Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, muris imzasının sahteliği iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ilk derece mahkemesinin kararını, hukuki ehliyet ve bedelsizlik iddiaları yönünden istinafen inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, murisin imzasını taşıdığı iddia edilen senetlerden kaynaklanan borcun menfi tespitine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin senetlerdeki imzaların grafoloji uzmanı raporuyla murise ait olduğunu tespit ederek davanın reddine karar vermesi üzerine, davacının kademeli talep incelemesi yapılmadığı, bedelsizlik iddiasının değerlendirilmediği, ispat yükünün yanlış yorumlandığı ve murisin hukuki ehliyetinin araştırılmadığı gerekçeleriyle yaptığı istinaf başvurusunu ele almaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:26/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:07/06/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:26/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı icra takibine konu edilen 25/10/2015 tanzim tarihli, 30/12/2016 vade tarihli 100.000,00.-TL bedelli senet ile 25/10/2015 tanzim tarihli, 30/12/2016 vade tarihli 175.000,00.-TL bedelli senetler üzerindeki imzaların davacının murisine ait olmadığını, bu nedenle sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan şikayetlerde bulunduklarını, davacının ekonomik durumunun zayıf olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin muris ...' ın sürekli yanında bulunduğunu, ona maddi ve manevi destek olduğunu, ...' ın çocuklarının ise babalarının son yıllarında hiç ilgilenmediklerini, babalarının paylaştırdığı mal varlığına sahip olduklarından çalışmadıklarını, müvekkilinin takibe konu senetler nedeniyle Savcılık dosyasında ifade verdiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı tarafça icra takibine konu edilen senetlerdeki imzaların murisin eli ürünü olmadığından bahisle iş bu icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasını ikame ettiği, mahkememizce TMK'nın 640/4. Maddesindeki "mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır" şeklindeki düzenleme uyarınca davacının iş bu davayı tek başına ikame edebileceğinin değerlendirildiği (benzer şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 'nun 2017/19-839 esas, 2019/690 karar sayılı ilamı) anlaşılmış olup her ne kadar davacı tarafça imzaların murisin el ürünü olmadığını iddia edilmiş ise de murisin senetlerin tanzim tarihlerine en yakın tarihli imza ve yazı örnekleri celp edilerek belge asılları üzerinden konusunda uzman grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alındığı, yukarıda açıklanan hususları karşılar şekilde düzenlenen raporda, senetteki imza ile mukayeseye esas alınan imza örnekleri karşılaştırmalı olarak raporda gösterilmiş, imzaların tersim tarzı, imzalar içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışı, kaligrafik-itiyadi özellikler yönünden benzerlikler olduğu resimlerle gösterilip desteklenerek senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, mahkememizce yapılan gözlemde de rapordaki değerlendirmelerin yerinde görüldüğü ve dava konusu edilen senetlerdeki borçlu imzasının müteveffaya ait olmadığı iddiasının ispat edilmediği anlaşılmış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Takibe yönelik tensiple verilen tedbir kararı uygulanmadığından davalı lehine İİK'nın 72/4. Maddesinde düzenlenen tazminata hükmedilmemiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davalarının kademeli şeklinde açılabileceğini, yani bu davalarda davacı birbiriyle çelişmeyen kademeli olarak birden fazla talepte bulunabileceğini, bilirkişi incelemesinde imzanın sahte olduğu ortaya çıkmamışsa ya da davacı -borçlu senetteki imzanın miras bırakanına ait olmadığını ileri sürerek dava açmışsa imzanın ona ait olduğunun anlaşılması halinde bu kez senedin bedelsizliğine ilişkin ikinci iddiasını ispat etmesinin mümkün olduğunu, hukuk muhakemeleri kanunu iddiaların teksifi ilkesini kabul ettiğinden davacının iddialarına ilişkin tüm vakıaları dava dilekçesinde açıklaması olanaklı ve zorunlu olduğunu, davacı kademeli bir istekte bulunduğunda kademeli istemlerin birinci incelenerek istem kabul edilmediği takdirde ikincisinin incelenmesinin gerektiğini, mahkemece hiçbir incelemeye gidilmeksizin usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davalının takip dayanağı yapılan senetlerin, iddia edilen alacağın ihdas nedenini açıklamak zorunda olduğunu, ispat yükü davalıda olduğundan davalı var olduğunu iddia ettiği alacağını ispat etmek zorunda olduğunu, senedi talil edenin savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girdiğini, delilleri toplanmadan karar verildiğini, senedin tanzim tarihinde müteveffanın hukuki ehliyete sahip olup olmadığı ile ilgili bir araştırma yapılmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava tarihi itibariyle, menfi tespit davası zorunlu arabuluculuk başvurusuna tabi değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8443 Esas, 2022/3737 Karar).
Davanın niteliğine göre, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde, menfi tespit davasının tereke üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olması, mirasçıları açısından zorunlu dava arkadaşlığı olmaması hususları dikkate alınarak, davacının uyuşmazlık konusu davayı tek başına açmasında usuli bir sorun yoktur.
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde, senedin tanzim tarihinde müteveffanın hukuki ehliyete sahip olup olmadığı ile ilgili bir araştırma yapılmadığını beyan etmiştir.
Davacının açtığı, davalının iş bu davadaki davalının kızı olan ... olduğu ve Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında görülen vasiyetnamenin iptali davası sonucunda verilen kararın da, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile, ehliyetsizlik iddiasının kamu düzeninden olması ve ehliyetsizliğin saptanması halinde diğer nedenlerin incelenmesine gerek kalmayacağı, mahkemece ehliyetsizlik iddiasının usulünce incelenmediği, mirasbırakanın akit tarihinde ehliyetli olup olmadığının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği gerekçesiyle ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Borçlunun ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Müteveffanın, senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapılarak karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2014/8023 Esas, 2014/11666 Karar). Eksik inceleme ile karar verilemez.
Ayrıca, önemle belirtmek gerekir ki, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa, senetteki imzanın aidiyeti hususu uyuşmazlık dışı ise, senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4224 Esas, 2021/6365 Karar).
Davacı taraf, öncelikle takip konusu yapılan senetlerdeki imzanın müteveffaya ait olmadığını, senetlerden dolayı müteveffanın borçlu olmadığını, müteveffanın davalıya bir borcunun olması ihtimalinin dahi mümkün olmadığını, hiç bir geliri bulunmayan davalı ile müteveffa arasında alacak borç ilişkisinin varlığının söz konusu olmadığını ileri sürmüş, mahkemece yargılama aşamasında bilirkişi raporu aldırılmış ve bilirkişi raporunda senetlerdeki imzanın müteveffaya ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. İstinaf dilekçesinde bu kabule yönelik bir başvuru görülmediğinden, senetlerdeki imzanın müteveffaya ait olduğu hususu uyuşmazlık dışı kalmıştır.
Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def-i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/19-821 Esas, 2019/58 Karar; Dr. Adnan Deynekli, Bonoda Bedel Kaydının Ve Talilin İspat Yüküne Etkisi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s.7 vd.).
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ).
Dosyaya bakıldığında, takibe dayanak senetlerde bedel kaydının olmadığı görülmektedir.
Dava dilekçesinde geçen Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası da Dairemizce uyap sistemi üzerinde alınan izin sonucu incelenmiş olup davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görümüştür.
Dava dilekçesinde geçen, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma, ... karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığına dair soruşturma dosyası içindeki davalı (soruşturma dosyasının şüphelisi) ...'in verdiği ifade de, ".. sağlığında iken ...'ın ... Bankası Elmalı Şubesine olan kredi borcunu kendisinin ödediğini, bu ödemeyi ... Mahallesindeki sattığı arazi bedeli ile yaptığını, ...'ın kendisine bu ödemeye karşılık "ben çok yaşlandım ne olur ne olmaz ölürüm kalırım, bu senetler sende dursun sana olan borcumu ödeyemezsem tahsil edersin" sözleriyle verdiğini, ... kalan mallarını müşterek çocuğu olan ...'a vasiyet yoluyla bırakması sonrasında ... hakkında davalar açılmasıyla bu senetleri takibe koyduğunu.." beyan ettiği görülmüştür.
Dava dilekçesinde geçen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası da Dairemizce uyap sistemi üzerinde alınan izin sonucu incelenmiş olup, orada da şüpheli olan ...'in Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma dosyasında ifade verdiğini beyan ettiği, başkaca beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince bu beyan göz önüne alınarak, senetlerin düzenleniş amacına yönelik iş bu beyan, iddia edilen alacak borç ilişkisi, beyanın senedin niteliğine etkisi olup olmadığı, ispat külfetine etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilmez.
Anlatılanlar ışığında, mahkemece, Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılan ... Esas sayılı (yeni esası tespit edilerek) dosyasında görülen vasiyetnamenin iptali davasındaki sağlık kayıtları varsa müteveffanın başkaca sağlık kayıtları taraflardan sorulmak ve araştırılmak üzere dosyaya kazandırılıp, öncelikle senetlerin tanzim tarihinde müteveffanın fiil ehliyetinin olup olmadığı tespit edilerek, fiil ehliyeti var ise yukarıda anlatıldığı üzere, senetlerin düzenleniş amacına yönelik davalının soruşturma aşamasındaki beyanı, iddia edilen alacak borç ilişkisi, beyanın senedin niteliğine etkisi olup olmadığı, ispat külfetine etkisi hususunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...