Ceza Genel Kurulunun rüşvet suçundan verilen beraat ve mahkûmiyet hükümlerine ilişkin temyiz süresi ve esası yönünden yaptığı inceleme kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, rüşvet suçlamasıyla açılan bir davada verilen ilk derece mahkemesi kararlarının temyiz incelemesini içermektedir. Yargılama sonucunda, iki sanık beraat ederken, diğer beş sanık rüşvet suçundan 3 yıl 4 ay ile 4 yıl 5 ay 10 gün arasında değişen hapis cezalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuplara çarptırılmış, bazı sanıkların cezaları mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmuştur. Temyiz başvurularında, beraat ve mahkumiyet kararlarının hukuka uygunluğu ile bir sanığın temyiz dilekçesinin süresinde olup olmadığı gibi önemli hukuki meseleler yüksek yargı organı tarafından değerlendirilmektedir.

DAİRESİ : YARGITAY 5. Ceza Dairesi SAYISI : 62-22 HÜKÜMLER : Rüşvet suçundan sanıklar ... ve ...'ın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, sanık ...'nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252/1-7, 62, 53/1-5 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, sanıklar ... ve ...'in TCK'nın 252/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, sanıklar ... ve ...'in ise aynı Kanun'un 252/1, 62, 53, 58... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkindir. Rüşvet suçundan sanıklar ... ve ...'ın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, sanık ...'nın TCK'nın 252/1-7, 62, 53/1-5 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, sanıklar ... ve ...'in TCK'nın 252/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, sanıklar ... ve ...'in ise aynı Kanun'un 252/1, 62, 53, 58... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 22.02.2023 tarihli ve 62-22 sayılı hükümlerin sanıklar ..., ..., ... müdafileri, sanık ... ve müdafisi, sanık ... ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının red ve onama istemli 04.10.2023 tarihli ve 94356 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekili; sanıklar ... ve ...'ın isnat edilen suçları işlediklerine dair yeterli delil bulunduğu hâlde gerekli araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ile beraat kararları verildiği, sanık ... müdafii; sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığı, sanığın isnat edilen suçu işlemediği gibi suçun unsurlarının da oluşmadığı, sanık ... müdafii; mahkûmiyete esas delil bulunmadığı, sanığın somut olayda yasal hakkı olan bir durumdan yararlanmak istediği, suç işleme kastıyla hareket etmediği, rüşvet anlaşması yaptığına dair delil bulunmadığı, sanık ... müdafii; savunmalarının aksinin kanıtlanamadığı, yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanık ... müdafii; hakkında suç üstü hükümleri uygulanarak arama yapılamayacağına ilişkin kurala aykırı davranıldığı, usulsüz dinleme kayıtlarının kullanıldığı, sanığın rüşvet anlaşması yaptığına dair delil bulunmadığı, görevi gereği kanun yararına bozma yoluna başvurduğu, rüşvet verdiği bildirilen şahsın lehine hükmün kaldırıldığı, sanığın menfaat temin etmediği, Gerekçeleriyle temyiz isteminde bulunmuşlardır.II. İNCELEME KONUSU Hükmolunan ceza süreleri yönünden kanuni şartları oluşmadığından sanıklar ... ve ... müdafilerinin, duruşmalı inceleme isteklerinin CMK’nın 299. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. 1. Sanık ...'in temyiz isteminin süresinde yapılıp yapılmadığının,2. Rüşvet suçundan sanıklar ... ve ...'ın beraatlerine, diğer sanıkların ise mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin isabetli olup olmadığının, Belirlenmesine ilişkin temyiz incelemesi yapılmıştır.III. GEREKÇEA. Sanık ...’in temyiz isteminin süresinde olup olmadığı sorunuAa. Soruna ilişkin olay ve olgular Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonucunda 22.02.2023 tarihli celsede sanık ...'in rüşvet suçundan TCK'nın 252/1, 62, 58, 63... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kısa kararın son paragrafında; "Hüküm yüzlerine karşı verilen sanıklar ve müdafileri bakımından tefhim tarihinden itibaren işleyecek 15 gün içerisinde süre tutum dilekçesi sunmak ve gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren ise 7 gün içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi vermek suretiyle, Yokluklarında verilenler bakımından ise gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize ya da başka bir yer mahkemesine gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak düzenlettirilerek hâkime onaylatmak suretiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu nezdinde temyizi kabil olmak üzere" ihtarat içeren açıklamalarına yer verildiği, Hükmün, hazır bulunan sanık ...’e tefhim edildiği, sanığın 24.02.2023 tarihinde ve süresinde gerekçesiz süre tutum dilekçesini verdiği, Gerekçeli kararın cezaevinde bulunan sanığa 11.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ-tebellüğ belgesinde "Yargıtay 5. Ceza Dairesi (İlk Derece)’nin 09.05.2023 gün ve 2022/62 Esas M.D sayılı yazısı ekinde gönderilen gerekçeli kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 35’inci maddesine uygun olarak okunup anlatılmak ve kendisine verilmek suretiyle tebliğ/tebellüğ ettim." ibarelerinin yer aldığı, böylece gerekçeli kararda hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMK'nın 295/1. maddesi gereğince temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden itibaren yedi günlük ek süre içerisinde gerekçeli dilekçe sunabileceğinin ihtar edildiği, Sanık tarafından 25.05.2023 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulduğu,Anlaşılmaktadır.Ab. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları, Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun 09.10.2024 tarihli ve 2024/2-134 E. - 2024/289 K., 26.02.2025 tarihli ve 2025/12-59 E.-2025/92 K. sayılı içtihadlarında da açıklandığı üzere;Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır (CMK madde 294/1).Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır (CMK madde 288/1). Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.(CMK madde 295/1). Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir (CMK madde 295/2). Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır (CMK madde 295/3).Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder (CMK madde 298/1). Çünkü kural olarak Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK madde 301/1).Mahkeme kararında, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir ( Anayasa madde 40/2,CMK madde 34/2, 232/6). Karar tarihi itibarıyla süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya kararın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde sunacağı dilekçeyle temyiz sebeplerini bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin hak düşürücü veya düzenleyici nitelikte olduğu hususu uygulamada ve doktrinde tartışılmıştır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın/uygulamanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim CMUK’un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir. Kaldı ki CMK’nın 291. maddesinin 1. fıkrasında yedi gün olan temyiz süresi, 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu on beş gün olarak yeniden düzenlenmiş, CMK'nın sonradan ilga edilen 295. maddesinin 1. fıkrasında yer alan temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin verilmesine dair yedi günlük sürede ise herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Bu husus da, avukatlar da dâhil başvurucuların temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçeyi verebilecekleri süre konusunda yanılmalarını mümkün kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi de mahkemeye erişim hakkının, yargı sisteminin kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı engellenmesini bu hakka ölçüsüz şekilde yapılan bir müdahale olarak değerlendirmiştir.(Anayasa Mahkemesi, Hüseyin Volkan Kurt [GK], B. No: 2019/42687, 8/3/2023, § 49, 56) Yüksek Ceza Genel Kurulu da temyiz mercii, süresi ve yöntemi ile ilgili şekli şartların, kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde katı yorumlanmaması gerektiğine, özellikle yargılama hukukundaki yerleşik uygulamaları değiştirerek esaslı yenilikler getiren düzenlemeler sonrasında tarafların yeni şartlar hakkında bilgilendirilmesinin, uyarılmasının zorunluluğuna ısrarla işaret edegelmiştir (YCGK'nın 09.10.2024 tarihli ve 2024/2-134 E. - 2024/289 K., 26.02.2025 tarihli ve 2025/12-59 E.-2025/92 K. sayılı kararları). Bu cümleden olarak; hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesi yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla yedi günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmelidir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;22.02.2023 tarihli son celsede hazır bulunan ve mahkûmiyet hükmü tefhim olunan, 11.05.2023 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli kararda, kanun yollarının süre ve yöntemi hususunda gerekli ve yeterli aydınlatma ve ihtarata yer verilen sanık ...’in, 24.02.2023 tarihinde ve süresinde gerekçesiz süre tutum dilekçesi verdiği hâlde, CMK'nın 295/1. maddesinde öngörülen yedi gün içinde temyiz nedenlerini gösteren bir layiha sunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir.Böylece temyiz incelemesi sanıklar ..., ... ve ... müdafileri, sanık ... ve müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılmıştır. B. Rüşvet suçundan sanıklar ... ve ...'ın beraatlerine, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın ise mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin isabetli olup olmadığı sorunu;Olay tarihinde Cumhuriyet savcısı olan sanık ...’ya isnat edilen suçun niteliği itibarıyla kanunda öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre;Silahla tehdit, kamu malına zarar verme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçlarından kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen cezalarının infazı için hakkında yakalama emri çıkarılan sanık ...’un, infazın bir süre ertelenmesi ve söz konusu yakalama emirlerinin kaldırılması için arkadaşı olan ve hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan iletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararı bulunan sanık ...'den yardım istemesi üzerine sanık ...’in, sanık ... aracılığıyla adliyede tanıdığı Cumhuriyet savcısı olduğunu söyleyen sanık ... ile tanıştığı, gerek sanıkların aralarında yaptıkları gerekse sanık ...'in sanık ... ile telefonda ve yüz yüze gerçekleştirdiği görüşmeler sonrasında, ... hakkındaki yakalama kararının ... tarafından kaldırıldığı, bunun üzerine aynı gün rüşvet anlaşmasına konu paranın 10.000 TL’lik kısmının ... aracılığıyla ...’ya verildiği, böylece ...’un rüşvet verdiği, ...’nın rüşvet aldığı, diğer sanıkların ise rüşvete aracılıkta bulundukları iddia edilen olayda:Hakkındaki iletişimin denetlenmesi sırasında sanık ...'in diğer sanıklar ..., ... ve ... ile gerçekleştirdiği görüşmeler doğrultusunda elde edilen deliller, bu delillerle uyumlu şekilde sanık ... hakkındaki yakalama emirlerinin kaldırılmasına dair süreç, ...'in ikrarı ve ...'in kovuşturma evresindeki savunması ile dosya kapsamındaki tüm delillere göre;Sanıklar ..., ..., ... ve ... arasında, hakkında yakalama emri çıkarılan sanık ...’un kesinleşmiş hapis cezalarının infazının bir süre ertelenmesi ve adı geçen hakkındaki yakalama emirlerinin kaldırılması, karşılığında ise isim belirtilmeksizin savcıya menfaat temin edilmesi konusunda konuşmalar gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Bu doğrultuda olay günü olan 24.01.2018 tarihinden iki gün önce bir araya geldikleri sabittir. 23.01.2018 tarihinde ise sanıklar ... ve ...’in, Torbalı Adliyesi önünde buluştukları, infazın ertelenmesi amacıyla ...’a ait ikametgâh belgesi ile annesinin hasta olduğuna dair raporlar ...’un kardeşi ... tarafından ... ve ...'e verilmiştir. Konunun ...'ya aktarılması için de ... ve ...’in ...'nın yanına gittikleri, bu buluşmadan hemen önce ve sonra ... ile ... arasında telefon görüşmelerinin yapıldığı tespit olunmuştur. Yapılacak iş için ilk etapta verileceği belirtilen 10.000 TL bakımından, ...’un taahhüt edilen iş yapılmadan para istenmesine karşı çıkması nedeniyle ...’in, ... ile tanışmalarına vesile olan ...'ı arayıp, ...’e güvenilip güvenilmeyeceğini sormuş, ... ise adı geçenin o paraya tenezzül edecek biri olmayıp kendisine itimat edebileceğini söyleyerek ...'i ikna etmiştir. Aralarında geçen görüşmelerde ...'nın adı doğrudan zikredilmeyerek Cumhuriyet savcısı olarak ifade edilmiş ve 10.000 TL peşin, yakalama emirlerinin kaldırılması sonrasında da 10.000 TL veya 15.000 TL istediği belirtilmiştir. ... aynı gün ...’un herhangi bir talebi olmadığı hâlde anılan dosyayı incelemek için mahkemesinden istemiştir.24.01.2018 tarihinde ... ile ... arasında geçen konuşmalarda, ...'nın talep ettiği peşin paranın verilmemesi nedeniyle yaşanan sıkıntının dile getirilmesi üzerine aynı gün öğle saatlerine doğru ..., ... ve ...’un adliyeye gittikleri, ...'in ... ile yaptığı görüşme sonrası ...'nın peşin talep ettiği parayı almadan yakalama emirlerini kaldırmayı kabul ettiği, böylece taraflar arasında aracılar vasıtasıyla rüşvet anlaşmasının gerçekleştiği kanıtlanmıştır. Günün devamında ... ile ... arasında saat 15.00’de, "Abe şimdi görüştüm en geç yarım saat ... Yarım saate kadar ben sana diycem git bak abi yarım saat." şeklinde görüşme yapıldığı ve ...'nın mahkemeden söz konusu hükümlere karşı kanun yararına bozma yoluna gidileceğinden bahisle infazının durdurulmasını talep ettiği, mahkemece de aynı tarihli ek kararla ... hakkındaki tüm hükümler hakkında infazın durdurulmasına karar verildikten sonra, ...'nın saat 15.12-15.14 arasında ... hakkındaki tüm hükümler yönünden ayrı ayrı yakalama emirlerini kaldırdığı ve bu durumu ...'e son düşümün yapılmasından bir dakika sonra saat 15.15.09’da arayarak bildirdiği anlaşılmıştır. Saat 15.15 sıralarında ...'in sanık ...’i arayarak yakalama emrinin kaldırıldığı bilgisini verdiği belirlenmiştir.Akabinde rüşvet anlaşmasına konu paranın ...’tan alınarak, ...’ya teslim edilmesini sağlamak için ...'in, ... ile birlikte Torbalı'ya geldiği, yanlarında ...’