Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyete karşı, sanığın soruşturma öncesi bildirimle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması gerektiği yönündeki kanun yararına bozma talebini değerlendiriyor.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine kanun yararına bozma yoluyla yapılan başvuruda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan sanığın, hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan önce kendi iradesiyle emniyet makamlarına başvurarak uyuşturucu kullandığını beyan etmesi ve böylece etkin pişmanlık göstermesi nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 192/4. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması talep edilmektedir.
10. Ceza Dairesi         2025/10415 E.  ,  2026/5440 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/390 E., 2023/384 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına, karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 03.05.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2024/13899 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/146025 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/146025 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Kanun'un "Etkin Pişmanlık" başlıklı 192. maddesinde "(1)Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir...(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24.11.2016 - 6763 S.K/Madde 17) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz." hükmüne yer verildiği nazara alındığında;
Sanığın 12/06/2020 tarihinde Kumluca Emniyet Müdürlüğüne gelerek madde bağımlısı olduğunu , aynı gün eroin kullandığını, evde ablası ve erkek arkadaşının uyuşturucu kullandığını ihbar etmesi üzerine hakkında soruşturma başlatıldığı ve bu kapsamda alınan idrar örneğinde uyuşturucu madde tespit edildiğinin anlaşıldığı olayda, sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan herhangi bir soruşturma başlamadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce uyuşturucu madde kullandığını bildirmek suretiyle suçunun ortaya çıkmasını sağlayıp etkin pişmanlık gösterdiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 192/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 12.06.2020 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2022 tarihli ve 2020/1218 Soruşturma, 2022/399 Esas, 2022/368 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
B. Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.03.2023 tarihli ve 2022/390 Esas, 2023/384 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına, karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. 5237 sayılı TCK'nın 192/2. maddesine yer alan "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz." hükmü ile aynı Kanun'un 192/4. maddesinde yer alan "Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz." hükmü birlikte değerlendirildiğinde;
Dosya kapsamına göre, 12.06.2020 tarihinde .. Emniyet Müdürlüğüne gelerek madde bağımlısı olduğunu, aynı gün eroin kullandığını, ablası ve erkek arkadaşının da adresini verdiği ikamette başkaca şahıslarla birlikte uyuşturucu kullandıklarını ve eroin bulundurduklarını ihbar etmesi üzerine, ikamette yapılan aramada şahısların kullanırken yakalandıkları ve eroin ele geçirildiği, sanıktan alınan örneklere ilişkin tahlil sonucunda da sanığın idrarında uyuşturucu madde bulunduğu anlaşılan somut olayda, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan herhangi bir soruşturma başlamadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce uyuşturucu madde kullandığını belirterek ikrarı ile kendi suçunu ortaya çıkaran ve suçluların yakalanmalarını ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştıran sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 192/2. maddesi hükmü uyarınca cezaya hükmolunamayacağının gözetilmemesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2023 tarihli ve 2022/390 Esas, 2023/384 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
C. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "Sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 192/2. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 223/4. fıkrasının (a) bendi uyarınca etkin pişmanlık nedeniyle CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2026 tarihinde karar verildi.