Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, davacı firmanın mevcut markalarıyla iltibas ve kötü niyet iddiasıyla davalı markasının tescil kararının iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı, sabun ve hijyen ürünlerinde 1997 yılından beri yaygın olarak kullandığı ve tescilli "...","..." gibi seri markalarının "..." ibaresiyle nihai tüketici nezdinde tanınır hale geldiğini, davalı şirketin "..." markasının kendi markalarıyla benzer olduğunu, iltibas yaratacağını ve kötü niyetli bir tescil başvurusu olduğunu ileri sürerek ilgili kararın iptalini ve markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etmiştir; davalı ise, kendi markasının da seri niteliğinde olduğunu, ortak "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğinin bulunmadığını ve kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/248 Esas - 2026/198

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2025/248 Esas
KARAR NO : 2026/198
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 13/06/2025
KARAR TARİHİ : 04/05/2026 Yazıldığı tarih : 15/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin çeşitli sektörlerde 40 yılı aşkın tecrübe ve yatırımı olan ... şirketlerinin bir parçası olduğunu: sabun üretim ve satışı ile başlamış olmak ile birlikte günümüzde sabunun yanında gliserin ve hijyen / kişisel temizlik ürünleri ile tüketiciler nezdinde tanınır ve güvenilir bir marka haline gelmiş olduğunu; ...., pazarlama ve reklam faaliyetlerinin yoğun olduğunu, tescilli seri Markalarının ayırt edici unsuru olan ... ibaresini ticari faaliyetlerini sürdürdüğü sektörde 1997 yılından bu yana yaygın ve etkin bir şekilde kullandığını, nihai tüketici nezdinde maruf ve meşhur hale getirdiğini, ....kod numaralı “...”, .... kod numaralı “....”, ....kod numaralı “....” , .... kod numaralı “... ", .... kod numaralı “... " ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu; davalı şirket tarafından yapılan ... kod numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusunun yayımlandığını, yayıma itiraz sonucu verilen kısmi ret kararına başvuru sahibi tarafından itiraz edildiğini, bu itiraz Üzerine kısmi ret kararının kaldırıldığı için dava açılmasının zorunlu hale geldiğini, ... ibareli markanın Müvekkil adına tescilli “..." ibareli markaları ile benzer olduğunu, ... sözcüğünün .... iyi/ güzel anlamalarına geldiğini, Müvekkiline ait olan “...” ibareli markalarının sonuna “...” ibaresinin eklenmesinin markaya ayırt edicilik katmadığı, esas unsuru olan “...” ibaresi bakımından tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili firmanın yoğun maddi manevi yatırımlar yapmak sureti ile nihai tüketici nezdinde tanınır - bilinir hale getirebilmiş olduğu Markası ile dava konusu markanın nihai tüketici nezdinde İltibasa sebebiyet vereceğini, markaların benzer olduğunu, mal ve hizmetlerin aynı/benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını; marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu beyan ederek .... sayılı kararının iptalini ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasını, yargılama sırasında ... kod numaralı markanın tesciline karar verilmesi halinde işbu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin 1996 yılında kurulduğunu ve Uzun süredir kimyasal temizlik, hijyen ürünleri ile parfümeri ve kozmetik sektöründe faaliyet göstermekte olan bir kuruluş olduğunu: Türkiye de 65 ilde 180'i aşkın bayi yapılanması bulunduğunu, pazardaki konumu, pazar payı, oturmuş alt yapısı, güvenilirliği ve farklı ürün yelpazesi ile ülke genelinde bilinir hale gelmesinin yanı sıra, fikri ve sınai haklara saygılı, hukuka bağlı, ciddi ve saygın bir ticari teşebbüs olduğunu: taraf markalarının benzer olmadığını; mukayese edilen markaların güçlü ya da zayıf markalar olup olmadıkları konusunda yapılacak incelemede, markaların esaslı unsurlarının dikkate alınacağını, jenerik ve tali unsurların herkesin kullanımına amade olduğundan, bunların olası etkilerinin belirleyici olmayacağını; taraf markaları arasındaki ortak unsurun “...” ibaresi olup tanımlayıcı bir işaret olduğunu; Ürünün içeriğinde kullanılan kokuyu tanımlamak için kullanılan “...” ibaresinin taraf markalarında ortak unsur olmasının görsel benzerliğe yeterli olmadığını, “..." ibareli markanın Türkçe telaffuzunun “...” şeklinde iken ...'ya ait markaların Türkçe telaffuzunun ise “..." ve “..." şeklinde olduğunu: işitsel olarak markaların benzer olmadığını, kavramsal olarak benzer olmadığını; dava konusu ... nolu markanın, .... nolu markaların serisi niteliğinde olduğunu; müvekkilinin “...” ibaresini sabit tutarak ve yanına tanımlayıcı ibareler eklemek suretiyle seri marka yaratma kaygısı içerisinde olduğunu; kötü niyetli olmadığını beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen .... sayılı ... Kararının iptalinin, aynı iddialara bağlı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 16.04.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 13.06.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin söz konusu tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu itiraz gerekçesi .... sayılı markaların kullanım ispatına ilişkin delillerin süresi içinde sunulmadığı tespit edildiğinden, Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamış, SMK m. 6 ıncı maddesi kapsamında yapılan itiraz geriye kalan gerekçe markalar yönünden incelenmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile itiraz gerekçesi .... sayılı "...." ibareli markalar benzer görülmediğinden, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında karıştınıma ya da ilişkilendirme olasılığına yol açacak düzeyde iltibas olasılığı bulunmadığı tespit edilmiştir.
Öte yandan, yukarıda belirtilen tespitler ışığında, SMK m.6/6 koşulları oluşmadığı kanaatine vanldığından, söz konusu iddia da kabul edilmemiştir.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırlma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir." tirazın karar verildiği tespit edilmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
13.03.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle : "Dava konusu marka başvurusu ile davacının dayanak markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil kanştırılma ihtimalinin bulunmadığı, SMK.m.6/6 koşullarının oluşmadığı; Dosya içeriğinde dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yaptığına dair somut delil bulunmamakla birlikte, HMK.m.279 gereği heyetimizin görev sınırları dışında kaldığı için davacı tarafın kötü niyet iddiaları ile ilgili hukuki yorum ve değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ... , ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının" ... , ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.04/05/2026
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza