Ceza Genel Kurulunun, Yargıtayın beraat yönündeki bozmasına rağmen mahkumiyette direnen çocuğun cinsel istismarı suçunda delil yeterliliğini değerlendirdiği karar.
Özet: Çocuğun cinsel istismarı suçlarından mahkûm edilen sanık hakkındaki hüküm, ilk olarak gerekçe çelişkisi nedeniyle bozulmuş; bozma sonrası tekrarlanan mahkûmiyet kararı ise Yargıtay tarafından şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığı ve beraat verilmesi gerektiği gerekçesiyle ikinci kez bozulmuş, ancak ilk derece mahkemesi direnme kararı vererek önceki hükmünde ısrar etmesi üzerine, dosya sanığın eylemlerinin sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlığın çözümü için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna intikal etmiştir.
Ceza Genel Kurulu         2024/487 E.  ,  2026/89 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza
    SAYISI : 597-468
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın, katılan mağdur ...'e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1, 103/1-3. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis; katılan mağdureler ... ve ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ise aynı Kanun'un 103/2, 103/2-son, 103/3-c, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 2 kez 33... ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.10.2021 tarihli ve 191-330 sayılı hükümlere yönelik sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 10.12.2021 tarih ve 822-1312 sayı ile; "...Mahkemece kurulan hükmün Anayasanın 141, CMK'nın 34/1, 230, 289/1-g maddeleri uyarınca kanun yolu denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirilmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği ve bu ilkelere uyulmadan sanığın kararın gerekçe kısmında mağdur ...'e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit kabul edilerek TCK 103/2.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiğinin yazılı olmasına rağmen hüküm fıkrasında eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu belirtilerek TCK 103/1-1.maddesi gereğince uygulama yapılması, sanığın mağdurlar ... ve ...'ye karşı kararın gerekçe kısmında eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK 103/1.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği yazılı olduğu halde her iki mağdura yönelik hüküm fıkrasında TCK 103/2.maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle kanun yolu denetimini olanaksız kılacak şekilde kabul ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi," isabetsizliğinden hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma sonrası Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.09.2022 tarih ve 7-257 sayı ile; sanığın, katılan mağdur ...'e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1. cümlesi 103/3-c, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis; katılan mağdureler ... ve ...'e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan aynı Kanun'un 103/1-1. cümlesi 103/3-c, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 2 kez 22... ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş, hükümlerin; sanık müdafii, katılan mağdur, mağdureler ve katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 1233-1548 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın sanık müdafii, katılan mağdur, mağdureler ve katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 08.05.2023 tarih ve 1205-2831 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, katılanların soyut beyanları, tanık beyanları, sanığın aşamalardaki savunmaları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine mahkûmiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliklerinden bozulması üzerine Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi 08.12.2023 tarih ve 597-468 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Bu hükümlerin de sanık müdafii, katılan mağdur, mağdureler ve katılan ortak vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2024 tarihli ve 19616 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 08.07.2024 tarih ve 2724-6826 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık: sanığın, katılan mağdurlar ..., ... ve ...’ye karşı eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 10.12.2021 tarihli ve 822-1312 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğundan bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin tartışılması gerekmektedir.
    III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanık hakkında çocukları olan katılan mağdurlara yönelik zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçlarından yapılan yargılamanın "Hukukî Süreç" kısmında belirtildiği şekilde aşamalardan geçtiği anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
    Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
    1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
    2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
    Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.
    Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.
    Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."
    Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir.
    Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.
    Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
    B. Hukuki Değerlendirme
    Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan yapılan yargılamanın "Hukuki Süreç" kısmında belirtildiği şekilde aşamalardan geçtiği anlaşılan dosyada;
    Bölge Adliye Mahkemesinin; "mahkemece kurulan hükmün Anayasanın 141, CMK'nın 34/1, 230, 289/1-g maddeleri uyarınca kanun yolu denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması" hususu aynı Kanun'un 289/1-e maddesi uyarınca "İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç" kapsamında olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar veremeyeceği kabul edilmelidir.
    Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 10.12.2021 tarih ve 822-1312 sayılı bozma kararı ve bu karar istinaden yeniden tesis edilen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.09.2022 tarih ve 7-257 sayılı hükümlerinin ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 1233-1548 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 08.05.2023 tarih ve 1205-2831 sayılı bozma ve 08.07.2024 tarih ve 2724-6826 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
    İsabetsiz bulunan Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi 08.12.2023 tarih ve 597-468 sayılı direnme hükmünün bozulmasına,
    Dava dosyasının, Ankara Batı 1.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.10.2021 tarihli ve 191-330 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sayın çoğunluğun 10.12.2021 tarihinde ilk derece mahkemesinin kurduğu hükmü gerekçesiz olması nedeniyle bozma kararı veremeyeceğine dair görüşüne katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
    Evveliyatla hükmün gerekçeli olması gerektiğine ilişkin mevzuatımızda yer alan hükümlerin ele alınmasında yarar bulunmaktadır.
    Anayasanın 141/3 maddesi 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'
    CMK' nin 34 maddesi 'hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.'
    CMK' nın 230. Maddesinde mahkumiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir 'hükmünden sonra beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına dair karar gerekçesinde ihtiva etmesi gerekli hususlar belirtildikten sonra' Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi halinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.'
    CMK'nin 232/3 maddesinde ise 'Hükmün gerekçesi ve varsa karşıoy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç 15 gün içerisinde dava dosyasına konulur.'
    CMK' nin 'Hukuka kesin aykırılık halleri' başlıklı 289/1-g maddesi 'Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi' kesin hukuka aykırılık hali olarak belirlenmiştir.
    Yine CMK' nin 280/1-e maddesi ise bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bozma yetkisini düzenlemekte olup 'ilk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde hükmün bozulmasına' karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak bölge adliye mahkemesi bozma tarihinde anılan maddede CMK' nin 289/1 g ve h bentleri bu hükmün istisnasını oluşturmakda idi.
    CMK hükümleri zaman bakımından uygulanır ilkesi gereğince bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi hükmünü gerekçe yönünden bozma kararı tarihindeki meri mevzuata göre karar vermesinde sorun yoktur.
    Ancak bu hal düzenlemenin yalnızca CMK'na hasredilmiş olması haline münhasırdır. Yani düzenleme yalnızca CMK 'na göre olmuş olsaydı yargılama makamlarının zaman bakımından uygulama esaslarına göre maddi olguyu çözmesi gerekecekti.
    Oysa yukarıda açık biçimde ifade edildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3 maddesi 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır' hükmünü amir olup bu her türlü kanuni düzenlemenin üzerinde ve tüm yargılama makamlarını bağlayıcı ve tüm yargılama makamlarının uygulamak zorunda olduğu bu kapsamda yargılama makamlarının kararların kanun yoluna göre denetiminde de mutlak suretle gözetmeleri gereken bir hükümdür. İstinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin bozma yetkisini tanıyan CMK' nın 280 maddesi ve usuli işlemin uygulandığı tarihte anılan maddenin g ve h bentlerinin maddede istisna olarak öngörülmesi Anayasanın 141/3 maddesine aykırılığı ortadan kaldırmaz.
    Burada gerekçeye ilişkin bozmayı iki kategoride ele almak gerekecektir. Hükmün hiç ol gerekçe içermemesi ile yeterli gerekçeyi içermemesi ayrı ayrı ele alınmak suretiyle hukuki sorunun çözümü cihetine gidilmesi gerekmektedir.
    Hükmün hiç gerekçe içermemesi halinde CMK'nin 280 maddesinde g ve h bentlerinin istisna olup olmadığına bakılmaksızın Anayasanın 141/3 maddesine aykırılık hali mevcut olması nedeniyle bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi olduğunun kabulü gerekirken, gerekçe olmakla birlikte yeterli gerekçeyi ihtiva etmemesi halinde CMK'nin 280 maddesi yönünden zaman bakımından uygulama yapılmak suretiyle hukuki işlemin tesisi gerekmektedir.
    Bu nedenlerle sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır." görüşüyle
    Karşı oy kullanmıştır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 10.12.2021 tarih ve 822-1312 sayılı bozma kararı ve bu karar istinaden yeniden tesis edilen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.09.2022 tarih ve 7-257 sayılı hükümlerinin ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 1233-1548 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 08.05.2023 tarih ve 1205-2831 sayılı bozma ve 08.07.2024 tarih ve 2724-6826 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının ise "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
    2- İsabetsiz bulunan Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi 08.12.2023 tarih ve 597-468 sayılı direnme hükmünün, "Mahkemece verilen 07.10.2021 tarihli ve 191-330 sayılı hükümlerle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    3- Dava dosyasının, Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.10.2021 tarihli ve 191-330 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine,
    4- Dava dosyasının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.