Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde, tescilli markalarla karıştırılma ihtimali ve görsel-işitsel-anlamsal benzerlik iddiasıyla marka YIDK kararının iptali ve hükümsüzlüğü talepli dava.
Özet: Uydu ve uzay teknolojileri alanında tescilli markalarıyla faaliyet gösteren davacı şirket, davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu markanın kendi markalarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik gösterdiğini, tüketicilerde karıştırılma ihtimali doğurduğunu iddia ederek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından itirazlarının reddine ilişkin verilen kararın iptalini ve davalı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalılar ise söz konusu markalar arasında herhangi bir benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan belirgin farklılıklar olduğunu savunmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/40 Esas - 2025/410
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/40Karar No : 2025/410....Dava : Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDava Tarihi : 01.10.2020Karar Tarihi : 09.10.2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 10.10.2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; 2004’ten beri yurtiçinde kurulan ve kurulacak uydu üretim tesislerinde, uyduların ve alt sistemlerinin üretilmesi, entegrasyonu, test edilmesi, uydu ve uzay teknolojilerinde ülke ihtiyaçlarını karşılamak üzere uzman işgücünün yurtiçinde ve yurtdışında yetiştirilmesi ve istihdamı, yeni pazarlara girilmesi, uydu pazarındaki etkinliğin artırılması ve uydu alanında Dünya’daki gelişmelerden uzak kalınmaması amacıyla yeni şirket kurulması veya kurulu bulunan şirketlere ortak olunması veya satın alınması hususlarında ...’ın yetkilendirildiğini, uydu ve uzay teknolojileri alanında yürütülen çalışmalarda dışa bağımlılığı azaltmayı, sahip olduğu imkânları ve kabiliyetleri artırmayı, ülke kaynaklarının verimli bir şekilde koordine edilmesine katkıda bulunarak, Türkiye’nin yüksek teknoloji bakımından kendine yeterliğini artırmayı, özellikle uydu ve uzay çalışmalarında bilginin üretime ve katma değere dönüştürülebilmesini sağlamayı amaçladıklarını, müvekkili şirketin alanlarının uydu, kablo ve bilişim sektörleri olmak üzere 3 ana başlıktan oluştuğunu ve şirket bünyesinde 1000’i aşkın kişinin çalıştığını, davacı müvekkili şirketin, bütün bu faaliyetlerini, adına usulünce tescilli bulunan markaları – tanıtma vasıtaları ile sürdürmekte olup, işbu dava ile doğrudan ilgili olarak; diğer davalı ..... sayılı marka için 11.10.2019 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınına karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, müvekkili şirket tarafından, diğer Davalı .... Kurumu nezdinde işbu red kararı üzerine, davalı Kurumun “Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu” nezdinde yeniden itiraz edilmiş ise de bu itirazın reddine karar verildiğini, kendi markaları ile dava konusu “....Kod Numaralı” marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğunu, . ve/veya .... ibaresinin kısaltması olduğunu ve benzerlik değerlendirmesinde değerlendirme dışı bırakılması gerektiğini, markaların aynı sınıflarda yer aldığını, ...." ibareli marka tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı .... vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının benzer olmadığını, davalının markasında ".... ibareli başvuru markası ile davacıya ait ....”ibarelerini içeren markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan birbirlerinden oldukça farklı markalar olduğunu, başvuru markası bir bütün olarak itiraz markalarıyla hiçbir yönden ortak unsur içermediğini; söz konusu markaları karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ve tamamen farklı olduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkili şirketin “.... kelimelerini içermekte olduğunu, müvekkiline ait marka ise ....” ibaresini içerdiğini, taraf markalarının görsel olarak benzer olmadığını, müvekkiline ait marka “T” harfi ile baslarken, davacıya ait markaların tamamı” harfi ile başladığını, tüketiciler nezdinde özellikle markaların ilk harfleri dikkat çekmekte, ilk harflerde yaratılan farklılık, tüketicilerin markaları birbirinden ayırabilmesi için yeterli görülmekte olduğunu ve somut olayda da, müvekkile ait markanın hem ilk harfi, hem son harfinin farklı olduğunu, davacıya ait markalardan .... ve .... sayılı markaların, müvekkilinin başvurusuna konu edilen 9. Sınıf emtialarda tescilli dahi olmadığını, işitsel olarak karşılaştırıldığında ise, davacıya ait markalar “....” şeklinde telaffuz edilir iken, müvekkiline ait markanın ....” seklinde telaffuz edileceğini, taraf markaları görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel değerlendirmede birbirinden oldukça uzak ibareler olup, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuru konusu markanın tescili veya bu ürünlerle ilgili olarak kullanımı halinde 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak da, itirazda, davacının tanınmışlığını ileri sürdüğü markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akısı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı, davalının kazanılmış hak iddiasının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Dava konusu, davalının 11.10.2019 tarihinde “tvision” markasının 9.Sınıflarda tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, ilana karşı davacı tarafından .... ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, ....sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Neticede dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu .... sayılı markanın kapsamında yer alan mallar ile davacıya ait redde gerekçe markaların kapsamlarındaki emtialar aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik dolayısıyla karıştırılma ihtimali bulunmaması ve davacının redde gerekçe markalarının tanınmış olduğuna dair dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, biçimindeki gerekçeler ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine .... sayılı Kanun'un 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri bütünsel inceleme prensibi dikkate alınarak yapılır. Bir başka deyişle her iki markanın bütünen akılda bıraktığı izlenim esas alınmalıdır. Bu nispi ret nedeni aynı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında, aynı zamanda markanın hükümsüzlük sebebi olarak gösterilmiştir. Davacının itiraza mesnet markaları .... başvuru numaralı .... ibaresi olduğu, Türkçe okunuşunun ise "vizyon" şeklinde olduğu, taraf markaları arasında görsel, sesçil ve işitsel olarak herhangi bir ayırt edici unsurun bulunmadığı, bu nedenle markalar sessel, görsel ve işitsel olarak ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebep olabilecek düzeyde benzer olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca markaların karışıklığa sebep olabilecek şekilde benzer olduğu kabul edilip davalının önceki tarihli...." ibareli markasının başvuru konusu marka yönünden müktesep hak oluşturup oluşturmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle bozmayı gerektirmiştir." biçimindeki gerekçeler ile mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce bozma ilamına uyularak ilam doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Dava konusu markada yer alan 9. Sınıf mallarla davacı markalardan .... markası emtiaları birebir aynı olduğu, bunun dışında .... sayılı markalarında 9. Sınıfta yer alan malların satışına ait 35. Sınıf satış hizmeti olduğu, doktrinde ve uygulamada kabul gördüğü üzere malın ve o malın satışı hizmeti arasında ayrılmaz bir bağ vardır. Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “.... kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”… aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir denilmektedir. Bu nedenle dava konusu markada yer alan tüm emtialar bakımından benzerlik şartının sağlandığı, KAZANILMIŞ HAK İDDİALARI; Davalının dilekçesinde .... ibaresi üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu iddia ettiği görülmüş kazanılmış hak incelemesi aşağıda yapılmıştır Bilindiği üzere; eski tescilin kazanılmış hak teşkil edebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir. ....' kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Öncelikle kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, yani kullanım ve tescilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması gerekir. Kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markaya dayalı olarak yapılan başvurunun, ilk markanın asli unsuru muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması gerekir (önceki markanın asli unsuru değişmiş ise, bu artık yeni bir marka başvurusu olacaktır). Son olarak da; sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, emtia listesinin genişletilmesi yoluna gidilmemesi gerekir. İlk kritere göre; markanın çekişme konusu olmaktan çıkmış olması gereklidir. Markanın “çekişme konusu olmaktan çıkması” ibaresinden anlaşılması gereken konu, marka hükümsüzlüğü ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı hususudur. ..... Sayılı kararında, “söz konusu haktan yararlanılabilmesi için önceki markanın hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması ve markanın söz konusu mal ve hizmetlerde kullanılıyor olması, ayrıca, yeni marka başvurusu ile başkaları adına tescilli markalara da yanaşılmaması gerekmektedir.” denilerek hükümsüzlük tehdidinin bulunmaması gerektiğini vurgulamıştır. Nitekim yine birçok kararında marka sahibinin önceki tarihli markasının tescil tarihinden itibaren beş yıl geçmediği için müktesep hak teşkil edemeyeceğine hükmetmiştir. Bu noktada müktesep hakka dayanak markanın tescil tarihi itibariyle 5 yılı geçtiği tespit edilmiştir. İkinci olarak, yeni markanın ilk markanın asli unsurunu muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması gerekmektedir ki somut olayda her iki markanın birebir aynı olduğu ortadadır. Son olarak, mal/hizmet sınıflarının aynen korunması, genişletilmemesi gerekmektedir. Davalının yeni markası ile müktesep hakka dayanak marka aynı mallardan oluşmakta yani sınıf genişletmesi yapılmamıştır. Sadece yeni sınıflandırma tebliğine gore alt sınıflar detaylandırılmıştır. Son olarak; Yüksek Mahkemenin güncel içtihatlarında müktesep hakkın varlığı için, önceki dayanak markanın fiili kullanımının varlığının da aranılması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamakta olduğu bilinmektedir. Davalının sunmuş olduğu deliller incelenmiş, ancak ne davalı kurum nezdindeki karşı görüşlerinde ne de dava aşamasında kullanımını gösterir hiçbir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Netice itibariyle, Taraf emtiaları arasında ayniyet/benzerlik bulunduğu, davalının müktesep hakka dayanak markasının müktesep hak koşullarına uymadığı çünkü kullanımı ispatlayacak herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle müktesep haktan yararlanamayacağı kanaatlerine ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruluştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne,.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ...e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 54,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 561,00.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 15.008,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.10.2025 Kâtip Hâkim..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 338,00.-TL Bilirkişi Ücreti :14.250,00.-TL P.P : 420,00.-TL TOPLAM :15.008,00.-TL