Nitelikli kasten öldürme suçundan beraat eden sanığın, Yargıtay bozmasına direnilmesi sonrası Ceza Genel Kurulunca eyleme iştirakinin olup olmadığının tartışıldığı bir karar.
Özet: Nitelikli kasten öldürme suçundan yargılanan sanığın, maktulün diğer fail tarafından öldürüldüğünü bilmesine rağmen olayı uzun süre saklaması, cinayet detaylarını otopsi raporuyla örtüşecek şekilde anlatması ve cesedin yerinin tespitine yardımcı olması gibi nedenlerle suça iştirak ettiği gerekçesiyle beraat kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından iki kez bozulmasına rağmen, yerel mahkemenin sanığın korku nedeniyle eyleme katılmadığı ve hakkında kesin delil bulunmadığı yönündeki direnme kararı nedeniyle dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
Ceza Genel Kurulu         2023/29 E.  ,  2026/78 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza
    SAYISI : 294-94
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    Nitelikli kasten öldürme suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.11.2013 tarihli ve 95-255 sayılı hükmün, katılanlar vekilleri ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.07.2017 tarih ve 3825-2565 sayı ile adı geçen Bakanlığın davaya dahil edilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma gereğini yerine getiren Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.05.2019 tarih ve 579-364 sayı ile sanığın müsnet suçtan önceki gibi beraatine ilişkin hükmün, katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.06.2020 tarih ve 4202-1343 sayı ile; "...Sanığın, eşi olan maktulün, inceleme dışı sanık ... tarafından öldürüldüğünü bilmesine rağmen, ...’ın başka bir bayan ile evleneceğini öğrenmesine kadar olayı saklaması, olay tarihinden yaklaşık bir yıl sonra kendiliğinden gelerek olay anını otopsi raporuyla da örtüşür nitelikte anlatması, maktulün cesedinin bulunduğu yeri göstermesi, ... ile olan ilişkisi, yine sanığın beyanına göre maktulün öldürüldüğü yer ile gömüldüğü yer arasındaki mesafede taşınması ve cesedin parçalara ayrılması esnasında ...’ın tek başına hareket edemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, inceleme dışı sanık ... ile fikir ve irade birliği içinde hareket edip eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurmak suretiyle suça TCK'nın 37. maddesi kapsamında katılması karşısında, aynı Kanun’un 82/1-d maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
    Daire Üyeleri ... ve ...; "...Maktulün cesedini düzgün bir şekilde üç parçaya ayırıp çuvallara koyan ...’ın, maktulün motosikletini de kullanarak torbaları 7-8 km mesafeye götürmesinin mümkün olduğu, sanığın, ... ile gönül ilişkisine ve hatta daha da ileri giderek birlikte yaşayıp cinsel ilişkiye girmesinin ve onunla evleneceği ümidini taşımasının, ancak ...'ın bir başkasıyla nişanlandığını duyması üzerine oluşan kızgınlıkla eylemi ...'ın gerçekleştirdiğini geç söylemiş olmasının, suça iştirak ettiğinin delili olamayacağı, diğer taraftan ... ile arasında hissi yakınlık olan sanığın, eşinin cesedinin nereye gömüldüğü hususunda ...'dan bilgi alabileceği ve bunu emniyet görevlilerine bildirebileceği, kaldı ki sanığın, maktulün cesedinin bulunduğu yeri bizzat göstermeyip belli bir mıntıkayı söylemek suretiyle cesedin o bölgeye gömülmüş olabileceğini beyan ettiği ve bu bölgede köpekler yardımıyla ceset parçalarına ulaşıldığı, ...'ın, maktule ateş etmeye başladığı sırada korkarak çadırın arka tarafından kaçıp annesinin yanına gittiğini söyleyen sanığın savunmasının aksine ...'ın eylemine iradi olarak iştirak ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı," açıklamasıyla karşı oy kullanmışlardır.
    Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 04.03.2021 tarih ve 294-94 sayı ile; "...Sanığın tüm aşamalarda ...'ın eşini vurmasından sonra korkarak çadırdan kaçtığını, eyleme katılmadığını, ...'ın kendisine ve ailesine zarar vermesinden çekindiği için uzunca bir süre konuşamadığını beyan ettiği, sanığın 30.11.2011 tarihinde kendiliğinden karakola başvurması sonucunda olayın aydınlatılıp maktulün cesedine ulaşılabildiği... Sanığın, ...'ın birisini öldürdüğünde gömeceği yeri kendisine söylemesi nedeniyle tahmini olarak bir mevkiiden bahsedip eşinin gömülü olduğu yeri tam olarak bilmediğini ifade ettiği, nitekim, cesedin köpeklerle yapılan arama sonucu bulunabildiği, ayrıca tanık ...’nün olayın hemen akabinde dinlenmesinde sanığın, ...’ın eşini öldürdüğünü, ancak nereye gömdüğünü bilmediğini söylediği yönündeki anlatımları da dikkate alındığında, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğine dair yeterli delil olmadığı," şeklindeki gerekçeler ile bozma ilamına direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
    Bu hükmün de katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2022 tarihli ve 97819 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine tebliğ edilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 23.12.2022 tarih, 9661-10333 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    İnceleme dışı sanık ... hakkında maktulü kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet; inceleme dışı sanık ... ... hakkında bu suça yardım eden sıfatıyla iştirakten verilen beraat kararları Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup temyizin ve direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen eşi kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının, bu bağlamda sanığın, mahkûmiyet hükmü onanmak suretiyle kesinleşen inceleme dışı sanık ...'un eylemine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesi delaletiyle müşterek fail sıfatıyla iştirak edip etmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya muhteviyatından;
    Evli olan sanık ile maktulün Yalova ili Çınarcık ilçesi ...’de ikamet ettikleri, köyün merasında çadır kurmak suretiyle hayvancılık işi ile uğraştıkları,
    Sanığın, eşinin kendisine şiddet uyguladığından bahisle 10.12.2010 tarihinde Yalova Aile Mahkemesine başvurarak boşanma davası açtığı,
    Maktulün, eşinin evden kaçarak ... ile yaşamaya başladığı, giderken on üç adet hayvanını da yanında götürmüş olduğu şikâyeti ile 20.12.2010 tarihinde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettiği,
    Maktulün babası olan katılan ...’in, oğlundan birkaç gündür haber alamadıklarını ileri sürerek 23.12.2010 tarihinde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğu, tahkikat kapsamında maktulün kaybolduğu tarih itibarıyla kullandığı cep telefonu ile en son 20.12.2010 tarihinde Çınarcık ilçesi baz istasyonunu kullanarak görüşme gerçekleştirdiği, daha sonra telefonunun kullanım dışı kaldığının tespit edildiği,
    29.01.2011 tarihinde Termal İlçe Jandarma Komutanlığını arayan bir şahsın kendisini maktul olarak tanıtıp "Ben ..., İzmir'de bir arkadaşımın yanında kalıyorum, ...'un yaptığım araştırmada hiçbir suçu yokmuş." diyerek telefonu kapattığı, arayan kişinin tespit edilemediği, ancak durumdan şüphelenen kolluk görevlilerinin maktulün yaşadığı mera ve çevresinde yeniden bir araştırma yaptıkları, bu kapsamda 22.05.2011 tarihinde maktulün kullandığı motosikletin Çınarcık ilçesi ... köyü ... Mevkii'nde ormanlık bir arazi içerisinde gizlenmiş vaziyette bulunduğu,
    Maktulün cesedine henüz ulaşılamaması nedeniyle olaya karıştığı düşünülen sanık ve inceleme dışı sanıkların 30.05.2011 tarihi itibarıyla teknik takibe alındıkları,
    Motosikletin bulunması sebebiyle ... ve kardeşlerinin tedirgin olup birbirleri ile üstü kapalı şekilde konuşma yaptıkları,
    Sanığın, tanık ... ile yaptığı bir görüşmede adı geçen tanığın sanığa hitaben; "Bana anlattıklarını savcıya da anlat, korkma!" dediği, sanığın da "Beni de yok edecekler, bildiğim bir şey yok. ...'in ölüsünü bulalım, yardım edeceğim!" şeklinde karşılık verdiği,
    30.11.2011 tarihinde Çınarcık Jandarma Komutanlığına gelen sanığın, eşinin cesedinin ... Mevkii'nde olabileceğini; 02.12.2011 tarihinde ise cesedin ... Mevkii'nde bulunan kömür ocaklarının birinde gömülü olduğunu düşündüğünü beyan ettiği,
    02.12.2011 tarihi itibarıyla sanık da refakate alınarak bahse konu mevkide yapılan aramada eğitimli köpeklerin tepki vermesi üzerine maktule ait cesedin ... Mevkiinde ormanlık alan içinde üç parçaya ayrılarak çuvallara konulmuş bir şekilde ele geçirildiği,
    Otopsi raporunda; maktule ait olduğu tespit edilen cesedin göz kürelerinin üst kısımdan itibaren kafatası kemiklerinin bulunmadığı, beyin dokusunun mevcut olmaması nedeniyle bu bölgeye uygulanmış herhangi bir silah yaralanması olup olmadığı hususunda görüş bildirilemeyeceği, maktulün öldürüldükten sonra düzgün bir şekilde kesilerek parçalara ayrıldığı, göğüs boşluğu arka kısım sol üst bölgede toplu hâlde saçma taneleri izlendiği ve bu bölgeden av tüfeği plastik tapası elde edildiği, sol 2 ve 3. kaburgaların lateralden kırık olduğu, sonuç olarak maktulün av tüfeği saçma tanelerine bağlı omur ve kot kırıkları ile birlikte akciğer laserasyonu neticesi hayatını kaybettiği, ölüm zamanının kaybolduğu bildirilen tarihle uyumlu olduğunun belirtildiği,
    Olay yerinde yapılan incelemede, maktule ait cesedin bulunduğu yere giden patika yolda 2 00... metrelik alan dâhilindeki birtakım ağaçların üzerinde ..., ... ..., ... ... yazılarının bulunduğu görülerek tutanak altına alındığı, sanığın beyanında bahsi geçen maktulün öldürüldüğü yer ile motosikletin bulunduğu yer arasındaki mesafenin 950 metre, olay mahalli ile cesedin gömüldüğü yer arasındaki mesafenin ise 8,5 km olduğu,
    Sanığın, eşinin öldürüldüğünü beyan ettiği yerde dedektör ile yapılan aramada bir adet deforme olmamış fişek çekirdeği, bir adet MKE 9 KB ibareli kovan, av fişeğine ait bir adet tapa parçası ve metal parça bulunduğu, suç mahallinden ve otopsi sırasında maktulün cesedinden ele geçirilen materyal ile inceleme dışı sanıklar tarafından kullanıldığı tespit edilerek el konulan av tüfeği, tabanca, fişek, kovanlar ile motorlu testere, el testereleri, semer üzerinde yapılan incelemede, aradan geçen süre sebebiyle herhangi bir bulgu elde edilemediği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ...; 20.12.2010 tarihinde bir şahsın oğlunu telefonla aradığını, oğlunun da "...’yi karakola çağırmışlar, hayvanları geri alacağız." diyerek evden ayrıldığını, o geceden sonra haber alamadıklarını, sonradan oğlunun giderken kendisine ait çift namlusu bulunan av tüfeğini de götürmüş olduğunu fark ettiğini,
    Katılan ...; ağabeyi olan maktulün kaybolduğu tarih itibarıyla kendisini arayıp "Teyzesinin oğlu ile ilişkisi var, topu tüfeği hazırladım, bunları yok etmeye gidiyorum ama bir taraftan da korkuyorum!" dediğini, ağabeyini sakinleştirmeye çalışarak kendisini beklemesini söylediğini, sonrasında haber alamadıklarını,
    Tanık ...; maktulün kardeşi olduğunu, 2010 yılı Kurban Bayramı zamanında gelinleri olan sanığın, ...’ın kendisine silah dayayarak tecavüz ettiğini anlattığını, "Konuşursam çocuğumu öldürecekler!" dediğini, kardeşinin başının derde girmemesi için duyduklarını ailesine söyleyemediğini, daha sonra sanığa, birkaç gündür haber alamadıkları kardeşinin nerede olduğunu bilip bilmediğini sorduğunda, sanığın; "Fazla eşeleme, kocamı nasıl öldürdülerse seni de öldürürler, çocuğumu da öldürecekler. ... beni tehdit ediyor!" dediğini, kendisinin de bildiği bir şey varsa karakola gidip anlatmasını istediğini, bunun üzerine sanığın; "Korkuyorum, ...'in ölüsünü bulalım, size yardım edeceğim!" şeklinde cevap verdiğini,
    Tanık ... soruşturmada; maktulün kaybolmasından sonra yolda karşılaştığı sanığın, ...’ın eşini öldürerek ... ile birlikte cesedini kaldırdıklarını, ancak nereye gömdüklerini bilmediğini söylediğini, kovuşturmada farklı olarak; hafızasının yerinde olmadığını, olayla ilgili bilgisinin bulunmadığını,
    Tanık ...; kaybolmasından birkaç gün önce karşılaştığı maktulün, eşinin hayvanlarını satarak akrabalarının yanına kaçtığından bahsettiğini, hayvanları bulmak amacıyla kendisinden yardım istediğini,
    Tanık ... soruşturmada; ablası olan sanığın, ...’ın ırzına geçtiğini ve eşini öldürdüğünü söylediğini, ancak kimseye anlatmamasını istediği için bu zamana kadar sessiz kaldığını,
    Tanık ...; sanığın hayvanlarını satmaya tek başına geldiğini, yanında ...’ın bulunmadığını,
    İnceleme dışı sanık ...; suçlamayı kabul etmediğini, aleyhine beyanda bulunan ...ile aralarında husumet bulunduğunu,
    İnceleme dışı sanık ...; sanığın kuzeni olduğunu, yaylada sanık ve maktul ile yakın çadırlarda kaldıklarını, bir süre sonra maktulün sanığı bırakıp gittiğini, devamında gelişen olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını, maktul ile sanığın babası arasında husumet olup maktulü sanığın ailesinin öldürmüş olabileceğini, çobanlık yaptığı yerlerde çakı ile ağaçlara adını yazdığını, zaman zaman ormanda yevmiye usulü çalıştığını ancak hiç kesim yapmadığını, motorlu testeresinin de olmadığını,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık aşamalarda; eşi ile ... Mevkii'nde çadırda kaldıkları sırada akrabaları olan ... ve ailesinin de buraya geldiklerini, üç ay kadar yan yana çadırlarda kaldıklarını, ağaç kesme işinde çalışan eşinin zaman zaman kendisini yalnız bıraktığını, kuzeni olan ...'ın da bu durumdan faydalanarak ırzına geçtiğini, korktuğu için olayı eşine anlatamadığını, daha sonra ... ve ailesinin ... Yaylası'na göç ettiklerini, eşinin de çadırlarını bahse konu yere taşıyıp kendisini akrabaları ile bırakarak geriye döndüğünü, ...’ın eylemlerine burada da devam ettiğini, akabinde kendisine silah gösterip korkutarak 3 km kadar yukarıdaki başka bir yere götürdüğünü, birkaç gün sonra gece vakti eşinin kendilerini bulduğunu, elindeki tüfeği ...’a doğrultarak "Seni vuracağım!" dediğini, ...’ın da tabancasını çıkarıp eşinin baş bölgesine 7-8 el ateş ettiğini, eşinin yere yığıldığını, ...'ın bu kez eline geçirdiği av tüfeği ile atışlarına devam ettiğini, eşinin beyninin paramparça olduğunu, o anda şuurunu kaybettiğini, korkarak oradan kaçtığını ve bir saatlik mesafede bulunan annesinin evine gittiğini, sonradan jandarma ile çok kez aramaya katıldığını ancak mesafenin geniş olması nedeniyle cesedin bulunamadığını, eşinin gömüldüğü yeri bilmediğini, ancak öncesinde ...'ın, eşinin kendilerini bulması hâlinde "Gelirse onu öldürür, Gürgenpınar'ın üst tarafındaki dağlara gömerim!" demesi üzerine cesedin ... Mevkii'nde olabileceğini tahmin ettiğini, kendisinin net bir yer göstermede bulunmadığını savunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294, 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
    Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
    Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir.
