenden kaynaklandığı yönündeki bilirkişi tespitinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince usule aykırı şekilde tahkikat sonlandırılarak sözlü yargılama geçilmek suretiyle hüküm açıklandığını, yazılı yargılama usulüne tabi davada davalı vekilinin mazeret dilekçesi verdiği tahkikat duruşmasında tarafların muvafakati alınmaksızın sözlü yargılama yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dava dosyasında, bankacı bilirkişiden rapor aldırıldığı, davacı tarafın rapora, bilirkişi raporunda yalnızca bankanın hesap kat ihtarındaki tutarlar üzerinden hesaplama yapıldığını, hesap kat ihtarı keşide edildiği tarihte bankanın gayri nakit riski durumunda bulunan ancak ihtarnamenin keşide edildiği tarihten sonra ancak takip tarihinden önce gerek teminat mektubu tazmini gerekse de çek banka sorumluluk bedellerinin ödenmesi ile nakit alacağa dönüşen tutarlar ile bu tutarlara bankanın ödeme yaptığı tarihten takip tarihine kadar işleyecek faizlerinin hesaplamaya dahil edilmediğini, ileri sürerek itiraz ettiği, mahkemece ek rapor alınmasına karar verildiği, ek raporda ise bilirkişi tarafından, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu gerekçesiyle kök rapordaki tespitlerin teyit edildiği anlaşılmaktadır. Davaya dayanak, icra takip dosyasına bakıldığında, takibin, 9.334.869,77 TL asıl alacak, 125.470,97 TL BSMV, 2.509.419,37 TL işlemiş temerrüt faizi üzerinden başlatıldığı, takibe dayanak olarak ise, Beşiktaş 17. Noterliğinin 18/02/2021 tarih, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarı ve kredi çerçeve sözleşmeleri gösterildiği, yine bu kısımda, 8.637.524,34 TL bedelin gösterildiği, bu bedelin kat ihtarında yazan bedel olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164).Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2 nci maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3 üncü maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 20.09.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 31.05.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 18.05.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının itirazları net olarak karşılanmamıştır. İddia edilen, hesap kat ihtarı keşide edildiği tarihte bankanın gayri nakit riski durumunda bulunan ancak ihtarnamenin keşide edildiği tarihten sonra, takip tarihinden önce, gerek teminat mektubu tazmini, gerekse de çek banka sorumluluk bedellerinin ödenmesi ile nakit alacağa dönüşen tutarların hesaplanmadığı hususu irdelenmemiştir. Eksik ve yetersiz inceleme ile karar verilemez. Ek bilirkişi raporunda bahsedilen itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu hususu ilkesel olarak doğru olsa da somut itiraz için ilgisi yoktur. Mahkemece yapılacak iş, gerekirse banka kayıtları üzerinde verilen yerinde inceleme yetkisine dayanılarak, bankacılık konusunda uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla, banka kayıt ve belgeleri de incelettirilerek, davacı itirazlarının denetime elverişli şekilde karşılandığı, çelişki olur ise giderildiği, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenecek rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davacı tarafın, bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerindedir.Yine, davacı vekili, sözlü yargılama günü verilmeden karar verildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştir.Somut uyuşmazlıkta yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır.HMK m. 147'de gereği de, Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir.HMK m. 186 gereği, Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır.Ön inceleme duruşmasında, mahkemece, taraf vekillerine HMK m. 147 gereği bir ihtarat yapılmadığı, yani tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği yönünde bir ihtarat yapılmadığı anlaşılmakla beraber, dosyada, sözlü yargılamaya geçilen duruşmada davacı vekili yer almaktadır ve mahkemenin sözlü yargılamaya geçilmesine ilişkin kararından sonra kendisine söz hakkı verildiği, davacı vekilinin ise duruşmanın ertelenmesi talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin, sözlü yargılamaya geçilmesine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi....