Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda kamu davasının ertelenmesi kararındaki itiraz hakkı bildirim eksikliği nedeniyle kanun yararına bozma talebini inceledi.
Özet: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, itiraz süresi ve mercii belirtilmeden, ayrıca usulüne uygun tebliğ edilmeden verildiği için kesinleşmemiş olup, bu durumda kovuşturma şartları oluşmadığından mahkemece durma kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunarak, bu mahkûmiyet kararının kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
10. Ceza Dairesi         2025/9425 E.  ,  2026/5441 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/183 E., 2015/306 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62... /1-a maddeleri uyarınca 6.000,00-TL adli para cezasına karar verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin 08.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 06.11.2025 tarihli ve 2024/21475 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130889 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130889 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında,
Somut olayda .. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.11.2014 tarihli kamu dava açılmasının ertelenmesi kararında itiraz süresi ve merci gösterilmediği gibi kararın kesin olduğu belirtilerek şüphelinin yanıltıldığı, bu haliyle usulüne uygun bir kanun yolu bildirimi yapılmadığı için karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 29.03.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2014 tarihli ve 2014/4104 Soruşturma, 2014/104 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, kararın kesin olarak verildiğinin belirtildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik
Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 11.02.2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2015 tarihli ve 2014/4104 Soruşturma, 2015/1439 Esas, 2015/1199 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.09.2015 tarihli ve 2015/183 Esas, 2015/306 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62... /1-a maddeleri uyarınca 6.000,00-TL adli para cezasına, karar verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre, 29.03.2014 tarihinde babasının şikayeti üzerine yakalanan sanıkta herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmediği, sanıktan usulüne uygun alınan örneklere ilişkin Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Acil Toksikoloji Laboratuvarının 24.09.2014 tarihli ve 57546/2894 sayılı raporunda, yapılan analizlerde antidepresan ilaç grubundan ".." ve .. grubundan ".. ve .." bulunduğunu ancak tahlil sonucunda herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı maddeye rastlanmadığının bildirildiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında uyuşturucu kullandığını ancak tedavi gördüğünü beyan ettiği anlaşılmakla; sanığın kan ve idrar örneğinde tespit edilen .. grubundan etken maddelerin yeşil reçeteyle satılan ilaçların aktif maddesi olduğu, bu maddenin kullanılmasının 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi kapsamında suç oluşturmayacağı gözetilmeden, maddî bulgularla desteklenmeyen soyut beyanlar dışında, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğini somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
E. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2015 tarihli ve 2015/183 Esas, 2015/306 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
C. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "29.03.2014 tarihli eylem yönünden sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2. fıkrasının (e) bendi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE, ihlâl kabul edilerek soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayan 11.02.2015 tarihli eylem yönünden zamanaşımı süresi içinde gereğinin takdir ve ifası için dosyasının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2026 tarihinde karar verildi.