Hazine adına tescilli 2/b arazisi üzerinde zilyetlik şerhi talepli davada, bozma sonrası ilk derece mahkemesi kararının davacı temyizinin süreden reddine rağmen karar düzeltme ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yeniden incelemesi.
Özet: Osmaniye ilinde Hazine adına tescilli, 2/B statüsündeki bir parselin (114... parsel) bir bölümünün zilyetliğinin tespiti talebiyle açılan davada, davacı taşınmazı murisinden devralarak 2002den beri kullandığını ve Hazineye ödemeler yaptığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, davacının taşınmazın 23.754,09 metrekarelik kısmında zilyet olduğunu tespit ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak temyiz incelemesinde, davacının temyiz dilekçesi yasal süresinden sonra verildiği gerekçesiyle reddedilmiş ve bu ret kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/54 E., 2025/159 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili ve davalı ... tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliğinden dolayı reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kulanım kadastrosu sonucunda, Osmaniye ili ... ilçesinde ... köyü çalışma alanında bulunan 1 14... parsel sayılı 34.681,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz üzerindeki ahşap evin davacı ve davalıların murisi ...'e ait olduğu" şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve hükmen tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 14... parsel sayılı taşınmazın 30.000 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 2002 yılından beri kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek, bu bölüm için adına zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar ... ve ... ortak cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, dilekçenin içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIKadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.12.2022 tarihli ve 2021/111 Esas, 2022/934 Karar sayılı kararı ile "davacı vekili tarafından Hazineye ait dava konusu taşınmazın önceden Hazineye dönemlik ödemeler yapmak suretiyle davacı ve davalıların murisi ... tarafından kullanıldığı, muris ...'in burayı kullanmayı bırakarak bu durumu Hazineye bildirdiği, taşınmazın 30.000,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı tarafından Hazineye bildirilip ödemeler yapılmak suretiyle uzun yıllardır işlendiğinin beyan edildiği, mahallinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazda bir kısmın davacı ... tarafından, bir kısmın ... tarafından kullanıldığının tanık beyanları ile ortaya konulduğu, davalı ...'in taşınmazda bir kısım alanı devlete ödemesini yapmak suretiyle kullandığını ve buna ilişkin belgelerin dosya içerisinde yer aldığını beyan ettiği, dosyada davalı ...'e ilişkin evraklar incelendiğinde dava konusu taşınmazda bir kısım alan için davacı ile aynı yöntemle Mal Müdürlüğüne başvurduğunun ve gerekli bildirimleri ve ödemeleri yaptığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazda davacının babasının taşınmazı terk etmesinden sonra bildirim ile taşınmazda yer kullandığı tanık beyanları ve dosya içersine alınan Hazineye yapılan başvurular ve ödeme evrakları ve diğer belgelerle anlaşıldığı, taşınmazın bir kısmının davalı ... tarafından kullanıldığı, davalı ...'in kendi kullandığını iddia ettiği alan için dosyada davalı ...'in taşınmazda 4.680,00 metrekare yer kullandığını belirleyen 21.12.2011 tarihli Mal Müdürlüğü raporu bulunduğu dikkate alındığında ...'in bu alanı kullandığını ispatlayamadığı, davacı ...'in taşınmazda davalılar ... ve ... tarafından kullanılan kısımların çıkarılmasıyla bilirkişilerce hesaplanan 23.754,09 metrekare yerin zilyedi olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 14... parselde kayıtlı taşınmazın fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 09.05.2022 havale tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 23.754,09 metrekare bölümünün zilyetliğinin davacı ...'de bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.03.2024 tarihli ve 2023/3594 Esas, 2024/1667 Karar sayılı ilamı ile "Hükmün davacı ... vekiline 04.