Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde davacı, benzer ... markasının tescil kararının iptalini ve hükümsüzlüğünü talep ederek, Türk Patent ve Marka Kurumunun çelişkili red kararına itiraz ediyor.
Özet: Davacı, tescilli ve tanınmış markalarıyla benzerlik gösteren, aynı veya doğrudan ilişkili ürün ve hizmetler için yapılan bir marka başvurusuna tescil izni veren idari kararın iptalini talep etmektedir; zira bu kararın piyasada karışıklığa yol açarak başvuru sahibine haksız menfaat sağlayacağını, idari makamın aynı başvuru sahibinin benzer bir markasına yönelik önceki ret kararlarıyla çeliştiğini ve başvuru sahibinin kötü niyetli davrandığını iddia etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/240 Esas - 2026/231

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/240
KARAR NO : 2026/231
DAVA : Marka ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 05/06/2025
KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi: 05/06/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Dava konusu edilen ... sayılı ... karar iptalini talep eden karara konu markanın geçirdiği idari süreç hakkında açıklama yapılarak; ... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun 435 sayılı ...’nde yayımlanmasına müteakip, müvekkili şirketin ... ibaresini havi markalarına, ticaret unvanına ve alan adı tahsisine dayalı olarak ilana itiraz edildiğini; dava konusu markanın 30. Sınıfta yer alan “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” mallar üzerinde tescil edilmek istendiğini; bu anlamda hem işaretsel hem de sınıfsal olarak benzer olan marka başvurusuna karşı müvekkilinin 30 ve 35. Sınıfta tescilli markalarına dayanak alınarak yapılan itiraz .... 08.05.2024 tarihli ve .... sayılı kararı ile, “Markalar benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir.” gerekçesiyle reddedildiğini; bu karar, üzerine yapılan ikinci itirazın da haksız ve hukuka aykırı olarak reddedilerek dava konusu edilen ... kararının tesis edildiğini; bu anlamda aynı marka başvuru sahibi tarafından ... ibareli marka başvurusuna yapılan itirazların kabul edilerek davalının diğer marka başvurusunun red olunduğunu; davalı kurum kararının yerleşik uygulamalarına ve kendi emsal kararına aykırı hareketle verdiği bu kararın iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğini; müvekkilinin "..." ibaresine havi ... nezdinde tescilli markaları, ticaret unvanı ve alan adının varlığı karşısında verilen kararın iptal edilmesi gerektiğini, öncelikli olarak kurum kararının aksine müvekkilinin tescilli markaları karşısında markaların SMK amir hükümleri karşısında benzer bulunmamasının hukuka, somut duruma ve kurumun verdiği önceki karara aykırı olduğunu; davalı kurumun önceki kararına uygun düşmeyen durumun, davalı ... tarafından “...” ibaresini içeren aynı gün iki marka başvurusu dosyaladığını; bunların birincisinin, işbu davaya konu marka başvurusu olduğunu, diğer başvurunun ise .... sayılı “...” ibareli marka başvurusu olduğunu; müvekkili adına her iki başvuruya karşı vekili aracılığı ile ilana itirazın dosyalandığını; ... sayılı “...” ibareli marka işlemlerine karşı dosyalanan itirazın, ... tarafından kabul edildiğini; bu durumda ... ibareli diğer marka başvurusuna yapılan itirazın reddedilmesinin hukuka ve önceki emsal karara aykırı olduğunu; "...." ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı gibi müvekkilinin "..." ibaresini içeren marka başvurularını bilinçli şekilde yapan davalının adeta kendini garanti altına almak adına aynı gün farklı varyasyonlarla başvuru yapmasının dahi kötü niyetli kabul edilerek sırf bu gerekçe ile bile itirazın kabulü gerekirken reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; dava konusu markada tescili talep edilen ürünler ile müvekkiline ait markaların tescil kapsamında yer alan ürünlerin ve hizmetlerin aynı ve doğrudan ilişkili olduğu, hatta birbiri ile aynı anda tüketilebilen ürünler olması nedeni ile de markaların karışıklığa neden olacağının aşikar olduğunu; Tüm bu hususlar ele alındığında karışıklığa sebebiyet verecek derecede benzer hatta aynı olan bu markaların aynı anda piyasaya sunulması halinde, müvekkilimizin tescille korunan markalarının tanınmışlığından başvuru sahibinin haksız olarak yararlanabileceği açık iken itirazların haksız olarak reddedildiğini; ilgili markaların piyasaya sunulduğunda, hemen hemen aynı olan markaların aynı firma tarafından üretildiği veya üretici firmalar arasında ticari bir bağ bulunduğu algısı oluşabileceğini; dava konusu ... kararında belirtilenin aksine müvekkiline ait "..." ibareli markaların müvekkili "... , 2023 ve 2024 yıllarında ... Ödülleri’nde “.... Marka” unvanını kazandığını; 2025 yılında düzenlenen ... (...) tarafından ... , “....” ve “....” ödüllerini aldığını; müvekkil firmanın,.... ve ....kalite sertifikalarını alan ilk .... çay şirketi olduğunu; İhracat ve İthalat Faaliyetleri hakkında açıklama yapmak gerekirse, ... Limited'in 90’dan fazla ülkeye çay ihracatı gerçekleştirmekte olduğunu; ana ihracat pazarları arasında ....'nin bulunduğunu; .... kayıtlarına göre, firma 2025 yılı itibarıyla 288 sevkiyat gerçekleştirdiğini; ...’nın önde gelen çay ihracatçısı olduğu, çay, enerji üretimi, sağlık hizmetleri, ambalaj, emlak geliştirme ve çevre hizmetleri gibi çeşitli sektörlerde faaliyet göstermekte olduğunu; Firmanın, ....’da çay butiklerine sahip olduğunu; İtiraz dilekçesinde açıklanan ve sunulacak tüm deliller doğrultusunda, ... markasının uluslararası alanda tanınan ve korunan bir marka olduğunu; taraf markaları aynı ürün ve aynı sektörlerde kullanılacağından, dava konusu “...” unsurunu, müvekkili tarafından tamamen özgün şekilde oluşturulan bir marka olan “...” kelimesinden esinlenerek türetmiş ve müvekkiline ait “...” markalarına yaklaşma çabasında olduğunun aşikar olduğu; bu hususta, markanın esas ve asıl unsurunun “...” ibaresi olduğu müvekkiline ait “...” esas unsurlu seri markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan, tüketiciler nezdinde ilişkili ve organik bağı olan firmalara ait markalar oldukları izlenimi oluşmasına yol açacak ve yeni seri devam markası izlenimi yaratacağını; ilgili markaların benzer görünümleriyle ve bilhassa kulağa nerdeyse aynı olarak gelen telaffuzlarıyla ve yazılışlarıyla tüketicilerce ayırt edilmelerini olanaksız kıldığını; taraf markalarının aynı satış mağazasında, aynı reyon ve raflarda yanyana satılacağından dolayı tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu; müvekkilin tescilli “...” ibareli markaları yıllardan beri görsel ve işitsel medyada yoğun bir reklam kampanyasıyla yer almış ve adeta hafızalara kazınmış bir marka haline geldiğini; “...” ibaresi taşıyan markalarınn ilk kez müvekkili tarafından Türkiye'de kullanıldığını; dolayısıyla “...” markasını ihdas eden, meşhur ve maruf hale getiren davacı müvekkilinin, bu marka üzerinde inhisarı marka hakkına sahip olduğunu; davalı yanın ise müvekkiline ait lider markasının, ticaret unvanın esas unsurunun ve alan adının ayırt edilemeyecek derecede benzer olan “...” ibaresini tescil ettirmeye çalışmasının son derece kötüniyetli olduğunu; “...” ibaresinin eşsiz ve özgün bir kelime olduğunu ve Türkçe karşılığı dahi olmayan bir kelime olduğunu; müvekkilinin şirket sahiplerinin soyadı olan bu markayı seçmesinin tesadüf kabul edilemeyeceğini; markasını ve markası ile özdeşleşen logosunu geliştirmekte, yaygınlaştırmakta ve çeşitli şekillerde marka başvuruları yaparak seri marka oluşturma amacıyla hareket ettiğini; bugün Google arama motorunda “...” yazılarak arama yapıldığında, karşı “...” ibareli markalar çıktığını; müvekkilinin markasının, internet ortamında yapılan aramada otomatik çay ürünleri çıktığını; markalarının kullanıldığı ürün paketinin görselini korumak adına da tasarım tescili dahi alındığını; müvekkile ait detaylı bilgiye ..../ isimli web sitesinden ulaşılabileceğini; müvekkilinin Türkiye'nin yanı sıra şu an 28 üye ülkeden oluşan .... başta olmak üzere, .... gibi birçok ülkede markalarını tescil ettirerek korumalarını sağladığını; müvekkili tarafından “...” ibareli markaların tescillerinin alındığı .... alınan Marka Tescil Belgelerinin taranmış kopyalarının itiraz dilekçesi ekinde sunulduğunu; halk tabirinde saklı olan ifadenin, genel ve ortalama düzeydeki