ın da olduğu, hep birlikte ...’in iş yerine geçtikleri, yakalamanın kaldırıldığını avukatı aracılığıyla teyit ettikten sonra iş yerine gelen ve taahhüt ettiği paranın başlangıçta ödenecek 10.000 TL'sinin hemen verilmesi, kalan kısmının ise iki gün sonra verilmesi konusunda anlaşan ...’un, yanında getirdiği 10.000 TL'yi ...'ya verilmek üzere ...'e teslim ettiği saptanmıştır....’in iş yerindeki buluşma ve sonrasında gerçekleşen olayların İzmir Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda fiziki takip yapmakta olan kolluk görevlilerince izlenmiştir. Bu kapsamda ..., ... ve ...’ın İzmir'e doğru yola çıktıkları, bir süre sonra yol üzerinde bulunan alışveriş merkezinin otoparkında durdukları, ardından ...'in araçtan inerek mağaza önünde beklemekte olan ...'nın yanına gidip elindeki peçeteye sarılı parayı ...'ya teslim ettiği ve sonrasında diğer sanıklar ile birlikte olay yerinden ayrıldığı tespit edilmiştir. Parayı alan ..., aracına binip hareket etmek üzereyken kolluk kuvvetlerince durdurulduğunda, kendisini tanıtarak olay yerinden ayrılmak istemiştir. Cumhuriyet savcısının olay yerine gelmesinden sonra 2802 sayılı Kanun'un 88... . maddeleri kapsamında ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli olduğu değerlendirmesiyle ...'nın üzerinde ve aracında yapılan aramada, aracın orta konsolunda 56... , 62... ve 5 adet 200 TL'lik banknotlardan oluşan toplam 10.000 TL'ye el konulmuştur.Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar ... ile ... arasında, sanıklar ..., ... ve ... aracılığıyla rüşvet anlaşması yapıldığı, ...'nın, ... hakkında kesinleşmiş olan kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulacağı gerekçesiyle ilamların infazının durdurulmasını mahkemeden istediği, sonrasında hakkındaki yakalama emirlerini kaldırma işlemlerini yerine getirdiği sabit görülmüştür. Her ne kadar olaydan sonra başka bir Cumhuriyet savcısı tarafından aynı dosya kapsamında ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçundan verilen ceza için kanun yararına bozma yoluna gidilmiş ise de ...’nın infazı ertelemek amacıyla bu işlemi yapmak istediği ve bunun için de menfaat temin ettiği anlaşıldığından, kanun yoluna sonradan başvurulmuş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Anlaşmanın konusu olan ... hakkındaki ilamların infazının durdurulup yakalama emirlerinin kaldırılmasından sonra da ... tarafından vadedilen menfaatin bir bölümünün ... aracılığıyla ...'ya verilerek rüşvet anlaşmasının gereğinin yerine getirildiği anlaşılmakla, sanık ...'nın rüşvet aldığı, sanık ...'un rüşvet verdiği, sanıklar ..., ... ve ...'ın ise rüşvet vermeye aracılık ettikleri kabul edilmelidir.Sanıklar ...ve ... yönünden ise; olaylar sırasında diğer sanıkların yanında bulunmak dışında, rüşvet teklifinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık etmek suretiyle rüşvet ilişkisi içerisinde bulunduklarına dair dosya kapsamında bulunan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıklar ...ve ...’un müsnet suçu işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Müsnet rüşvet suçuyla ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve sanıklar ...ve ...’un isnat edilen suçu işlediklerinin sabit olmadığının, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın ise müsnet suçu işlediklerinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda şahsileştirilerek uygulandığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sanık ...'in Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 22.02.2023 tarihli ve 62-22 sayılı kararına yönelik temyiz isteminin, CMK'nın 295/1.maddesinde öngörülen yedi gün içinde temyiz sebeplerini bildirmediğinden CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, 2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin rüşvet suçundan sanıklar ... ve ...'ın beraatlerine, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın ise mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin usul ve kanuna uygun olması nedeniyle ONANMASINA,3- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.