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça 07.04.2023 havale ve harç tarihli dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurulduğu, gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarih ile temyiz tarihi arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 3/1. maddesi yollamasıyla 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432. maddesinde düzenlenen 15 günlük temyiz süresinin geçtiği gerekçesiyle davacı vekilinin yasal süresinden sonra sunduğu temyiz dilekçesinin reddine, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmeyerek temyiz itirazlarının reddine" karar verilerek hüküm onanmış; bilahare, onama ilamına karşı davacı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizce, 13.03.2024 tarihli kararında davacı vekilinin temyiz talebinin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de; 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle önce 08.02.2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Osmaniye ili de dahil olmak üzere bir kısım illerde olağanüstü hal ilan edildiği,11.02.2013 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile olağanüstü hal ilan edilen illerde yargı kapsamında bir kısım düzenlemelere gidildiği, kararnamenin 2 nolu maddesinde bir hakkın doğumu, kullanımı ve sona ermesine ilişkin tüm sürelerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu dahil olmak üzere 06.02.2023 (bu tarih dahil) tarihinden itibaren 06.04.2023 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren devam etmeye başlayacağı, 5. maddesinde, olağanüstü hal ilan edilen illerin barosuna 06.02.2023 tarihi itibariyle kayıtlı olan avukatlar tarafından takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından ülke genelinde uygulanacağı hükme bağlanmıştır.Anılan madde kapsamında yer aldığı anlaşılan davacı vekilinin durma süresinin sonunda 07.04.2023 tarihinde temyiz dilekçesi verdiği, bu nedenle temyizin süresinde yapıldığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairenin 13.03.2024 tarihli ve 2023/3594 Esas, 2024/1667 Karar sayılı ilamının sonuç kısmının davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine dair hükmünün ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin 13.03.2024 tarihli, 2023/3594 Esas, 2024/1667 Karar sayılı ilamının davacı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 21.01.2025 tarihli ve 2024/5276 Esas, 2025/376 Karar sayılı ilamıyla ''hükme esas alınan 20.04.2022 tarihli keşifte dinlenen üç yerel bilirkişi, iki davacı ... tanığı, bir davalı ... tanığı benzer beyanlarda bulunarak taşınmazın güneyine yakın kısmında batı-doğu istikametinde geçen derenin kuzeyinin davacı ... tarafından, derenin güneyinde kalan kısmının davalı ... tarafından kullanıldığının beyan edildiği, dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarınca taşınmazın güney kısmına doğru doğu- batı istikametinde geçen derenin kuzeyinde kalan kısmında davacı ... dışında ayrıca davalı davalı ... tarafından tespitten önce başlayan ve tespit sırasında devam eden bir kullanımın bulunduğu yönünde bir beyanının yada yer göstermesinin bulunmadığı, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporunda davalı ... tarafından bizzat gösterilen ve kendi kullanımında olduğu beyanıyla gösterdiği bölümün ölçümü yapılarak C:4307,71 metrekare yüzölçümüyle harita üzerinde gösterildiği, davalı ... tarafından Mal Müdürlüğüne verilen 21.12.2011 tarihli dilekçe ile 38 parselde kendisinin kullanımda olan bir kısım yer olup olmadığına dair belge verilmesini istediği, Mal Müdürlüğünce verilen 21.12.2011 tarihli cevabi yazı ve ekleri içinde, üzerinde Ek-5 ve 10.02.2011 tarihi bulunan taşınmaz tespit tutanağında 30.000,00 metrekaresinin 2002 tarihinden itibaren ... tarafından, 4.680,00 metrekaresinin 2009 tarihinden itibaren ... tarafından kullanıldığı yazılmış ise de yapılan keşif ve toplanan delillere göre davalılardan ... tarafından kullanıldığı tartışmasız olan ve Mahkemenin de kabulünde bulunan derenin güneyinde kalıp fen bilirkişi raporunda B:5.485,31 metrekare yüzölçümlü bölüm yönüyle 10.02.2011 tarihli taşınmaz tespit tutanağında bir ibare bulunmadığı, davacı ... yada davalı ... tarafından bu tutanağın hazurun olarak da olsa herhangi bir imzasının bulunmadığı, tutanak da davacı ... tarafından kullanılan bölümün 30.000,00 metrekare olarak gösterilmesine rağmen, Mahkemece davacı ...'un fen bilirkişi raporunda A:23.754,09 metrekare yüzölçümündeki bölümü kullandığı kabul edilerek davacı ...'un (A) ile gösterilen bölümü kullandığının tespitine karar verilmiş ise de, davalı ...'in kendi kullanımında olduğunun başta keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanıyla başkaca delillerle ispatlanmadığı sürece 10.02.2011 tarihli taşınmaz tespit tutanağının tek başına davalı ... lehine delil