Mirasçıların ortak muristen intikal eden taşınmazların tapu tescili davasında, mirasçılar arası taksimin ve vasiyetnamenin geçerliliği ile zilyetlikle edinim hususundaki eksik araştırma ve çelişki nedeniyle bozma kararı.
Özet: Kadastro mahkemesindeki arazi anlaşmazlığı davasında, davacılar murislerinden intikal eden taşınmazların kendi adlarına tescilini talep ederken, davalılar taşınmazların miras taksimiyle veya vasiyetnameyle kendilerine geçtiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesinin taksimin ispatlanmadığı ancak zilyetlikle kazanıldığı yönündeki çelişkili ve vasiyetnameyi incelemeyen kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine, mahkeme vasiyetnamenin geçerliliğini, murisin ölümünden önce vasiyet alacaklısının ölüp ölmediğini ve mirasçılar arasındaki taksimin somut koşullarını detaylı bir keşif ve bilirkişi incelemesiyle araştırması için geri gönderilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/4151 E.  ,  2026/4519 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/48 E., 2024/7 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Kütahya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 06... , 1 19... , 1 23... , 1 27... ve 2 parsel sayılı sırasıyla 3.639.82 m², 9.381.12 m², 7.666.18 m², 6.244,58 m² ve 6.490,21 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu oldukları belirtilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacılar vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; sınırları belirtilen taşınmazların müvekkillerinin muris ...'tan intikal ettiği iddiasına dayanarak, mirasçılar adına miras payları oranında tescilini talep etmiştir.
3. Davacı ... ve arkadaşları tarafından, davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların mirasçılar arasında yapılan taksim soncunda ...'a isabet ettiğini
tarafların ortak murisi ...'ın ... noterliğince tanzim edilmiş 25.08.1953 tarihli ve ... sayılı vasiyetname ile dört parça tarlasını davalı tarafın murisi bulunan ve vasiyet edenin oğlu olan ...'ın olmasını vasiyet ettiğini ve taşınmazların 50-60 yıldır davalıların zilyetliğinde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2005/2 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, dava konusu taşınmazların ... mirasçısı olan davalılar adına hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/7457 Esas, 2019/4027 Karar sayılı ilamıyla "Tarafların iddia ve savunmasına göre, dava konusu taşınmazların müşterek muris ...’den intikal ettiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, davalı tarafın savunduğu gibi taşınmazların taksimen davalılar murisi ...’e kalıp kalmadığı ve söz konusu vasiyetnamenin geçerliliği ile bu vasiyetnamenin dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı hususlarındadır. Taksime dayanan taraf, bu iddiasını ispat etme yükümlülüğü altındadır. Geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi için taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılmaları, katılmayan mirasçıların taksime muvaffakat vermeleri, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin somut olarak ortaya konması gerekir. Aynı müşterek murisin mirasçıları arasında, murisin ölümünden sonra yöntemine uygun taksim yapıldığının ispat edilememesi halinde, bir kısım mirasçıların taşınmazlarda tek başlarına zilyet olması, taşınmazları kazanmaları için yeterli bir sebep değildir. Mirasçılardan birisinin ya da birkaçının taşınmazlar üzerinde yürüttüğü zilyetlik, tereke adına olup mirasçılar arasında zilyetlikle taşınmaz edinme kuralları uygulanamaz. Bu yerleşik kurallar karşısında Mahkemenin, taksimin sabit olmadığı ancak davalıların taşınmazları zilyetlikle kazandığı yönündeki kabulü kendi içinde çelişkili ve hatalıdır. Öte yandan, davalıların savunduğu şekilde, taşınmazların taksime konu edilip edilmediği üzerinde durulmadığı gibi davalılarca dayanılan vasiyetnameye hukuki kıymet verilip verilmeyeceği hususu üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davalıların dayandığı 25.08.1953 tarihli ve 1415 yevmiye numaralı vasiyetname içeriğinde aksine bir hüküm bulunmadığına göre vasiyet eden muris ...'nin vasiyet alacaklısı ...'ten önce ölmüş olması nedeniyle vasiyet edilen malın terekeye döneceği göz önüne alınarak; dava konusu taşınmazlar dışında muris ... ve mirasçıları adına kadastro çalışması sırasında tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğünden sorularak; varsa kadastro tutanak örnekleri kesinleşme tarihini de gösterecek şekilde getirtilmeli, daha sonra mahallinde fen bilirkişisi, mahalli bilirkişiler, tüm tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan muris ...’nin ölüm gününden sonra terekesinin mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman, nerede, kimlerin katılımı ile yapıldığı, tüm mirasçılarının katılıp katılmadığı, katılmayan mirasçı varsa temsil edilip edilmediği ya da sonradan icazet verip vermediği, taksim varsa dava konusu taşınmazların kime isabet ettiği, dava konusu taşınmazların kim ya da kimler tarafından ne kadar süredir, hangi nedene dayalı olarak ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanların çelişmesi halinde yüzleştirme yapılarak, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması durumunda tüm tespit bilirkişileri dinlenilerek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlar dışında muris ... ve mirasçıları adına kadastro çalışması sırasında tespit ve tescil edilen taşınmazlar var ise bunlara ait kadastro tutanak içerikleri ile taksime dayanan tarafın ispat külfeti altında olduğu hususu gözetilmek suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu taşınmazların muris ...’den intikal ettiğinin sabit oluşu, davalılar tarafından dosya kapsamına sunulan vasiyetname içeriğinde göre vasiyet eden muris ...'nin vasiyet alacaklısı ...'ten önce ölmüş olması nedeniyle vasiyet edilen malların terekeye döneceği, Mahkememizce dosya kapsamına uyap sisteminden alınan kök muris ...'a ait miras paylaşım raporu ve nüfus kayıtlarını göre kök muris ...'ın oğlu ...'tan başka bir çocuğunun bulunmaması, bu nedenle bir kısım davalıların miras taksimi neticesinde davaya konu taşınmazların kök murisleri olan ...'a verildiği yönündeki iddialarının gerçek olup olmaması durumunun, dava dosyasının mevcut hali ile neticeye etki etmeyeceği değerlendirilmekle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde belirtilen şartların kök muris ... ve mirasçıları lehine oluştuğu" gerekçesiyle dava konusu taşınmazların miras payları oranında davalılar adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların yakın murisi ...'nin muris ...'ın kızı olduğunu, muris ...'ın tek çocuğunun davalıların yakın murisi ... olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı mirasçıların yahut ölmüş murislerinin senelerce davaya konu taşınmazlar üzerinde zilyet olmalarının onları taşınmazlar üzerinde hak sahibi yapmayacağını, davalıların taksim iddiasının doğru olmadığını ve ispatlanmadığını, esasa ilişkin yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muris ...’den intikal eden dava konusu taşınmazların taksimen davalılar murisi ...’e kalıp kalmadığı ve söz konusu vasiyetnamenin geçerliliği ile bu vasiyetnamenin dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, kök muris ...'ın oğlu ...'tan başka bir çocuğunun bulunmadığı, davacı ...'nin annesi ... ile kök muris ... arasında nüfus bağı kurulamadığı, verilen kesin sürede davacılar tarafından nüfus kaydının düzeltilmesi davası da açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dosya kapsamında bulunan Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.02.1967 tarihli ve 1966/762 Esas, 1967/35 Karar sayılı veraset ilamından davacı ...'nin annesi ...'nin kök muris ...'ın kendinden önce vefat eden kızı olduğunun anlaşıldığı, veraset ilamının iptalinin de söz konusu olmadığı, ...'nin nüfusa kayıtlı olmamasının kök muris ...'ın mirasçısı olmadığı anlamına gelmeyeceği aşikardır.
Hal böyle olunca; davacı ...'nin annesi ...'nin kök muris ...'ın kendisinden evvel vefat eden kızı olduğu anlaşılmakla, bozma gerekleri yerine getirilerek oluşan sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.