Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, çift geyik ibareli tanınmış markanın YIDK kararının iptali talepli davasında tarafların itiraz ve kötü niyet iddialarını değerlendiren gerekçeli kararı.
Özet: Çift geyik... markasının sahibi davacı, Türk Patent ve Marka Kurumunun "..." ibareli benzer markalar nedeniyle başvurusuna yapılan itirazı haklı bulan YİDK kararının iptalini istemiş; markasının tanınmışlığını, köklü geçmişini ve önceki yargı kararlarını ileri sürerek tescil talebini savunurken, davalılar markalar arasında iltibas bulunduğunu ve davacının kötü niyetli olduğunu iddia ederek YİDK kararının hukuka uygun olduğunu belirtmişlerdir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/556 Esas - 2025/385
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/556KARAR NO : 2025/385...DAVA : Marka YİDK Kararının İptaliDAVA TARİHİ : 30/12/2024KARAR TARİHİ : 08/10/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin “çift geyik ...” markasının 1917 yılında kurulduğunu, ülkemizin yurt dışına ihraç edilen ilk Türk tekstil markası olduğunu, “geyik” figürlü “...” esas unsurlu markaların sahibinin müvekkili şirket olduğunu, 2005 yılından itibaren marka kullanım sözleşmesi ile kullanım hakkının ... Giyim San. Ve Tic. Ltd. Şti’ye verildiğini, müvekkilinin markasının ... nezdinde ... sayı işle tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, müvekkilinin marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye’de yüze yakın mağazası bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu marka başvurusunun ilk olarak davalı Kurum tarafından KHK 7/b maddesi gereğince re’sen reddedildiğini, ret kararının mahkeme kararıyla kaldırılarak markanın yayımlandığını, ilgili kararda müvekkilinin redde konu sınıfta kazanılmış hakkının kabul edildiğini, bu hususun işbu dava bakımından da kesin hüküm teşkil ettiğini, dava konusu markanın KHK dönemine ait olması nedeniyle kullanım ispatı kurumunun işletilemediğini, 25 ve 35/6. sınıflar bakımından ticari kullanımı olmayan davalı şirketin itirazında kötü niyetli olduğunu, somut olayda SMK 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığını, redde mesnet markalardan altı tanesinin 35. Sınıfta tescilli olmadığını, diğer iki markanın ise müvekkili markası ile iltibas oluşturur düzeyde benzer olmadığını, redde mesnet.... sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptali talepli davanın .....sayılı marka başvurusunun tescilinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın siyah zemin üzerine büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğunu, ibarenin üzerinde iki adet geyik figürü bulunduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, redde mesnet markaların tümünde asli unsur olarak “...” ibaresinin yer aldığını, markaların tüketicilerin zihninde bıraktıkları tesirin aynı olduğunu, davacının tanınmışlık ve gerçek hak sahipliği iddialarının işbu davada ileri sürülemeyeceğini, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketler vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin 1973 yılında kurulduğunu, mağazacılık ve perakende sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin Türkiye’nin neredeyse her şehrinde “...” ve “... home” ibareli yüzlerce mağazası ve bayisi bulunan sektörün önde gelen şirketlerinden olduğunu, dava konusu markanın reddine gerekçe olan markalardan bir kısmının ... Home firmasına ait olduğunu, davanın bu şirkete de yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin “...” ibareli tescilli seri markaları ve tanınmış markası bulunduğunu, davacının “...” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin www.....com alan adının sahibi olduğunu, ticaret ünvanının da “...” ibareli olduğunu, davacının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davacının birçok markası hakkında kullanmamaya dayalı iptal davası açıldığını, markaların birçoğunun iptal edildiğini, davacının aktif kullanımı ve sektördeki tanınmışlığının giyim sektörü ile sınırlı olduğunu, .... kararının hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 35. sınıf için tescil talebiyle 02.11.2011 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu, mahkeme kararı ile 13.09.2021 tarih ve 380 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davalı şirket itirazının, .... tarafından kabul edilmiş ve marka başvurusunun reddine karar verildiği, davacı şirket, .... kararına itiraz edildiği, itiraz üzerine ... ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 35. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 35. Sınıf hizmetler oluşturmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmalık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil). Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.”, davalı ... ... sayılı markalar kapsamında hali hazırda yer almaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil). bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmetleri, davalı şirketlere ait redde mesnet markalar kapsamında bulunmamaktadır. Fakat, işbu hizmetler, davalı şirketlere ait markalar kapsamında yer alan “24. Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil)." Emtiası ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysilerinin bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmeti ise, davalı şirketlere ait markalar kapsamında yer alan “24. Sınıf: dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar” emtiası ile benzerdir. .... sayılı ilamında, 24. Sınıfta yer alan “dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar” ile 25. Sınıfta yer alan “"koruyucu amaçlı olanlar hariç hertürlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, ayak giysileri, baş giysileri" emtialarının benzer olduğu vurgulanmıştır. “Dava YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne dair olup, mahkemece davalı tarafından tescil edilmek istenen işaret ile davacı adına tescilli markanın birbirine benzer olduğu fakat davalının tescil ettirmek istediği markanın ürün sınıflarının davacı adına kayıtlı ürün-hizmet sınıfları ile benzemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda, hem çoğunluk, hem de azınlık görüşünde de ifade edildiği gibi, davalının tescil için başvurduğu