Yargıtay 10. Ceza Dairesinden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda itiraz yolu bildirilmeyen erteleme kararı sebebiyle haksız mahkumiyetin kanun yararına bozulması.
Özet: Adana Asliye Ceza Mahkemesinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verdiği mahkûmiyet kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir; çünkü sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz kanun yolu, süresi ve merciinin açıkça gösterilmemesi sanığı yanıltmış, bu durum erteleme kararının kesinleşmesini engellemiş ve kovuşturma şartı oluşmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasına yol açarak hukuka aykırılık teşkil etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/693 E., 2015/986 K.SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaİNCELEME KONUSU KARAR : MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAdana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihi itibarıyla lehe/aleyhe kanun değerlendirmesi yapılmaksızın, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 01.10.2025 tarihli ve 2025/21370 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2025 tarihli ve KYB-2025/118155 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2025 tarihli ve KYB-2025/118155 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“Dosya kapsamına göre, sanığa yüklenen uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçu nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.03.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraza ilişkin kanun yolu süresinin gösterilmediği anlaşılmakla;Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca da, bu karara karşı başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği, hatta Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.09.2021 tarihli ve 2019/8201 esas ve 2021/8593 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen kişilere bu karara 15 gün içinde itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin bildirimi içermeyen tebliğin geçersiz olduğu, bu bağlamda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesi uyarınca "kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğunun" gösterilmemesi suretiyle sanığın yanıltıldığı, böylece erteleme kararı kesinleşmediğinden usulüne uygun yapılmış tedavi ve denetim faaliyetinden söz edilemeyeceği gibi ihlâl oluşturan eylemden de bahsedilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEA. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.B. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında,Somut olayda; kanun yararına bozma istemine konu Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/693 Esas, 2015/986 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan tutuklu bulunan ve duruşmada hazır edilen sanığın yüzüne karşı verildiği ancak; hükümde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca tutuklu/hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı,Başka suçtan hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm verilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usûlüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,21.04.2026 tarihinde karar verildi.