Kasten öldürme ve yaralama suçlarından verilen cezalarda haksız tahrik ve takdiri indirimlerin uygulanmaması nedeniyle direnme kararına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu incelemesi.
Özet: Sanık hakkında verilen kasten öldürme ve yaralama suçlarından kesinleşen hükümler, yerel mahkemenin haksız tahrik (TCK 29) ve takdiri indirim (TCK 62) maddelerini uygulama şekli ve miktarı konusunda Yargıtay ile yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle birden fazla kez bozulmuş, Yargıtay özellikle makul düzeyde indirim yapılmamasını veya yetersiz indirimleri fazla ceza tayini olarak değerlendirmiş, ancak yerel mahkeme son bozmaya direnerek önceki hükümlerini sürdürmüştür.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır CezaSAYISI : 455-5 I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; kasten yaralama suçundan ise aynı Kanun'un 86/1, 86/3-a-e, 87/1-c, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun'un 53, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.10.2015 tarihli ve 133-311 sayılı, kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.11.2018 tarih ve 1557-4532 sayı ile;"1- Sanık ... hakkında; kasten yaralama suçundan açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasa’nın 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 2 33... . maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMUK'nun mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması, 2- Kendilerini vekille temsil ettiren katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince 12.02.2019 tarih ve 665-73 sayı ile; sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına; kasten yaralama suçundan ise aynı Kanun’un 86/1, 86/3-a-e ve 87/1-c. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun’un 53, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin verilen kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.06.2021 tarih ve 4009-9520 sayı ile; "1- Sanık hakkında sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma gerekçeleriyle TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla cezalar tayini, 2- Sanık hakkında, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarih ve 133-311 sayılı kararıyla kurulan hükümlerin, Dairemizin 07.11.2018 tarih ve 1557-4532 sayılı kararıyla bozulduğu, bozma ilamımızda sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin bir bozma nedeni belirtilmemesine ve mahkemece bozma ilamımıza uyulmasına rağmen, bozma ilamını etkisiz kılacak şekilde sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle fazla cezalar tayini," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince 02.11.2021 tarih ve 339-391 sayı ile; sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; kasten yaralama suçundan ise aynı Kanun’un 86/1, 86/3-a-e, 87/1-c, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun’un 53, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin verilen, kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.06.2022 tarih ve 1465-5832 sayı ile; "…12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören TCK'nin 29. maddesi uyarınca, makul düzeyde ceza indirimi yapılması yerine indirim yapılmayarak hükümler kurulması suretiyle fazla cezalar tayin edildiğine dair Dairemizin 01.06.2021 tarih ve 4009-9520 sayılı bozma ilamına uyulmasına rağmen bu kez, aynı madde uyarınca, bozma ilamını etkisiz kılacak ve maktul ...'a yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümde asgari, mağdur ...'e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükümde ise asgariye yakın düzeyde indirimler yapılarak hükümler kurulması suretiyle fazla cezalar tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.09.2022 tarih ve 274-330 sayı ile; bozmaya direnerek sanığın önceki hükümler gibi kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; kasten yaralama suçundan ise aynı Kanun’un 86/1, 86/3-a-e, 87/1-c, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun’un 53, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiştir. Kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.10.2023 tarih ve 15560-6256 sayı ile; hükümlerin bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hükümler olduğu gerekçesiyle hükümleri inceleyerek; "…Sanık hakkında; kasten öldürme ve nitelikli kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerde; sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma gerekçeleriyle 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılması yerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.06.2022 tarihli, 1465-5832 sayılı bozma ilâmını da etkisiz kılacak şekilde, asgari düzeyde indirimler yapılarak fazla cezalar tayini ve katılan kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi ise 11.01.2024 tarih ve 455-5 sayı ile; "…Olay tarihi ve öncesinde sanık ile katılan ...'ün arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, şöyle ki taraflara arasında Ankara 6. Aile Mahkemesinin 2013/1005 esas sayı ile görülen boşanma davasının katılanın beyanına göre sanığın engel olması nedeniyle katılanın davayı takip edememesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek davanın işlemden kaldırıldığı ancak katılan tarafından daha sonra ikinci kez boşanma davası açıldığı, katılan ... ile sanık arasında daha önce de darp nedeniyle ceza davası mevcut olduğu ve sanık hakkında eşe karşı kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, sanığın eski eşi olan katılan ...'e karşı eylemlerinden ötürü ayrıca hakkında iki kez uzaklaştırma kararının bulunduğu, bu süreçte kendisine yeni bir yaşam kurmak isteyen katılanın ayrı bir ev tutarak hafta içi kızıyla birlikte bu evde yaşadığı ve bu arada maktul ... ile cinsel birlikteliğe dayalı bir ilişki yaşadığının anlaşılması karşısında taraflar arasında artık manevi anlamda bir evlilik bağının kalmadığı, her iki tarafa da Medeni Kanun’un aile bireyleri içerisinde, eşlerin TMK’nin 185. mad anlamında boşanana kadar karşılıklı olarak yasal zeminde sadakat yükümlülükleri bulunmakta ise de, bu durumun maddi bir olgudan ibaret olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrikin ise suçun manevi yönünü oluşturduğu," gerekçesiyle bozmaya direnerek sanığın önceki hükümler gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi direnme kararına konu bu hükümlerin, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2024 tarihli ve 22522 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.10.2024 tarih ve 2757-6819 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUNÖzel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerde TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim oranının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca; Yerel Mahkemece 02.11.2021 tarihli ve 339-391 sayılı kararla; Özel Dairenin, sanık hakkında kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerde TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul oranda haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması gerektiğine ilişkin bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra; incelemeye konu 11.01.2024 tarihli ve 455-5 sayılı kararla, maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümde asgari, katılana yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümde ise asgariye yakın düzeyde indirimler yapılarak direnme kararı verilip verilemeyeceğinin öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.11.2021 tarihli ve 339-391 sayılı kararla; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.06.2021 tarihli ve 4009-9520 sayılı, sanık hakkında kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerde TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul oranda haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması gerektiğine ilişkin bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra; incelemeye konu 11.01.2024 tarihli ve 455-5 sayılı kararla, maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümde asgari, katılana yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümde ise asgariye yakın düzeyde indirimler yapılarak direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇEUyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için Yargıtayca verilen bozma kararları üzerine yerel mahkemelerce yapılacak işlemlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken "Davaya yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri" başlıklı 326. maddesinde;"Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhâlde dinlenilmesi gerekir.Yargıtaydan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz." hükmü yer almaktadır. Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Yerel mahkemenin, göreve ilişkin olanlar dışındaki bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkün olup, öğretide buna "bozmadan sonraki serbestlik kuralı" adı verilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında mahkemenin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise, sınırlı biçimde uygulanabilecek olan "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" kabul edilerek, yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır."Bozmadan sonra serbestlik kuralı" uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez "uymadan sonraki serbestlik kuralı" devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup, mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da, sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, yerel mahkemece önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dahil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir.Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış pek çok kararında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp, davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek, önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu açıklanmıştır. Buna göre, bozmaya uyma kararı verilmesi durumunda, sanığın hukuki durumu yeniden serbestçe değerlendirilerek yeni bir karar verilecektir. Bununla birlikte uymadan sonraki serbestlik ilkesinin, 1- Özel Dairelerin bozma ilamlarına yerel mahkemece uyma kararı verilmesi hâlinde, bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkla yani bozma nedeni ile sınırlı olacak şekilde bozma doğrultusunda hareket etme zorunluluğu, 2- CMUK'un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326. maddesinin son fıkrasında düzenlenen "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" şeklinde iki istisnası bulunmaktadır.Öte yandan; Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları (CGK'nın 19.02.2025 tarihli ve 279-75 sayılı, 15.01.2025 tarihli ve 531-21 sayılı ile 15.01.2025 tarihli ve 594-22 sayılı kararları gibi) ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince 12.02.2019 tarih ve 665-73 sayı ile; sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına; kasten yaralama suçundan ise aynı Kanun’un 86/1, 86/3-a-e, 87/1-c. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun’un 53, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.06.2021 tarih ve 4009-9520 sayı ile; "Sanık hakkında sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma gerekçeleriyle TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla cezalar tayini..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği,Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.06.2021 tarihli ve 4009-9520 sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra; 02.11.2021 tarihli ve 339-391 sayılı; 20.09.2022 tarihli ve 274-330 sayılı, söz konusu bu hükümlerin Özel Dairece aynı sebeple bozulmasından sonra bu kez de incelemeye konu 11.01.2024 tarihli ve 455-5 sayılı kararla, maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümde asgari, katılana yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümde ise asgariye yakın düzeyde indirimler yapılarak direnme kararı verildiği anlaşılan dosyada; Bozma ilamına Yerel Mahkemece direnilmesi neticesi hüküm kurma serbestisînin istisnasını göz ardı edecek ve bozmayı etkisiz kılacak surette yeniden maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümde asgari, katılana yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümde ise asgariye yakın düzeyde indirimler yapılması Özel Dairenin bozma kararına uymayı tercih eden Yerel Mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme görevini ve uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır. Bu itibarla, Yerel Mahkemece kurulan direnme kararına konu hükümlerin, sanık hakkında sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma gerekçeleriyle TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılması gerektiğine ilişkin bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararında belirtildiği şekilde sanığın cezalarından makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılmaması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.01.2024 tarihli ve 455-5 sayılı direnme kararına konu hükümlerin; sanık hakkında sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma gerekçesiyle TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılması gerektiğine ilişkin Özel Daire bozma kararına uyulmasına rağmen, bozma kararında belirtildiği şekilde sanığın cezalarından makul düzeyde haksız tahrik indirimleri yapılmaması isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Sair yönler incelenmeksizin verilen kararın mahiyetine binaen sanığın tahliye talebinin REDDİNE, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.