olarak kabulü mümkün bulunmadığı, eylemli olarak tespit tarihinden önce başlayan ve tespit tarihinde devam eden kullanımların davacı ... ve davalı ...'ye ait olduğunun yapılan keşif ve alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıya da ispatlandığı, davalı ... tarafından keşif zaptına alınan beyanında dinlenilmeyen tanıklarının dinlenmesinden vazgeçildiği de gözönünde bulundurulduğunda davacı ...'in fen bilirkişi raporunda A:23.754,09 metrekare ve C:4.307,71 metrekare yüzölcümündeki bölümlerinin kullandığının kabulü gerekirken Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşerek yalnızca (A) bölüm üzerinde kullanımın olduğunun tespitine karar verilmesi isabetsiz olduğuna'' değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazda davacının babasının taşınmazı terk etmesinden sonra bildirim ile taşınmazda yer kullandığı tanık beyanları ve dosya içersine alınan Hazineye yapılan başvurular ve ödeme evrakları ve diğer belgeler ile anlaşıldığı, 20.04.2022 tarihli keşifte dinlenen üç yerel bilirkişi, iki davacı ... tanığı ve bir davalı ... tanığı benzer beyanlarda bulunarak taşınmazın güneyine yakın kısmında batı- doğu istikametinde geçen derenin kuzeyinin davacı ... tarafından, derenin güneyinde kalan kısmının ise davalı ... tarafından kullanıldığının beyan edildiği, dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarınca taşınmazın güney kısmına doğru doğu- batı istikametinde geçen derenin kuzeyinde kalan kısmında davacı ... dışında ayrıca davalı ... tarafından tespitten önce başlayan ve tespit sırasında devam eden bir kullanımın bulunduğu yönünde bir beyanının yada yer göstermesinin bulunmadığı, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda davalı ... tarafından bizzat gösterilen ve kendi kullanımında olduğu beyanıyla gösterdiği bölümün ölçümü yapılarak C:4307,71 metrekare yüzölçümüyle harita üzerinde gösterildiği, davalı ... tarafından Mal Müdürlüğüne verilen 21.12.2011 tarihli dilekçe ile 38 parselde kendisinin kullanımda olan bir kısım yer olup olmadığına dair belge verilmesini istediği, Mal Müdürlüğünce verilen 21.12.2011 tarihli cevabi yazı ve ekleri içinde, üzerinde Ek-5 ve 10.02.2011 tarihi bulunan taşınmaz tespit tutanağında 30.000,00 metrekaresinin 2002 tarihinden itibaren ... tarafından, 4.680,00 metrekaresinin 2009 tarihinden itibaren ... tarafından kullanıldığı yazılmış ise de yapılan keşif ve toplanan delillere göre davalılardan ... tarafından kullanıldığı tartışmasız olan ve Mahkemenin de kabulünde bulunan derenin güneyinde kalıp fen bilirkişi raporunda B:5.485,31 metrekare yüzölçümlü bölüm yönüyle 10.02.2011 tarihli taşınmaz tespit tutanağında bir ibare bulunmadığı, davacı ... yada davalı ... tarafından bu tutanağın hazurun olarak da olsa herhangi bir imzasının bulunmadığı, tutanak da davacı ... tarafından kullanılan bölümün 30.000,00 metrekare olarak gösterildiği, davalı ...'in kendi kullanımında olduğunun başta keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanıyla başkaca delillerle ispatlanmadığı sürece 10.02.2011 tarihli taşınmaz tespit tutanağının tek başına davalı ... lehine delil olarak kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 14... parselde kayıtlı taşınmazın zilyetliğinin davacı ve davalılar murisi ... tarafından terk edildikten sonra, 09.05.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 23.754,09 metrekare alan ve C harfi ile gösterilen 4.307,21 metrekare alanın zilyetliğinin davacı ...'de bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduklarını, kararın harç ve masraflar ile vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu parselin 4.680,00 metrekaresini yıllardır kullandığını, kimsenin itiraz etmediğini, dava konusu taşınmazı babası ... ile birlikte ölene kadar kullandığını, babasının ölümünden sonra dava konusu 4.680,00 metrekare alana ceviz ve diğer meyve ağaçları dikerek, etrafına tel çekerek kullanım alanını belli ettiğini, 20 10... yılları arasında dikilen ceviz ağaçlarının ve etrafındaki tellerin hava fotoğraflarında belli olduğunu, dava konusu taşınmazla ilgili ecrimisil ödemelerini yaptığını, ecrimisil ödemelerinin dikkate alınmadan ve tanıklarının dinlenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ...'in temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili ve davalı ...'in temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...'den alınmasına,732,00 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.