Ceza Genel Kurulunun, nitelikli kasten öldürme suçunda sanığın eyleminin olası kastla mı yoksa doğrudan kastla mı işlendiği yönündeki mahkeme direnme kararının değerlendirilmesi.
Özet: Nitelikli kasten öldürme suçundan yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesi, eylemin olası kastla işlendiğine hükmetmiş; ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın doğrudan kastla hareket ettiği gerekçesiyle bu hükmü bozmuştur. Yerel mahkeme ise, yargılama sürecindeki çelişkili beyanlar ve delil durumu dikkate alındığında sanığın kastının olası kast olduğu kanaatiyle Yargıtayın bozma kararına direnerek önceki hükmünde ısrar etmiş ve böylece sanığın nitelikli kasten öldürme suçunu olası kastla mı yoksa doğrudan kastla mı işlediği hususundaki uyuşmazlık Ceza Genel Kurulu önüne gelmiştir.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 266-289 I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesince 22.12.2021 tarih ve 683-745 sayı ile; sanığın eyleminin olası kastla işlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-e, 21/2, 53, 63... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye, resen istinafa tabi olan hükmün sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 01.04.2022 tarih ve 376-723 sayı ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararın sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.03.2023 tarih ve 8058-995 sayı ile;"...1- Maktul ile sanık arasında uyuşturucu madde kullanımına ilişkin tartışmadan kaynaklı husumet olduğu, sanığın daha önce ikamete geldiğinden yerini bildiği av tüfeğini alarak dolaptaki kartuşları yerleştirdiği, birkaç dakika sonra maktulün kafasına mekanik arızası bulunmayan av tüfeğini doğrultarak iradi bir şekilde tetiğe basarak maktulü öldürdüğü, bu şekilde sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve doğrudan kast ile hareket ettiği anlaşıldığından, sanığın maktule karşı doğrudan kastla öldürme suçundan cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması,2- Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; ‘Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.’ şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.Vekâlet ücretine ilişkin bozma nedenine uyan Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesi ise 08.05.2023 tarih ve 266-289 sayı ile; '' …Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararında suç şüphesi altında bulunan ssç'nin beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın kastının doğrudan olduğunun belirtildiği, ancak ssç'nin yargılamanın başından sonuna kadar çelişkili ifade verdiği gibi maktulün arkadaşı olan ve sanığı koruması için bir sebep bulunmayan objektif tanık niteliğinde bulunan ...'ın beyanları ile de ssç'in beyanlarının çeliştiği, Yargıtay ilamında tanık ...'ın beyanları yerine yargılama boyunca beyanları çelişen ve suç şüphesi altında bulunan ssç'nin beyanlarına neden üstünlük tanındığı anlaşılamadığı, Yargıtay ilamında belirtilen sanık ile maktul arasında husumet olduğuna yönelik ssç'nin soyut beyanı dışında bir delil bulunmadığı, sanığın daha önce söz konusu av tüfeğine kartuşları yerleştirdiği iddiasına ilişkin ssç'nin dahi beyanının bulunmadığı ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bu kanaate nasıl vardığı anlaşılamadığından söz konusu hususun varsayıma dayandığı, bu bakımdan Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma ilamının dosya içeriği ve deliller ile uyumlu olmadığı,'' gerekçesiyle kastın niteliğine ilişkin bozma nedenine direnerek sanığın önceki hüküm gibi olası kastla nitelikli kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.Bu hükmün sanık müdafii, katılan ... ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2023 tarihli ve 91851 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.06.2024 tarih ve 7432-4396 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Suça sürüklenen çocuk ... ...hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan verilen beraat hükmü, bu hükme yönelik temyiz taleplerinin esastan reddiyle onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında maktul ...’a yönelik olası kastla nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın nitelikli kasten öldürme suçunu, olası kastla mı yoksa doğrudan kastla mı işlediğinin belirlenmesine ilişkin ise de müzakere sırasında bazı Ceza Genel Kurulu Üyelerince sanığa isnat edilen suçun, bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine bu husus da ele alınmıştır.III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından;Olay yeri inceleme raporundan; Kayseri ili, İncesu ilçesi, ... Mahallesi’ndeki bir apartmanda kasten öldürme suçu işlendiğinin bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, üçüncü kattaki daireye girildiğinde, salonda, kanepe üzerinde, sırtı pencereye dönük, oturur vaziyette, elleri yumruk şeklinde kasılmış, üzerinde yarım tişört ve küloda benzer şort bulunan bir kadın cesedi olduğunun görüldüğü, cesedin baş kısmının parçalandığı için tanınamayacak hâlde olduğu, tavanda, duvarlarda ve pencerede yoğun kan lekeleri ile dağılmış doku parçaları bulunduğu, cesedin ayakları arasında bir adet boş av tüfeği kartuşu, cesede 130 cm uzakta atış yatağında fişek bulunan bir adet av tüfeği olduğu, çocuk odasında, bir kutu içersinde av tüfeği fişekleri bulunduğunun görüldüğü, salonun kısmen düzenli olduğunun belirtildiği, Otopsi tutanağı ve eklerinden; 163 cm boyundaki kadın cesedinde üst dudaktan başlayıp burnu, her iki gözü katederek başta frontal, her iki paryetal ve oksipital bölgeye uzanan av tüfeği geçiş defektine bağlı laserasyon görüldüğü, sağ ön kolda birbirine paralel çok sayıda nedbe olduğu, bunun dışında cesette başka darp cebir izi, kesici delici alet yarası, boğma, boğulma izi tespit edilemediği, maktulün av tüfeği yaralanmasına bağlı kafatası, yüz kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu öldüğü, tek atışla mümkün av tüfeği saçma yaralanmasının, toplu atış mesafesi içinden yapılmış olduğu, önden arkaya seyirli olduğu; maktulün kanında alkol bulunmadığı ancak 341 ng/ml metamfetamin, 170 mg/dl amfetamin bulunduğu, maktulün vajinal iç sürüntü örneğinde sperm tespit edildiği, vajinal dış, anal iç ve dış sürüntü örneklerinde prostat spesifik antijen bulunduğu, Sanık ..., tanık ... ile inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... hakkında düzenlenen adli raporlardan; vücutlarında herhangi bir darp cebir izine rastlanmadığı, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 17.08.20 21... .08.2011 tarihli uzmanlık raporlarından; suçta kullanılan av tüfeğinde, boş kartuşta, dolu kartuşlarda ve yedek kartuşların bulunduğu karton kutuda vücut izi tespit edilemediği; suçta kullanılan av tüfeğinin atışa engel mekanik bir arızasının bulunmadığı, olay yerinde bulunan bir adet av fişeği kovanının incelemeye konu tüfekten ateşlendiği, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 31.08.20 21... .09.2021 tarihli raporlardan; maktulün iç çamaşırında bulunan alüminyum folyo parçalarında metamfetamin kalıntısı bulunduğu; tanık ... ile sanıktan alınan svaplarda atış artığına rastlanmadığı, maktulün sol el üstü svabında ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ın her iki elinden alınan svaplarda atış artığı tespit edildiği,Görüntü izleme tutanağından; apartman güvenlik kamerasının güncel saate göre sekiz dakika ileri olduğu, sanık, maktul, tanık ... ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ın kamera saatine göre saat 00.01’de binaya girdikleri, saat 00.02.34’te asansöre bindikleri, saat 00.04.34’te sanığın, saat 00.04.36’da ise inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ın koşar adımlarla merdivenlerden inerek apartmanı terk ettiklerinin görüldüğü,Telefon inceleme tutanağından; inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’a ait cep telefonunun şifresi bilinmediği için açılamadığı, maktule ait cep telefonunun ise fabrika ayarlarına çevrildiği için imaj alma işleminin gerçekleştirilemediği, tanık ...’a ait telefon incelendiğinde ise maktulün WhatsApp isimli iletişim programı vasıtasıyla olay akşamı .... rumuzlu kişi ile tartıştığı, bu kişinin olay akşamı saat 17.40’ta maktule ''Öldürmeyenin ta aq.'' şeklinde bir mesaj gönderdiği, Anlaşılmaktadır.Katılan ... mahkemede; maktulün annesi olduğunu, maktul kızı ile sanığın olay tarihinden altı ay önce arkadaş olduklarını, bir sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla görüştüklerini, Katılan ... mahkemede; maktulün babası olduğunu, maktul kızı ile sanığın olay tarihinden yaklaşık bir ay önce arkadaş olduklarını, maktulün Facebook sosyal paylaşım sitesindeki sayfasından sanıkla arkadaş olduklarını anladığını, Tanık ... kollukta; sanıkla bir sosyal paylaşım sitesi vasıtasıyla tanıştığını, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ı olay günü tanıdığını, olay akşamı saat 22.00 sıralarında sanığın kendisine mesaj göndererek buluşmayı önerdiğini, kabul etmesi üzerine ...’ın kullandığı araçla gelen sanığın kendisini ve maktulü Kayseri’den alarak İncesu’ya götürdüğünü, maksatlarının ...’ın evinde içki içmek olduğunu, eve gidince, maktul ile bir odaya geçip oturduklarını, ...’ın ise yanlarında olmadığını, bir süre sonra sanığın elinde bir av tüfeği ile yanlarına geldiğini, sanığın tüfeğin namlusunu maktulün başına bir karış kalana kadar yaklaştırdığını ve ''Bu benim silahım, bu benim güvendiğim tek dostum.'' dediğini, maktulün hiç tepki göstermediğini, silahın birden ateş aldığını, maktulün başından vurulduğunu, silah sesi üzerine ...’ın bulundukları odaya geldiğini, sanığın tüfeği yere bırakarak evden kaçtığını, ardından ...’ın da evden uzaklaştığını, şoka girdiğini, dışarı çıkıp yardım için bağırdığını, sanığın maktulü yanlışlıkla vurduğunu, aralarında husumet bulunmadığını, tartışma yaşanmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığında 17.08.2021 tarihinde; maktul ile çocukluk arkadaşı olduğunu, olay günü Kayseri’den araçla geldikleri sırada araç içerisinde herhangi bir tartışma yaşanmadığını, ...’ın evine gittiklerini, sanık ve maktulle birlikte oturma odasında oturduklarını, ...’ın eve girer girmez gözden kaybolduğunu, beş dakika sonra sanığın da yanlarından ayrılıp başka odaya geçtiğini, yaklaşık dört dakika sonra sanığın elinde bir tüfekle bulundukları odaya geldiğini, bu esnada da ...’ın yanlarında olmadığını, sanığın elindeki tüfeği maktulün başına doğrulttuğunu, namlunun ucunun maktulün başından 15 cm uzakta olduğunu, boş olduğunu düşündüğü tüfeğin birden ateş aldığını, sanığın paniğe kapılıp kaçtığını, olay sırasında aralarında konuşma geçmediğini, silah ateş alınca ...’ın bulundukları odaya geldiğini, maktulü görünce ...’ın da evden kaçtığını, Cumhuriyet Başsavcılığında 01.10.2021 tarihinde; olay günü maktulün de kendileri ile birlikte geleceğinden sanığın haberdar olduğunu, sanığın av tüfeğini maktulün başına doğrulttuğu sırada ''Bu silah benim can dostum, en kıymetlim.'' dediğini, bu esnada sanığın elinin tetikte olduğunu, sanığın maktulü başından vurduğunu, bunun üzerine ...’ın salona geldiğini ve sanığa ''Kaç!'' dediğini, sanığın ...’la birlikte evden kaçtığını, Mahkemede; maktul ile arkadaş olduklarını, aynı evde kaldıklarını, olay gecesi sanıkla buluşacaklarını duyan maktulün de kendileri ile birlikte gelmek istediğini, araca bindiklerini, İncesu’ya giderken hiçbir tartışma çıkmadığını, maktulün uyuşturucu madde kullandığını, arabaya bindiklerinde maktulün üzerinde uyuşturucu madde olduğunu ancak araçta uyuşturucu kullanmadıklarını, ... ve sanığın maktulde uyuşturucu madde olduğunu bilmediklerini, maktulden uyuşturucu madde de istemediklerini, evine gittiklerinde ...’ın tuvalete gideceğini söyleyerek ortadan kaybolduğunu, sanığın da kendilerini oturma odasına oturtup gittiğini, bir süre sonra elinde tüfekle geldiğini, sanığın elindeki tüfeği maktulün başına doğrulttuğunu ve maktulle şakalaşmaya başladıklarını, tüfek ile maktulün başı arasında bir karış mesafe olduğunu, sanığın silahı maktulün kafasına dayarken gülerek "Bu benim tek dostum." dediğini, bu esnada silahın birden ateş aldığını, sanık maktulün başına silahı dayadığında maktulün güldüğünü, maktul silahla vurulduktan sonra sanığın silahı yere atıp "Anne!" diye bağırdığını ve evden kaçtığını, maktul vurulduktan sonra ...’ın odaya geldiğini, maktulü görünce onun da kaçıp gittiğini, sanık kaçtıktan sonra ...’ın silaha ya da maktule dokunmadığını, sanık ile maktulün birbirlerini önceden tanımadıklarını bildiğini ancak ... isimli bir arkadaşının bu olaydan sonra kendisine sanıkla maktulün önceden sevgili olduklarını söylediğini, sanığı olaydan 1-2 hafta önce internet vasıtasıyla tanıdığını, olaydan önce yüz yüze görüştüklerini, maktulün sanıkla sevgili olduğuna dair kendisine herhangi bir şey söylemediğini, iletişim raporunda görünen ...’le eskiden sevgili olduklarını, ...'in olay günü sanığın abisinin karısı ile birlikte olduğunu o nedenle mesajlaştıklarını, polisler sormadığı için önceki ifadelerinde maktulün yanında uyuşturucu madde olduğundan bahsetmediğini,Tanık ...Cumhuriyet Başsavcılığında; sanığın kız arkadaşı olduğunu, olay günü öğle saatlerinde sanıkla beraber ...’ın evine gittiklerini, ...’ın bir tüfek getirerek sanığın eline verdiğini ve tüfeğin tetiğinin bozuk olduğunu söylediğini, ardından da tüfeği alıp başka bir odaya götürdüğünü, Mahkemede; sanıkla olaydan iki gün önce buluşup gezdiklerini, ardından ...'ın evine gittiklerini, ...’ın bir silah getirdiğini, silahı inceledikten sonra silahı sanığa verdiğini, kendisinin silahtan korktuğunu anlayan ...’ın ''Silah bozuk, korkmana gerek yok.'' dediğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ...Cumhuriyet Başsavcılığında 17.08.2021 tarihinde; sanığı dört yıldır tanıdığını ve arkadaş olduklarını, maktul ile tanık ...’ı önceden tanımadığını, her ikisini de ilk kez olay akşamı gördüğünü, olay gecesi saat 22.00 sıralarında sanığın kendisini telefonla arayarak Kayseri’ye gidip iki kız getireceğini söylediğini, çalıştığı şirkete ait araca sanığı da alarak yola çıktıklarını, ... ile maktulü bir benzin istasyonundan alıp İncesu’ya doğru geldiklerini, yolda aralarında herhangi bir tartışma çıkmadığını, kiracı olduğu daireye gittiklerinde ..., maktul ve sanığın oturma odasına gittiklerini, kendisinin ise duş almak için banyoya gittiğini, banyoda çeşmeyi açtığı sırada patlama sesi işittiğini, banyodan çıktığında sanığı panik hâlinde evden kaçarken gördüğünü, sanığı yakalamak için ardından gittiğini ancak yakalayamadığını, sanığın olayın meydana geldiği eve önceden 10-15 kez gelmiş olduğunu, olayda kullanılan silahı da 1,5 ay kadar önce sanığın eve getirip sakladığını, silahın evde nerede olduğunu bilmediğini, olaydan önce bir kez köyde dayısına ait tüfekle ateş ettiğini,Cumhuriyet Başsavcılığında 24.09.2021 tarihinde; olay akşamı sanığın kendisine telefon ederek ''Kayseri’den iki kız getireceğiz, kızlardan birinin çocuğu var onu yurda bırakacağız, sonra kızlar benim yanımda kalacaklar.'' dediğini Kayseri’den İncesu’ya döndükleri esnada araç içerisinde sanıkla maktulün tartıştıklarını, eve girdiklerinde doğrudan banyoya gittiğini, kapı aralığından sanığı elinde tüfekle evin girişine doğru giderken gördüğünü, banyodan çıkıp sanığı takip ettiğini, elindeki tüfeği maktulün başına dayayan sanığın ''Ben sırtımı duvara yaslayarak yürüyorum. Bu benim en büyük dostum.'' dedikten sonra maktulün başına ateş ettiğini, kendisinin bu arada oturma odasının eşiğinde bulunduğunu, maktul vurulunca on saniye kadar bir sessizlik olduğunu, ardından sanığın evden kaçtığını, kendisinin de sanığın ardından evden çıktığını, tüfeğe asla dokunmadığını, elinde atış artığı bulunduğuna ilişkin raporu kabul etmediğini, olayda kullanılan tüfeğin kendisine ait olduğunu, tüfeğin yerini bildiğini, sanığın da tüfeğin bulunduğu yeri bildiğini, olayın kaza ile olduğunu düşünmediğini, sanık kendisini tehdit için ilk beyanında farklı ifade verdiğini,Tutukluluk durumunun gözden geçirildiği sulh ceza hâkimliğinde 08.10.2021 tarihinde; İncesu’ya doğru geldikleri sırada araç içerisinde sanıkla maktulün müzik dinleme yüzünden tartıştıklarını, sanıkla çok yakın olduklarını, uyuşturucu kullandığını bildiği sanığın sık sık evine geldiğini, evdeki silahın yerini de bilen sanığın sosyal medya hesaplarında, olayda kullanılan tüfekle fotoğraflarının bulunduğunu, Mahkemede; olay günü işten çıkınca sanığın kendisini telefonla aradığını, Kayseri'de iki kız olduğunu, evin müsait olup olmadığını sorduğunu, kızları eve getirip 1-2 saat misafir etmeyi teklif ettiğini, kabul etmesi üzerine sanıkla Kayseri'ye doğru yola çıktıklarını, sanığın arabada uyuşturucu madde kullanmaya başladığını, maktulle tanık ...’ı bir petrol istasyonundan aldıklarını, İncesu'ya doğru yola çıktıklarını, yolda sanığın maktulden 1-2 folyo uyuşturucu madde istediğini, maktulün ise sanığa ''Sen benim malımın ortağı mısın?'' diye cevap verdiğini, sanıkla maktulün araçta tartıştıklarını, sanığın maktule ''Bak seni öldürürüm!'' dediğini, maktulün ise ''Arabayı durdurun, ben ineceğim.'' demesi üzerine aracın hızını düşürdüğünü, sanığın ''Sür, eve gidelim!'' dediğini, maktulün arabanın arkasına uzandığını ve müzik açtığını, sanığın müziği kapatıp maktule ''Müzik açma, seni öldürürüm.'' dediğini, ardından eve gittiklerini, elini yüzünü yıkamak için banyoya girdiğini, elini yıkayıp makineden kıyafetini alacağı sırada sanığın tüfekle geçtiğini gördüğünü, sanığın peşinden gittiğini, sanığın maktulün başına doğrulttuğu tüfeği bir karış mesafe kalacak uzaklıkta tuttuğunu, "Bu benim silahım, ben sırtımı duvara yaslayarak yürüyorum." dediğini, bunu söylemesi ile silahı sıkmasının aynı anda olduğunu, sanık silahı maktulün kafasına dayadığında maktulün, sanığın gözlerine baktığını, herhangi bir şey söylemediğini, gülmediğini ya da ağlamadığını, maktulün korkar gibi bir hâlinin olduğunu, silah ateş aldıktan sonra sanığın silahı yere vurarak kaçtığını, sanığın ardından kendisinin de evden çıktığını ve jandarmaya gittiğini, maktulü ve tanık ...’ı olaydan önce tanımadığını, sanığı ise yaklaşık altı yıldır tanıdığını, aralarında husumet bulunmadığını, olay gününden önce sanığın kendisinin evine defalarca gelip gittiğini, eve geldiğinde silahı birçok kez gördüğünü, silahla fotoğraflar çekindiğini, silahta herhangi bir arıza olmadığını, sanığın silahı eline aldığında içinde mermi olup olmadığını hep kontrol ettiğini, olay günü tüfeğin içerisinde kesinlikle mermi olmadığını, tüfeğin yanında iki kutu fişek bulunduğunu, maktul ile sanığın önceden tanışıp tanışmadıklarını bilmediğini, arabaya bindiğinde maktulün elinde uyuşturucu madde bulunduğunu, olaydan bir gün önce düğüne gidip silah sıktığını, bu saatten olay anına kadar da elini yüzünü hiç yıkamadığını, sanık silahı ateşledikten sonra kesinlikle maktule ya da silaha dokunmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık ... kollukta; inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... ile arkadaş olduklarını, tanık ... ile bir sosyal paylaşım sitesi vasıtasıyla tanıştığını, maktul çocuğu tanımadığını, olay akşamı saat 21.00 sıralarında ...’ın kendisini telefonla aradığını ve tanık ...’ı eve getirip getiremeyeceğini sorduğunu, ...’ı getirebileceğini söylemesi üzerine ...’ın kullandığı araçla Kayseri’ye gittiklerini, ...’ı ve yanında bulunan maktulü Kayseri’den alarak eğlenmek için İncesu’ya ...’ın evine getirdiklerini, eve gidince hep birlikte bir süre oturduklarını, daha sonra ...’ın bir odadan tüfek alıp getirdiğini, tüfeğin boş olup olmadığını ...’a sorduğunu, tüfeğin boş olduğunu söyleyen ...’ın tüfeği kendisine uzattığını, tüfeği eline alır almaz tüfeğin ateş aldığını, maktulün başından vurulduğunu, olaya ... ile ...’ın tanık olduklarını, paniklediğini, tüfeği yere bırakıp kaçtığını, ...’ın kendisinden önce evden kaçtığını, eve giderek olanları ailesine anlattığını, olayın kaza sonucu meydana geldiğini, maktule kasten ateş etmediğini, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda benzer şekilde; ...’ı üç yıldır tanıdığını, arkadaş olduklarını, olay günü ...’ın isteği üzerine ...’ı almak için Kayseri’ye gittiklerini, maktulün de kendileri ile geleceğinden haberdar olmadıklarını, ...’ın evine gittiklerini, maktul ..., ..., ... ve ...’ın küçük çocuğu ile birlikte oturma odasında yaklaşık on dakika oturduklarını, odadan ayrılan ...'ın elinde tüfekle geldiğini, bakması için tüfeği kendisine verdiğini, ...’a tüfeğin boş olup olmadığını sorduğunu, onun da tüfeğin boş olduğunu söylediğini, ayakta bulunduğu sırada tüfeği eline alır almaz tüfeğin ateş aldığını ve maktulün başından vurulduğunu, tüfeği maktule doğrultmadığını, tüfeğin ucu ile maktul arasında yaklaşık iki metre mesafe bulunduğunu, daha önce tüfek kullanmadığını, tabancası veya tüfeği bulunmadığını, maktul yaralanınca korkarak ... ile birlikte olay yerinden kaçtıklarını, olayın kaza sonucu meydana geldiğini, tetiğe basıp basmadığını hatırlamadığını, Tutukluluk durumunun gözden geçirildiği sulh ceza hâkimliğinde 08.10.2021 tarihinde; Kayseri’den İncesu’ya geldikleri sırada, araç içerisinde maktul ile tartışmadıklarını, maktule husumet duymadığını, eve geldiklerinde ...’ın hemen banyoya gitmediğini, maktul ve ... ile birlikte oturdukları sırada ...’ın daha önce hiç görmediği bir tüfeği salona getirdiğini ve tüfeği kendisine verdiğini, tüfeğin birden ateş aldığını, önceden uyuşturucu madde kullandığını ancak olay sırasında uyuşturucu maddenin etkisi altında olmadığını, bildiği kadarıyla evdekilerin de uyuşturucu veya alkol almadıklarını, aynı gün erken saatlerde ...’ın kendisine tüfeğini gösterdiğini ve tüfeğin bozuk olduğunu söylediğini, arkadaşı tanık ...’nın da bu esnada yanlarında olduğunu, tüfeğin yerini bilmediğini, ...’ın tüfeği nereden getirdiğini görmediğini, Mahkemede; olay akşamı inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ..., tanık ... ve maktulle birlikte ...'ın dairesine gittiklerini, iki dakika oturduktan sonra ...’ın bir odadan tüfek alıp getirdiğini, bakması için tüfeği kendisine verdiğini, tüfeği eline alır almaz tüfeğin ateş aldığını, maktulü kan içerisinde görünce şoka girdiğini, ...'ın evine daha önceden de gittiğini ve av tüfeğini evde gördüğünü, önceki gidişlerinde av tüfeğinin boş olduğunu, ...’