bir tüketicinin iki işareti normal olarak birbirinden ayırt edip edemeyeceğidir. Karıştırmada halkın istediği, arzu ettiği hizmet yerine gerek ..., yazılış ve gerekse markalardaki benzerlik sebebiyle gözde veya kulakta yanılmaya neden olması aynı işletme olduğuna veya işletmeler arasında idari-ekonomik bir bağlantı bulunduğuna inanması da karıştırılma ihtimali içinde değerlendirileceğini; bu değerlendirmeye ışık tutan Yargıtay HGK 07.06.2006 gün ve .... sayılı kararına göre:“...Karıştırmada asıl olan ortalama tüketicinin algılamasıdır. Tüketicinin, her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabildiğini düşünmek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi markada yer alan yardımcı unsurlar ile ayırım gücü az olan ifadeleri her zaman hatırında tutabileceği de düşünülemez. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile, halk tarafından iki marka arasında herhangi bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir." (....). Bu yargı kararının dahi, "..." ibareli marka başvurusunun, müvekkiline ait tescilli markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve marka başvurusunun tümden reddedilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu; bu karıştırılma ihtimalinin müvekkilinin önceki tarihli tescilli marka serisi itibariyle esas hak sahipliğini elinde bulundurduğu “...” marka başvurusuyla ilişkilendirilme ihtimalini de kapsadığını, tescil başvurusuna konu marka tescil edildiğinde; haksız bir yarar ve kazancın sağlanabileceği, böylelikle haksız rekabet ortamının oluşabileceğini ve tanınmış ve tescilli markalarının itibarına zarar verebileceği hususlarının sabit olduğunu iddia eyleyerek; davalı kurum kararının iptali ile ... sayılı “...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini, dava süresince 3. kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; SMK mad. 19/2 gereğince davacı tarafa öncelikle tescilli markaları Türkiye'de ciddi biçimde kullandığı yönünde delil bildirmesi için süre verilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 Maddesine göre iltibas SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği, yukarıdaki iddialara bağlı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde kullanmama defi ileri sürdüğünden davacı şahsın mesnet markaları dolayısıyla dava aşamasında ileri sürdüğü delil ve belgelere göre iltibas iddiasına dayalı ileri sürülen markaları açısından kullanım ispatının yerine getirilip getirilmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 28/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 05/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı " ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar, kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
....Kurul'da, başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal olarak önemli ölçüde farklılaşmış olduğu, ilgili tüketicilerin uyuşmazlık konusu markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itirazlar haklı görülmemiştir.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle, itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
03/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "Dava konusu davalı şahsın ... unsurlu marka tescil başvurusu ile davacı şirketin davasına mesned aldığı markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı; - Davalı şahsın kullanmama define ilişkin olarak, davacı şirketin davasına mesnet aldığı markaları dolayısıyla dava aşamasında ileri sürdüğü delil ve belgelere göre, iltibas iddiasına dayalı ileri sürülen markaları açısından kullanım ispatının yeterli olmadığı; - Davacı şirketin önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 6769 sayılı SMK’nın 6/3 madde ve fıkrası koşullarının oluşmadığı; taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/4-5, 6/6 ve 6/9 madde ve fıkrası koşullarının oluşmadığı, dava konusu davalı ...'in 26.04.2025 tarihli ... ... kararının yerinde olduğu" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"...+... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ..." ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026
Katip .... Hakim ....
E-İmzalıdır E-İmzalıdır