İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin Menfi Tespit davasında ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine ilişkin ara karara davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, menfi tespit davasında ilk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararını reddetmesi üzerine, davalı vekilinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusunu incelemektedir; davalı, tedbirin görevsizlik kararı ile kendiliğinden kalkması, KYOK kararının yeni delil niteliği taşıması ve mevcut tedbirin orantısız hale gelmesi gibi gerekçelerle tedbirin kaldırılmasını talep ederken, istinaf mahkemesi, ihtiyati tedbire ilişkin ara kararların Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hangi şartlarda istinafa konu olabileceğini ve yargıtay içtihatlarını değerlendirmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2026/1036 KARAR NO : 2026/1572T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN ARA KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 29/04/2026 NUMARASI : 2026/344 Esas DAVA : MENFİ TESPİT TALEP : İHTİYATİ TEDBİRİN KALDIRILMASI KARAR TARİHİ : 25/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılaması sırasında 29/04/2026 tarihli ara kararda; "... Davalı ... vekilinin 14/04/2026 tarihli dilekçesi ile; Mahkememiz 09/04/2026 tarihli tensip zaptının 2 numaralı ara kararı ile ihtiyati tedbirin kaldırılması talepleri hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiğini, huzurdaki davanın haksız eylemden kaynaklanan menfi tespit davası olduğunu, davacının dayandığı olgunun İstanbul CBS'nın dosyası olduğunu, dava sebebinin doğrudan doğruya ceza soruşturmasına konu edilen isnatlara dayandığını, yürütülen soruşturma neticesinde KYOK kararı verildiğini, bu karara yapılan itirazın reddi ile kararın kesinleştiğini, haksız eylem iddiasının bu nedenle ortadan kalktığını, davacının yargılamayı uzatmaya niyetli olduğunu, müvekkilinin dava konusu bonoda ciranta konumunda olduğunu, celbi talep edilen soruşturma dosyasının yeni delil niteliğinde olduğunu, İzmir 17.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/12/2025 tarihli değerlendirmesinin soruşturma dosyasının kesinleşmesinden önce olduğunu, dosyanın 12/01/2026 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşme şerhi tarihinin 11/03/2026 tarihi olduğunu, bu durumun yeni delil olduğunu, mevcut durumda tedbir davacının korunmasına hizmet eden geçici bir önlem olmaktan çıktığını, dosyanın yeniden incelenmesini, soruşturma dosyasının kesinleşmesi sebebiyle dosyada mevcut ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.Talep; ihtiyati tedbire ilişkindir.Tüm dosya kapsamı ve davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi incelenmekle;İmza incelemesi ve aidiyeti ile ilgili hususlarda Mahkememizce tayin edilen 03/07/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında karar verilebilecek olup, bu aşamada yargılamaya muhtaç hususta ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi yerinde görülmediği..." gerekçesi ile; Davalı ... vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin REDDİNE karar verilmiş, verilen ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevsiz mahkemece verilen ihtiyati tedbirin görevsizlik kararının kesinleşmesiyle birlikte kendiliğinden kalkmış sayılması gerektiğini, KYOK kararının kesinleşmesinin ve kesinleşme şerhinin yeni delil niteliğinde olduğunu, davacının haksız eylem, sahtecilik ve imza inkarı iddialarının mevcut delil durumu karşısında dayanaksız kaldığını, ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma amacını aşarak müvekkilinin alacağını tahsil etmesini ölçüsüz şekilde engellediğini, yerel mahkemece imza aidiyeti hususunun belirsiz bir mesele gibi değerlendirildiğini, dosyada kesin kanaat içeren adli tıp raporu ve yargı kararlarının bulunduğunu, bu sebeplerle mevcut ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Talep; ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkindir. HMK'nın 341/1. maddesinde "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denilerek ilk derece mahkemelerince verilen kararlardan hangilerine karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıklanmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2013 tarih ve 2013/444 Esas 2013/4848 Karar sayılı, 04.06.2013 tarih ve 2013/8345 Esas 2013/11632 Karar sayılı, 24.09.2013 tarih ve 2013/13228 Esas 2013/16450 Karar sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2013 tarih ve 2013/25812 Esas 2013/20072 Karar sayılı kararları ile yerleşik diğer içtihatlarda da belirtildiği üzere; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar ile yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilecektir.HMK'nın 394. maddesinde "(1)Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." denilmek suretiyle ihtiyati tedbir kararına itirazın usulü ve itiraz uyarınca yapılacak yargılama ve verilecek kararlar açıklanmıştır. Aynı Kanun'un 396. maddesinde "(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına karar verilmesi halinde itiraza ilişkin usulün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Maddede, kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir. HMK'nin 396. maddenin gerekçesi ise; "İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya ya da yeniden verilen tedbir kararına atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklindedir. Dolayısıyla, durum ve koşulların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması ön görülmüştür. Nitekim, yargılama süresince her yeni durumda talebin yinelenerek karar verilmesi halinde sürekli kanun yoluna başvuru imkanı tanınması, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. Şüphesiz, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf istemine konu edilen ara karar, HMK'nın 396. ve 341. maddeleri uyarınca tarafların yüzüne karşı verilmiş ilk ara karar mahiyetinde olmayıp değişen durumdan dolayı ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik sonraki ara karar mahiyetinde olduğundan bu ara kararlara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulamaz.Yukarıda anılan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinin 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri uyarınca istinaf yolu caiz olmadığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2026 tarihli, 2024/344 Esas sayılı ara kararının istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvurma harcının talebi halinde yatırana iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 352/1 maddesi gereğince 25/06/2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.