ın tüfeğin bozuk olduğunu söyleyerek tüfeği kendisine verdiğini, olay günü tüfeği eline alınca kontrol etmediğini, ...'a tüfeğin boş olup olmadığını sorduğunu, onun da tüfeğin boş olduğunu söylediğini, tanık ...’ın ifadelerini kabul etmediğini, kesinlikle tüfeği maktulün başına dayamadığını ve tüfeği kastederek ''Benim gerçek dostum budur.'' demediğini, maktulü olay günü tanıdığını, erkek arkadaşı olup olmadığını bilmediğini, yine ...’ın maktulü önceden tanıyıp tanımadığını da bilmediğini, ateş aldıktan sonra tüfeğin yere düştüğünü, ...'ın bu silahı yerden alıp almadığını veya maktule dokunup dokunmadığını ya da tüfekte başka fişek olup olmadığını bilmediğini, tüfeği ...’dan aldığı sırada, tüfeği ... ile birlikte tuttuklarını, bu sırada tüfeğin ateş aldığını, tüfeğin kesinlikle kendisinin fiili hâkimiyetine geçmediğini, tüfeği ...’dan alırken neresinden tutuğunu da hatırlamadığını, Savunmuştur.IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konusuna İlişkin GörüşlerAyrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli ve 27-110 sayılı kararında belirtildiği üzere doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarını tercih etmesi tesadüfi değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir. Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kastta asıl amacın icra edilmesi ile oluşabilecek ikincil netice bakımından fail kayıtsız kalmakta ve neticenin gerçekleşme olasılığını kabullenmektedir. Olası kastta olduğu gibi bilinçli taksirde de öngörme unsuruna yer verilmesi nedeniyle uygulamada daha çok bu iki kurumun birbiriyle karıştırıldığı görülse de olası kastın her halükârda taksirin değil kastın bir türü olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kasttan, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksirden bahsedilecektir (Ceza Genel Kurulunun 16.10.2024 tarihli ve 249-304 sayılı; 11.10.2023 tarihli ve 290-508 sayılı kararları). B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeMaktulün 16 yaşında olduğu ve eşinden boşanmış tanık ...’ın yanında Kayseri il merkezinde kaldığı, sanık ... ile inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın arkadaş oldukları, ...’ın İncesu ilçesinde bir bekâr evi olduğu, olay akşamı sanığı arayan ...’ın eğlenmek için eve kız getirip getiremeyeceğini sorduğu, sanığın da internet vasıtasıyla tanıdığını belirttiği tanık ... ile onun arkadaşı olan maktulü eğlenmek maksadı ile ...’ın evine götürmek için ...’la birlikte Kayseri’ye gittiği, ...’ın mahkemedeki beyanlarına göre; tanık ... ve maktulü araca alıp birlikte İncesu’ya döndükleri sırada, sanığın maktulden uyuşturucu madde istediği, maktulün uyuşturucu vermemesi üzerine maktul ile sanık arasında tartışma çıktığı, araçtan inmek isteyen maktule sanığın engel olduğu ve maktulü öldürmekle tehdit ettiği, sanık ve maktulün içerisinde bulunduğu bu grubun gece yarısına doğru ...’ın dairesinin bulunduğu apartmana geldiği, güvenlik kamerası saatine göre 00.02.34’te asansöre binerek ...’ın dairesine çıktıkları, ...’ın banyoya girdiği, maktul, tanık ... ve sanığın kısa süre salonda oturdukları, sanığın yan odaya giderek elinde av tüfeğiyle maktulün ve tanığın yanına geldiği, tüfeğin namlusunu maktulün başına bir karış kalacak kadar yaklaştırdığı ve ''Bu benim en iyi dostum, ben sırtımı duvara dayayarak dolaşıyorum.'' şeklinde sözler sarf ettiği, bu esnada sanığın elindeki av tüfeğinin ateş aldığı, toplu giriş mesafesinden ateşlenen saçma tanelerinin maktulün başının üst kısmını parçaladığı, önce sanığın, ardından da sesleri duyup salona gelen ...’ın olay yerinden kaçtıkları, tanık ...’ın olaydan hemen sonra verdiği ifadesinde, ...’ın odada bulunmadığı esnada sanığın yan odadan getirdiği av tüfeğini maktulün başına bir karış kalana kadar yaklaştırdığını ve ''Bu benim silahım, güvendiğim tek dostum.'' dediğini, maktulün hiç tepki göstermediğini, silahın ateş alması sonucu maktulün başının parçalandığını, ...’ın tüfek sesi üzerine bulunduğu yerden salona geldiğini, sanığın elinde bulunan tüfeği yere bırakarak kaçtığını ifade ettiği, mahkemede ise sanıkla maktulün şakalaştıklarını, araçta herhangi bir tartışma yaşanmadığını ileri sürdüğü, maktulün kanında amfetamin ve metamfetamin isimli uyarıcı maddeler tespit edildiği, yine maktulün iç çamaşırında bulunan alüminyum folyo parçalarında metamfetamine rastlandığının ilgili uzmanlık raporlarında belirtildiği, av tüfeğinin atışa engel mekanik bir arızasının olmadığı, atış yatağında bir adet, şarjörde ise iki adet atışa hazır fişek bulunduğunun bildirildiği anlaşılan olayda; İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...’ın mahkemedeki beyanında; sanığın eve defalarca geldiğine, tüfeği birçok kez eline alıp incelediğine, hatta tüfekle fotoğraf çektirip sosyal paylaşım sitelerinde yayınladığına, olay günü de uyuşturucu istediği maktul ile araçta tartıştıklarına, sanığın maktulü öldürmekle tehdit ettiğine, eve vardıklarında da maktulü yakın mesafeden başını hedefleyerek kasten ateş edip öldürdüğüne ilişkin anlatımı, bu anlatımı destekleyen ölü muayene tutanağına göre maktulün iç çamaşırında bulunan alüminyum folyo parçalarında metamfetamin isimli uyarıcı maddeye rastlanıldığının belirtilmesi, sanığın olaydan önce uyuşturucu kullandığına ilişkin ...'ın ifadesi ile sanığın bu hususa ilişkin tevilli kabulü, tanık ...’ın olaydan hemen sonra alınan ifadesinde maktul ile sanık arasında herhangi bir şakalaşmadan bahsetmemesi, güvenlik kamerası görüntülerine göre olayın eve girildikten hemen sonra, iki dakika içerisinde meydana gelmiş olması, bu kadar kısa bir zaman aralığında savunmada belirtildiği ya da tanık ...'ın mahkemede anlattığı şekilde bir sohbet ve şakalaşma ortamının oluşamayacağı hususları birlikte gözetildiğinde; sanığın tanık ...’ın olaydan hemen sonra verdiği ilk beyanları ile ...'ın mahkemedeki ifadesine, dosyadaki maddi bulgu ve tespitlere açıkça aykırı olan ve ...’ın uzattığı tüfeği aldığı esnada kazayla ateş alan tüfekten çıkan saçmalarla yaklaşık iki metre uzaktaki maktulün öldüğüne ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, uyuşturucu kullanan sanıkla maktul arasında olaydan hemen önce uyuşturucu madde kullanımına ilişkin tartışmadan kaynaklanan husumet oluştuğu, bu husumet nedeniyle sanığın olay gecesi, av tüfeğinin bulunduğu ...’a ait eve girer girmez, evden aldığı av tüfeği ile maktulün başını hedefleyip yakın mesafeden ateş ederek çocuk yaştaki maktulü öldürdüğü, nitelikli kasten öldürme suçunun tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek bu şekilde eylemini gerçekleştiren sanığın maktulü bilinçli taksirle veya olası kastla değil fakat doğrudan kastla öldürdüğü kabul edilmelidir. Bu itibarla Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen direnme kararına konu hükmün, sanığın eyleminin doğrudan kastla işlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.Sanığın nitelikli kasten öldürme suçunu, olası kastla mı yoksa doğrudan kastla mı işlediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eylemini olası kastla gerçekleştirdiği,Sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin oylamada çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.05.2023 tarihli ve 266-289 sayılı direnme kararına konu hükmün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanığın eyleminin doğrudan kastla işlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğuyla karar verildi.