markaya dair "dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar" malları ile davacı adına tescilli "kumaş işleme hizmetleri ve terzilik hizmetleri" ile "koruyucu amaçlı olanlar hariç hertürlü malzemeden yapılmış içdış giysiler, çoraplar, ayak giysileri, baş giysileri" mallarının, hammadde-mamül, ürün-ürün işleme ilişkisi sebebiyle ortalama tüketici kitlesinin bakış açısına göre benzer olduğu halde mahkemece aksi yönde değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden ve bu ibarenin üst kısmında konumlandırılmış, birbirine dönük iki adet geyik çiziminden oluşmaktadır. Davacıya ait markanın esas unsuru, ayırt edici nitelikteki “...” ibaresidir. Türk Dil Kurumu çevrimiçi sözlüğünde “...” kelimesi; “esmer, geyikgillerden, Avrupa ve Asya’da yaşayan, kısa ve çatal boynuzlu, geviş getiren, ot, çalı, meyve ve meşe palamudu ile beslenen bir yaban hayvanı, üst kol” anlamlarına gelmektedir. Her ne kadar kelimenin sözlük anlamı bulunsa da, dava konusu markanın kapsadığı ürünler bakımından tanımlayıcı veya nitelik bildirici bir anlam taşımamaktadır. Bu sebeple, markanın ayırt edici ve esas unsuru “...” ibaresidir. Davalı şirketlere ait redde mesnet markalar ise; “... ....” ibareleri, tanımlayıcı ve nitelik bildirici anlamlar taşımakta olup, tali unsur niteliğindedir. Esasen davalı şirkete ait markalarda “...” ibaresi kullanılmışsa da, bu ibareler “.... olarak algılanmakta, “N” ve “G” harflerinin yazımında kullanılan farklılık, anlaşılmamaktadır. Dolayısıyla bu ifadeler markalara ilave bir ayırt edicilik kazandırmamaktadır. Davalı şirketlere ait markalar içerisinde yer alan “... + şekil” unsurlu markalarda ise “K” harfinin stilize yazımı ya da çeşitli renk paletleri kullanılmış olsa da, bu görsel unsurlar markanın bütünlüğü içerisinde tali niteliktedir. Dolayısıyla, davalı şirketlere ait tüm markaların esas unsuru da “...” ibaresidir. Sonuç olarak, dava konusu marka ile davalı şirket markaları arasında, esas unsur bakımından ayniyet oluştuğu, davalı şirketlere ait markalar ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, davanın konusunu oluşturan 35/05 alt sınıf hizmetler, kumaşlar ve bu kumaşlardan üretilen bayrak, flama gibi ürünlerin satışı hizmetlerinden oluşmaktadır. Bu ürünlerin belirli sektöre hitap eden ürünler olmadığı, dolayısıyla pahalı ürünler olarak yorumlanamayacağı, dolayısıyla ilgili tüketicilerin daha genel bir dikkat ve bilgi düzeyine sahip tüketiciler olabileceği değerlendirilmektedir. Dava konusu 35. sınıfın 01-04 alt grubundaki hizmetler ise, tüketicinin gündelik rutininin ihtiyaçlarını karşılamayan, sık sık satın alınan emtialardan olmayıp görece daha profesyonel kişilere hitap ettiğinden, ortalama düzeydeki tüketicinin bilinç/dikkat/bilgi ve özen seviyesinin daha yüksek olduğu, Sonuç olarak, işbu davanın konusunu oluşturan 35/1-4 alt sınıf hizmetlerin, davalı şirketlerin redde mesnet markalarının kapsamında hali hazırda yer aldığı, dava konusu 35/05 alt sınıf hizmetlerin ise, davalı şirketlere ait 24. Sınıf emtia ile benzer/ilişkili olduğu, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında emtia bakımından benzerlik bulunduğu, davalı şirketlere ait redde mesnet markalar ile dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun ayniyet taşıdığı, her iki taraf markalarının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi anlamlı bir ibare ise de, dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliği sahip olduğu, buna karşın gerek dava konusu marka kapsamında yer alan “şekil” unsuru gerekse davalı şirketlere ait markalarda yer alan ....” ibarelerinin markaları farklılaştırmadığı, zira bu ibarelerin tanımlayıcı olduğu, taraf markalarının bütünsel algı itibariyle benzer oluşu nedeniyle somut uyuşmazlık bakımından yüksek dikkat düzeyine sahip olan tüketicinin bile farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, somut olayda dava konusu hizmetler bakımından, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Kazanılmış Hakk İddiaları; Davacının iddiaları kapsamında davacı adına kayıtlı önceki tarihli markalarının, dava konusu başvuruya müktesep hak oluşturup oluşturmadığı hususu incelenmiştir. Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda da geçerliliğini korumuştur. Buna göre; ..... sayılı ilamda da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için şu üç koşulun birlikte bulunması gereklidir: Kazanılmış hak iddia edilen tescilli marka ile dava konusu markadaki ibarelerde asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, Karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, Yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması. Davacıya ait önceki tarihli markaların tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmiştir. Hükümsüzlük tehdidi altında olmayan önceki tarihli markalar, süre bakımından müktesep hakka gerekçe olarak gösterilebilir. Önceki tarihli markalar ile sonraki tarihli markanın aynı mal ve hizmeti içermesi, müktesep hak koşullarından biri olup, davacı şirketin önceki tarihli markaları kapsamında 35. Sınıf hizmetler bulunmamaktadır. Müktesep hak koşulları için, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması gerekmektedir. Oysa, somut olayda, davacıya ait önceki tarihli markalar ile dava konusu marka, farklı mal ve hizmetlerden oluşmaktadır. Sonuç olarak, davacı şirket lehine kazanılmış hak koşulları oluşmadığı, davacı şirketin önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, Kötü niyet iddiaları; Davacının, davalının kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmadığı, salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin, davalı şirketlerin redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, Taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, Taraf markaları arasında, dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı şirketin müktesep hak iddialarının yerinde olmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Kurumun kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketlerin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirketler vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.10.2025 Kâtip Hâkim..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır