Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde benzerlik ve kötüniyet iddiasıyla marka tescili iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı, kendi tanınmış "..." ve "..." markalarının tescilli olduğu ve emtia sunumu yaptığı 43. sınıf hizmetleriyle örtüşen davalıya ait "..." ibareli marka başvurusunun, tüketicide karışıklığa yol açacağını, davalının müvekkilinin bilinirliğinden kötü niyetle faydalanmaya çalıştığını ve kendi faaliyet alanı dışındaki yiyecek-içecek hizmetleri için tescil talep etmesinin markasına zarar vereceğini ileri sürerek başvuru kararının iptali ile markanın 43. sınıf hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ederken; davalı ise markaların görsel olarak farklı olduğunu, farklı alıcı çevrelerine hitap ettiğini, benzer ihtiyaçları gidermediğini ve kendi markasında davacının asli unsuru olan "..." kelimesinin yer almadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/239 Esas - 2026/237

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/239
KARAR NO : 2026/237
DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 04/06/2025
KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi: 22/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Davalının 41 ve 43. Sınıfta başvuruda bulunduğunu, Kurum nezdinde yapılan itirazın reddedildiğini, müvekkilinin 30 ve 32. emtia sınıflarında yer alan ... ve ... No.lu markalarındaki emtialarının tüketiciye sunumu ise yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması hizmetinin yer aldığı 43. Hizmet sınıfında olduğunu, bu nedenle başvuru markası ise müvekkilinin markalarının aynı / benzer sınıflarda yer aldığını, müvekkilinin markalarının asli unsuru "..." kelimesi olduğunu, davalının markasının ise "..." olduğunu, davalının markasında yer alan turizm kelimesinin herhangi bir ayırt ediciliği veya özgünlüğünün bulunmadığını, ... ibaresinin ortasına –r- harfinin eklendiğini, markalardaki ... unsurlarının özgünlüğü ve tek başlarına marka olma özelliği olmadığını, markaların asli unsurlarını "..." ve "..." kelime/ ibareleri oluşturduğundan markalara eklenmiş olan şekillerin markalara ayırt edicilik vasfı kazandırmadığını, ... Hukuk Mahkemesi, .... E., Bilirkişi Heyeti Raporu .... web sitesinde sadece "..."i kullandığını, müvekkilinin ailesinin 70 (yetmiş) yıldır kullanmakta olduğu "...", "... " markasının benzerini bir cafe / pastahane üzerinde "..." ibaresi ile gören tüketiciler bunu müvekkilinin yeni bir konsept ile açılmış bir mekan olarak algılayacağını ve bu yerin "... "ya ait olduğu yanılgısına kapılacağını, ... numaralı “.... ” ibareli marka başvurusuna ilişkin ... kararı istemli davada .... Hukuk Mahkemesince verilmiş olan kararı da emsal niteliğinde olduğunu, Davalının aynı tarihlerde "...." olmak üzere toplam 9 (dokuz) adet marka başvurusunda daha bulunduğunu, davalının daha önce hiç kullanımı olmayan dokuz "..." marka başvurusunu aynı anda yapmış olmasının davalının marka başvurusunun müvekkillerin markasının meşhur ve bilinirliğinden yararlanmak amacına matuf (kötüniyetli) olduğunu, Gerçek kişi başvuru sahibi Davalının Müvekkilin faaliyet alanı olan ..., dondurma, şıra üretimi ve bunların satışı faaliyetleri ile hiç bir alakası olmadığını, davalının film yapım sektöründeki "..." veya mücevher sektöründeki "... " gibi marka tescillerine (veya 31, 44 sınıflarındaki tescillerine) Müvekkillerin bir itirazı ol(a)mayacağını Ancak, Müvekkilin markasının tescilli olduğu sınıflarda (ve emtiada) ..." marka tescili talep etmesinin Müvekkilin markası üzerinden menfaat temin etmeye yönelik olduğunu ve bu tescilin gerçekleşmesi halinde Müvekkilin markasının zarar göreceğini iddia ederek ihtiyadi tedbir ile ... tarafından verilen 11.04.2025 tarih ve ... sayılı kararının iptali ile ...başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde 43. Sınıf hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı tarafa ait ... numaralı “... ...” ibareli markasının 30 ve 32. sınıflarda yer alan kahve, çay, çikolata, şekerleme, unlu mamuller, makarna, dondurma gibi çeşitli gıda ürünleri ile meyve suları, maden suları, gazlı içecekler ve benzeri alkolsüz içecekleri kapsadığını, ... numaralı markasının ..., şıra, dondurma ve şeker" ürünleriyle sınırlı olduğunu, .... Hukuk Mahkemesi, .... E., Bilirkişi Heyeti Raporu başvuru numaralı “ ...” ibareli marka başvurusu yalnızca 43. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkili markasının43 ve 41. Sınıflarda tescil edilmek istendiğini, bir turizm markasında yiyecek içecek ve turizm, organizasyon işlerinin bir arada olması da gayet olağan olduğunu, mal ve hizmet sınıfları yalnızca tek bir markaya özgü şekilde kullanılması amacıyla oluşturulmadığını, ... ..." markasında klasik sütun şeklinde bir grafik unsur, koyu lacivert renkli blok yazı tipi ve "..." ve "...." ifadelerinin kullanıldığını, “..." markası, kaligrafik yazı tipi, mavi-kırmızı renk paleti, 1953 yılına atıf yapan nostaljik bir ibare ve sembollerle birlikte sunulduğunu, oysa “...” markasında modern, sade ve soyut bir grafik unsur, bir “B” harfi içerisine yerleştirilmiş çatal-kaşık şekli, yer almakta ve bu tasarım turizm, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerine çağrışım yaptığını, tipografi, grafik yapı, tema, renk kullanımı ve bütünsel izlenim yönünden markaların görsel olarak farklı olduğunu, “...” kelimesi, davacı markasında belirleyici ve tanımlayıcı bir unsur olup müvekkili markasında hiçbir şekilde yer almadığını, benzer alıcı çevresine hitap etmediği, benzer ihtiyaçları gidermediği, son kullanıcı ve tüketici profilinin farklı olduğunu, “..." ibaresi "...." harfi içerdiğinden fonetik olarak ayrıştığını, daha yumuşak bir ses yapısı sunduğunu, müvekkili tarafından gerçekleştirilen marka başvurularının, ticari vizyonun gereği olarak oluşturulmuş bir markalaşma stratejisinin parçası olduğunu, meşru bir işlem olduğunu, farklı sektörlerde yapılan "..." ibareli başvuruların birbirinden bağımsız sınıfları ve faaliyet alanlarını kapsadığını, davacının tescilli markalarıyla sınıfsal olarak örtüşmediğini, bu nedenle başvurularının bir kötüniyet içermediğini, davacı markalarının tanınmış marka listesinde yer almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ...başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafça itiraz mesnedi markaları mesnet gösterilerek SMK 6/1 maddesine göre yaptığı itirazın nihai olarak reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği, marka işlem dosyasında geçmeyen SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki davacı taraf iddiasını yukarıda belirtilen SMK6/1 iddiası ile birlikte davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 11/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "...başvuru numaralı “..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....sayılı "... ...", ". ...", "... '....", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.6769 s. SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6 ncı maddesinin | inci fıkrası; "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı yada benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir. Yargıtay hatları ve doktrince de benimsendiği üzere, Kanunun ilgili hükmü anlamında markaların benzerliğini markanın bütünü itibariyle orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırt edici niteliğini ön plana çıkaran unsurlarında aramak gereklidir. Dolayısıyla, benzerlik değerlendirmesinde markanın sadece benzer olan unsurlarını ön plana çıkarıp bu unsurlara vurgu yaparak değerlendirme yapılması kadar, ön planda yer alan asli unsurların göz ardı edilerek farklılıklara vurgu yapılması da markanın temel fonksiyonlarına ve maddenin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir. Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın benzerlik ve kötüniyet de dahil olmak üzere tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir.
KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...
30/03/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; " Davalıya ait dava konusu marka ile davacının hem ... iptaline hem hükümsüzlük talebine konu .... numaralı marka ve işaretleri arasında çekişme konusu 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” yönünden ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davalının marka başvurusunu kötüniyetle yaptığına dair somut delilin bulunmadığı kanaatine varılmakla birlikte bu husus hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği; " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"...+... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır