Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde coğrafi yer adı içeren markaların benzerliği, karıştırılma ihtimali ve kötü niyet iddiasıyla tescil iptali davası.
Özet: Davacı, davalıya ait “...” ibareli markanın tescil edilmesinin kendi “...” ve “...” ibareli markalarıyla aynı hizmet sınıfında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve “...” kelimesinin baskın ortak unsur olması nedeniyle karıştırılma ihtimali yarattığını, davalının kötü niyetli davrandığını ve Türk Patent Kurumunun ilgili red kararının “...” ibaresinin coğrafi yer adı olması sebebiyle düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu yönündeki gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek bu kararın iptalini ve davalı markanın hükümsüzlüğünü talep ederken; davalılar ise kararların usule uygun olduğunu, “...” kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunmadığını ve davanın reddini savunmuşlardır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/242 Esas - 2026/234
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/242 KARAR NO : 2026/234DAVA : Marka ... Kararı İptali-HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 10/06/2025KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi: 05/06/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı şahıs tarafından 02.11.2023 tarihinde .... nezdinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli markanın 35. sınıfta yer alan hizmetler bakımından tescil edilmek üzere başvuruda bulunulduğunu, söz konusu başvurunun ....’nde yayımlanması üzerine müvekkil şirket tarafından ....sayılı “...” ve “...” ibareli markalara dayanılarak karıştırılma ihtimali gerekçesiyle itiraz edildiğini, ancak ... tarafından bu itirazın reddedildiğini, anılan ret kararına karşı yapılan itirazın da ....’nun 09.04.2025 tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiğini, anılan ... kararının hukuka aykırı olduğunu; taraf markalarının aynı hizmet sınıfında yer aldığını ve bu nedenle hizmetler bakımından ayniyet bulunduğunu, ayrıca markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğunu, hem dava konusu “...” ibaresinde hem de müvekkile ait “...” ve “...” markalarında ortak ve baskın unsur “...” kelimesi olduğunu; buna karşılık “...”, “...” ve “...” ibareleri hizmet türünü ifade eden veya sektörde yaygın kullanılan tanımlayıcı nitelikte tali unsurlar olup markaların ayırt edici karakterini belirleyen esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, bu nedenle markaların bütünsel olarak benzer bir izlenim yarattığı ve ortalama tüketici nezdinde aynı ticari kaynağa ait olabilecekleri yönünde bir algı doğurabileceğini, ....’nun dava konusu kararında “...” ibaresinin ...’un bir ilçesini ifade etmesi nedeniyle düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu gerekçesine dayanmasının yerinde olmadığını, benzer şekilde coğrafi yer adlarını içeren markalara ilişkin olarak Kurum tarafından verilen bazı önceki kararlarda bu tür ibarelerin markanın esas unsuru olarak değerlendirildiğini ve bu nedenle Kurum’un kararları arasında çelişki bulunduğunu, bu durumun idarenin benzer olaylarda benzer karar verme yükümlülüğü ile bağdaşmadığı ve hukuki öngörülebilirliği zedelediğini,dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu; davalının çok sayıda alternatif ibare seçme imkânı bulunmasına rağmen müvekkil markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bir ibareyi tercih ettiğini, bunun tesadüfi olmadığını ve Yargıtay içtihatları uyarınca tanınmış veya bilinen markalara benzer marka başvurularının kötü niyet göstergesi olarak kabul edildiğini,bu kapsamda başvurunun SMK m. 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimali nedeniyle reddedilmesi gerektiği, aynı zamanda SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalıların savunmalarının yerinde olmadığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin açık olduğunu, “...” ibaresinin markaların esas unsurunu oluşturduğunu ve davalı tarafın da “...” ibaresinin tanımlayıcı niteliğini kabul ettiğini, bu çerçevede markalar arasındaki benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracağını ve markanın önceki markaların bir uzantısı veya yeni bir seri markası olarak algılanabileceğini, açıklanan nedenlerle; ....’nun ... sayılı kararının iptaline, dava konusu ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmiş olması hâlinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca dava süresince markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının ....’nun ... sayılı kararının iptali ile ... sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü talebiyle açtığı davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu markanın müvekkili tarafından uzun süredir kullanıldığını, daha önce de aynı ibare ile marka başvurularında bulunulduğunu ve nihayet 02.11.2023 tarihinde yapılan başvuru sonucunda markanın incelemelerden geçerek 07.05.2025 tarihinde tescil edildiğini, ayrıca davacı tarafından ... nezdinde yapılan yayıma itiraz ve sonrasında ...’ya yapılan itirazların reddedildiğini, dolayısıyla dava konusu kararın usul ve mevzuata uygun olduğunu, dava konusu “...” markası ile davacıya ait “...” ve “...” markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların benzerliği değerlendirilirken işaretlerin bütün olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiğini, ortak unsur olan “...” ibaresinin ...’un bilinen bir ilçe adı olması nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve bu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının tek başına iltibas yaratmayacağını, markasında esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davacı markalarında yer alan “...” ve “...” ibarelerinin ise anlam ve kullanım itibarıyla farklı olduğunu, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan benzerlik bulunmadığını, ayrıca markaların bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markaların harf veya hecelerine ayrılarak yapılan karşılaştırmaların marka hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığını, hedef tüketici kitlesi bakımından da markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacıya ait markaların farklı sınıflarda ve geniş bir mal ve hizmet yelpazesinde tescilli olduğunu, buna karşılık dava konusu markanın sınıfsal kapsamı ve kullanım alanının farklı olduğunu, ikinci cevap dilekçesinde ise davacı tarafından ileri sürülen iddiaları tekrar reddetmekle beraber; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının öncelikle incelenmesi gerektiğini, süre yönünden bir eksiklik bulunması halinde davanın esasa girilmeksizin usulden reddi gerektiğini, davalı markasının uzun süredir ticari hayatta kullanıldığını, internet aramalarında dahi müvekkil işletmesine ilişkin uzun süreli kullanımın görülebileceğini, ayrıca davacı markalarının düz yazıdan oluştuğunu, buna karşılık davalı markasında şekil unsurunun da yer aldığını, bu nedenle görsel açıdan da farklılık bulunduğunu, “...” ibaresinin coğrafi yer adı niteliğinde olduğunu, bu tür ibarelerin tek başına bir kişi lehine tekelleştirilemeyeceğini ve ... sicilinde “...” ibaresini içeren çok sayıda marka bulunduğunu, bu nedenle taraf markalarında ortak olarak yer alan bu ibarenin karıştırılma ihtimali doğurmadığını, markalarda yer alan diğer unsurların farklı olduğunu, davacı tarafın kötü niyet iddiasının da somut delillerle ispatlanamadığını, yalnızca markalar arasındaki benzerlik iddiasının kötü niyetin varlığını göstermeyeceğini, sonuç olarak davalı taraf, ... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın ... , ... sayılı mesnet markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin , aynı iddialara bağlı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, yine davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 19/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı .... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yerleşik içtihada göre, halkın malların veya hizmetlerin aynı işletmeden veya ticari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riski karıştırılma ihtimalini ortaya çıkartır. Karıştırılma ihtimali, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, markaların ve malların veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. ......Yapılan değerlendirme sonucunda, çekişme konusu markalarda ortak unsur konumunda yer alan "..." ibaresinin ....'un yaygın bilinen bir ilçesinin adı olması sebebiyle düşük ayırtediciliği niteliği olduğu ve markaların ihtiva ettikleri diğer unsurlarla birlikte bütün itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik ve SMK m. 6(1) anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları... (...) ... ...Bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1. SMK md. 6/1 kapsamında; Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 35. sınıfa konu tamamının; davacının itiraza mesnet ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” ibareli tescilli markalarının 35. sınıf kapsamında yer alan mal ve hizmetleri ile birebir AYNI MAL/HİZMET olduğu, 2. Yine dava konusu ... sayılı başvuru markasının 35. sınıfa konu mal ve hizmetlerinden bir kısmının; davacının itiraza mesnet ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” ibareli tescilli markalarının 19. sınıf kapsamında yer alan (Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, 15 plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri ) mal ve hizmetleri ile birebir AYNI MAL/HİZMET olduğu, 3. Davalı markası ile davacının itiraza mesnet markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yapılan incelemesinde; markalarda ortak olarak “...” ibaresi yer alsa da söz konusu ibarenin coğrafi yer adı niteliğinde olması nedeniyle ayırt edicilik gücünün zayıf olduğu, markaların esas ayırt edici unsurlarının ise “...”, “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, bu nedenle ilgili tüketici kesiminin markalar arasında ekonomik veya ticari bir bağlantı kurmasının muhtemel olmadığı ve markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 4. Sonuç olarak; somut olayda emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, taraf markalarının bütüncül değerlendirilmesi neticesinde ise görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik taşımadığı, bu nedenle markaların ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde aynı ticari kaynağa ait olduğu veya aralarında ekonomik bağlantı bulunduğu yönünde bir algı oluşturmasının muhtemel olmadığı, dolayısıyla taraf markaları arasında SMK 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 5. Davacının SMK m. 6/9 kapsamında ileri sürdüğü kötü niyet iddiaları yönünden; dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerle somut ve objektif şekilde desteklenmediği, iddiaların büyük ölçüde varsayıma dayandığı anlaşılmakta olup, heyetimizce kötü niyetin olmadığına kanat getirilmiş olup, nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 6. Bu itibarla, SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin ve 6/9 kapsamında kötü niyetin olmadığı yönünde kanaate varıldığından, ....’nun 09.04.2025 Tarihli ... sayılı kararının yerinde olduğu, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ".... ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 6-7-8-9-10 deki karşılaştırma tablosu ile taraf markaları arasında ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki tüm mal ve hizmetlerden " 05/01 emtia sınıfında yer alan insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, mallarının satış hizmetleri " DIŞINDA KALAN tüm mallar/hizmetler yönünden aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı mallar olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği;HEDEF TÜKETİCİLER açısından iltibasa bakıldığında ;Dava konusu markanın kapsamındaki 35/ 05-01. Sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. " mallarında/hizmetlerinde ise hedef tüketicilerin doktor, veteriner ve eczacılar açısından yapılacak değerlendirmeye göre bakılması gerekli olup bunun sonucunda, anılan emtiaların hedef kitlesinin eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi olanlar kastedildiği; Bu açıdan bu mallarda/hizmetlerde taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki karıştırılma /iltibas koşulu oluşmadığı; (bu kısımdan davanın reddi gerektiği)Dava konusu markanın kapsamındaki35/ 05-01. Sınıf dışında kalan tüm mallarda/hizmetlerde ise hedef tüketici grubu ortalama düzeydeki tüketici grubu olduğu; Buna göre ;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki tüm mal ve hizmetlerden " 05/01 emtia sınıfında yer alan insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, mallarının satış hizmetleri " DIŞINDA KALAN tüm mal ve hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının yukarıda belirtilen ".... ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki tüm mal ve hizmetlerden " 05/01 emtia sınıfında yer alan insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, mallarının satış hizmetleri " DIŞINDA KALAN tüm mal ve hizmetlerde işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Diğer yönden ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak bu durumlar var olan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-Dava konusu ... nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki tüm mal ve hizmetlerden " 05/01 emtia sınıfında yer alan insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, mallarının satış hizmetleri " DIŞINDA KALAN tüm mal ve hizmetler yönünden ... kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... 'ya müzekkere yazılmasına, 3- Dava konusu markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki " 05/01 emtia sınıfında yer alan insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler, mallarının satış hizmetleri " yönünden ise davanın REDDİNE4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Davacının yaptığı 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 475,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.090,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.545,20 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026 Katip .... Hakim ....E-İmzalıdır E-İmzalıdır