    B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
    Sanığın, eşi olan maktulü inceleme dışı sanık ... ile birlikte kasten öldürdüğünün iddia edildiği olayda;
    Sanık, eşini ...’ın öldürdüğü ve kendisine de zarar vermesinden korktuğu için olayı anlatamadığını beyan etmiş, bu noktada tanık ...olaydan birkaç ay sonra görüştüğü sanığın, ...’ın eşini öldürerek ... ile birlikte cesedi kaldırdıklarını ancak nereye gömdüklerini bilmediğini; tanık ... ise maktulün kaybolmasından sonra gelinleri olan sanığa kardeşinin nerede olduğunu sorduğunda, sanığın "Fazla eşeleme, kocamı nasıl öldürdülerse seni de öldürürler. ... beni tehdit ediyor." dediğini, karakola gidip bildiği her şeyi anlatmasını istediğinde ise sanığın "Korkuyorum, ...’in ölüsünü bulalım, size yardım edeceğim." şeklinde karşılık verdiğini belirtmek suretiyle sanığın savunmasını doğrulamışlardır. Tanık ...’nın söz konusu beyanları, 19.10.2011 tarihli görüşme tespit tutanağı içeriği ile de uyum içerisindedir. Sanık 30.11.2011 tarihli kolluk ifadesinde eşinin cesedinin ... Mevkii'nde olabileceğini söylemesine karşın 02.12.2011 tarihinde yeniden dinlendiğinde bu kez ... Mevkii'nde olabileceğini ileri sürmüş cesedin bulunduğu yeri tam olarak gösteremeyip ...’dan duyduklarını aktararak tahmini bir yere işaret etmiştir. Genişçe bir alanı kapsayan bu yerde yapılan detaylı araştırma neticesinde, eğitimli köpeklerin de yardımıyla maktulün cesedi ancak bulunabilmiştir. Sanığın uzun bir süre olayı resmî makamlara anlatmamasının suça iştirak ettiği şeklinde değerlendirilemeyeceği, zira evlenme ümidini taşıdığı ...’ın başka bir kadınla birlikte olması nedeniyle olayı açığa çıkarmış olma ihtimalinin yanı sıra ...’ın kurduğu baskının ortadan kalkması üzerine konuşabilir bir duruma gelmesinin de mümkün bulunması ihtimal dahilindedir. Maktulün cesedine ulaşılamaması nedeniyle hayatta olup olmadığının belli olmadığı aşamada sanığın sessiz kalmaya devam ederek olayın tamamen kapanmasını sağlama imkânı bulunmasına rağmen sırf ...’ın başka bir kadınla birlikte olması nedeniyle kendisi aleyhine de sonuç doğurabilecek şekilde olayı aydınlatmış olması genel hayat tecrübeleri ile de bağdaşmamaktadır. Olay yeri incelemesi ve otopsiden elde edilen delillerin sanığın anlatımları ile örtüşmesi, hâlihazırda olayı gördüğünü söyleyen sanık aleyhine bir delil olarak nitelendirilmemelidir. Eylemden sonra ...’ın cesedi parçalara ayırarak olay yerinden yaklaşık 8,5 km uzağa tek başına götürmesi de imkân dâhilinde olduğundan, aradaki mesafenin uzaklığı, mahallinde kendisine ait bir bulgu elde edilemeyen sanık hakkında cesedin taşınmasında ...’a yardım ettiği yönünde yorumlanamamalıdır. Olay anı ve sonrasına ilişkin bir görgü tanığının bulunmaması da nazara alındığında, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanığın isnat olunan eylemi işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 294-94 sayılı direnme kararına konu beraat hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA ve söz konusu hükmün ONANMASINA,
    2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.