Uyuşturucu madde bulundurma suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz yolu bildirimi eksikliğinin kovuşturma şartını sağlamaması nedeniyle kanun yararına bozma.
Özet: Bu hukuki evrak, uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen bir sanığın durumunu ele almaktadır. İlk erteleme kararında itiraz kanun yolu bildirilmediği için usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Bu durum göz ardı edilerek açılan kamu davası sonucu verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ardından, sanığın yeniden suç işlemesi üzerine hükmün açıklanması sonrası yapılan incelemede, başlangıçtaki erteleme kararının usulüne uygun olmaması nedeniyle kovuşturma şartının baştan itibaren oluşmadığına ve kamu davasının durması gerektiğine karar verilmiştir.
10. Ceza Dairesi         2025/7183 E.  ,  2026/5438 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/695 E., 2020/878 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün itiraz edilmeksizin 27.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 02.09.2025 tarihli ve 2025/19015 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/103470 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/103470 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulundugundan söz edilemeyeceği nazara alındığında,
İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, itiraz süresinin gösterilmemesi sebebiyle usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 06.04.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2017 tarihli ve 2017/59052 Soruşturma, 2017/2586 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, infazın tamamlandığı,
B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 14.01.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2019 tarihli ve 2017/59052 Soruşturma, 2019/39082 Esas, 2019/30377 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.10.2020 tarihli ve 2019/695 Esas, 2020/878 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
D. Ancak, sanığın denetim süresi içinde 18.08.2022 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edildiğinin ve kararın kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2024
tarihli ve 2024/206 Esas, 2024/223 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hüküm açıklanarak verilen mahkûmiyet kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 11.07.2024 tarihli ve 2024/1260 Esas, 2024/2377 Karar sayılı ilâmı ile bozulması üzerine, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2024 tarihli ve 2024/716 Esas, 2024/705 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının geri bırakılması karar içeriğinde usûlüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığından bahisle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile "durma" kararı verildiği ve durma kararının 25.09.2024 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre inceleme tarihi itibarıyla; kanun yararına bozma istemine konu İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2020 tarihli ve 2019/695 Esas, 2020/878 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesini müteakip, ihbar üzerine İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli ve 2024/206 Esas, 2024/223 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmünün açıklandığı ve istinaf talebi üzerine de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 11.07.2024 tarihli ve 2024/1260 Esas, 2024/2377 Karar sayılı ilâmı ile mahkûmiyet hükmünün bozulduğu, bozma üzerine İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2024 tarihli ve 2024/716 Esas, 2024/705 Karar sayılı kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle "durma" kararı verildiği ve durma kararının 25.09.2024 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşıldığından; anılan "durma" kararı ve gerekçesi dikkate alındığında, kanun yararına bozma istemine konu 19.10.2020 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasının ardından olağan kanun yolu incelemesinde bozulduğu da gözetildiğinde, ortadan kalktığı ve bu kararın kanun yararına bozulmasında hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2020 tarihli ve 2019/695 Esas, 2020/878 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2026 tarihinde karar verildi.