Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 667 sayılı KHK ile FETÖ iltisakı gerekçesiyle meslekten çıkarılan davacının yetersiz delil nedeniyle göreve iade kararının temyizini inceliyor.
Özet: Davacı, 667 sayılı KHK uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibat iddiasıyla meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların iadesi istemiyle dava açmış; Danıştay Beşinci Dairesi, davacı hakkında yürütülen adli soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kesinleştiğini, tanık beyanları, ankesörlü/sabit hat telefon görüşmeleri, HTS kayıtları ve sosyal çevre bilgileri gibi mevcut delillerin davacının FETÖ ile irtibat veya iltisakını somut olarak ortaya koymaya yeterli olmadığını belirterek davalı idarenin işlemini hukuka aykırı bulmuş, davalı idare ise bu kararın temyizen incelenerek bozulmasını talep etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1250Karar No : 2025/1107TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2022 tarih ve E:2016/58105, K:2022/7907 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2022 tarih ve E:2016/58105, K:2022/7907 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (6749 sayılı Kanun) ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Soruşturma No:... Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın 22/06/2018 tarihinde kesinleştiği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık Y.K. tarafından, örgütten olmadığını belirttiği davacının 2014 HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarına oy vereceğini kendi eşine söylediği ileri sürülmüş ise de, tanık Y.K.'nın eşi olan ve ifadesine başvurulan E.K. tarafından bu hususun doğrulanmadığı, tanık Ö.F.Y. tarafından ise, davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği anlaşıldığından, Y.K. ve Ö.F.K. isimli tanık beyanları davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının kullanımında olan GSM hatlarına ilişkin aranma kaydının ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı, tekil aranma kaydı bulunmakta ise de, bu aranma kaydının örgütsel mahiyetli olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacı hakkındaki ankesörlü telefon görüşmesi kaydının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, HTS kaydı yönünden, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiası, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 04/02/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 07/04/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin .../... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin .../... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı; ayrıca davalı idare tarafından davacı hakkında şikayet bilgisi olduğu yönünde ileri sürülen iddia ile ilgili olarak işlem yapıldığına ilişkin ve davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında, söz konusu iddiaya ilişkin şikayet bilgisinin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek,Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı idarece bakılmakta olan dosyada, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 04/02/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin...tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu; Y.K. isimli tanığın davacının seçim döneminde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde bağımsız adaylarını destekleyeceğini eşi E.K.'ye söylediği, Ö.F.Y. ve H.B. isimli tanıkların davacının evinde kaldığı, akademi stajı dönemi davacının evinde kalan kişilerden M.B. isimli kişi hariç herkesin örgüt üyeliği sebebiyle meslekten ihraç olduklarını beyan ettikleri, davacıyla ilgili tespit edilen tekil aramanın birlikte arama olarak kabul edilerek gerekli araştırmanın yapılması gerekirken yapılmadığı, davacı hakkında HTS raporu olduğu halde karar verilirken dikkate alınmadığı; parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu taleplerin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da yasal faizin dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, E.K. isimli kişiye Yargıda Birlik whatsap grubuna dahil olduğunu ve adayları tanımadığını, adliyeye ziyarete gelenleri de dinleyeceğini söylediği, şunlara ya da bunlara oy vereceği yönünde bir beyanının olmadığı, anılan terör örgütüyle hiçbir ilgi ve bağının olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 19/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b)Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığı edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,2.Dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/11/2022 tarih ve E:2016/58105, K:2022/7907 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 22/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.