Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, marka tescil itirazının reddi kararının iptali ve iltibas ile kötü niyet iddialarıyla açılan marka hükümsüzlüğü davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı medya hizmet sağlayıcısı şirketin "..." ibareli tescilli markalarına dayanarak, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından haksız yere reddedilmesi üzerine açılan bir davadır; davacı, davalı markasının mevcut markalarıyla iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, kötü niyetle tescil edilmeye çalışıldığını ve ayırt edicilikten yoksun olduğunu ileri sürerek Türk Patent kararının iptalini ve davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ederken, davalı ise kendi markasının ayırt edici niteliğini, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ve davacının kullanım ispatı sunmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/208 Esas - 2026/281

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/208
KARAR NO : 2026/281
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 15/05/2025
KARAR TARİHİ : 15/06/2026 Yazıldığı tarih : 29/06/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Kasım 2000 tarihinde yayın hayatına başlayan ve müvekkili şirketin medya hizmet sağlayıcısı olduğu “ ...”in bir müzik radyosu olduğunu, müvekkili şirketin ... nezdinde tescilli .... sayılı “...” ibaresini içerir markaları bulunduğunu, davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazların davalı .... tarafından reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin itirazlarında SMK 5/1-ç, 6/1 ve 6/9 maddelerine dayanmasına rağmen tek dayanak SMK 6/1 maddesi kabul edilerek değerlendirme yapıldığını, diğer dayanak maddeler yönünden inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu, dava konusu markanın önüne eklenen “....” ibaresinin bir işlemin internet üzerinden yapılabildiği anlamına geldiğini, davalı şirketin markasına eklediği ibare ile müvekkili markasına yanaşmaya çalıştığını, davalı şirketin müvekkilinin ana faaliyet alanı olan 38. Sınıfta başvurusu/kullanımı bulunmamasına rağmen dava konusu marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile ibare ve sınıf bakımından iltibas yaratmaya elverişli olduğunu, markaların fonetik olarak aynı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde aynı izlenimi bıraktıklarını ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konusu markaya eklenen “...-” ibaresinin ayırt ediciliği bulunmadığını, “....” harfinin müvekkili markalarında görsel olarak daha büyük kullanıldığını ve genel izlenimde ayrı bir konuma sahip olduğunu, müvekkilinin markasını tescil ettirdiği günden bugüne kadar kesintisiz ve aktif olarak kullandığını beyanla; ...’nın ... sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkili şirketin dijital eğitim materyalleri geliştiren ve bu alanda uzun süredir faaliyet gösteren bir yayınevi olduğunu, “...” ibaresinin müvekkilinin dijital eğitim alanındaki faaliyetlerini tanımladığını, ticari faaliyetleriyle bütünleşik ve ayırt edici nitelikte bir ibare olduğunu, davacının markalar arasında karıştırılma, kötü niyet ve benzerlik iddialarının mesnetsiz olduğunu, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının mesnet markaları bakımından kullanım ispatına dair hiçbir belge sunulmadığını, müvekkili markasının davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markalarından açıkça ayrıldığını, davacının kötü niyet iddiasının soyut olduğunu, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/9 maddesine göre kötüniyet , SMK 5/1-ç maddesine göre aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik iddia ve itirazlarının reddi, SMK 19/2 maddesine göre kullanım ispatının yerine getirilmediği tespiti konusunda verilen ...'nın ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; yukarıda belirtilen davacı tarafın aynı iddia ve itirazlarına bağlı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, cevap dilekçesinde kullanmama defi de ileri sürüldüğünden, davacı tarafın kullanım ispatına konu mesnet markaları açısından kullanım ispatını yerine getirip getirmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 18.03.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15.05.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
...'nun ....sayılı kararında; ".... başvuru numaralı ve “...” ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı ve "...." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali, kötü niyet ve 5/1-(ç) gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın ilgili maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede, başvuru sahibinin ilana itiraz aşamasında sunduğu karşı görüşte, 6769 s. SMK. madde 19/2 uyarınca itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markaların tüm mal/hizmetlerde kullanımının ispatını talep ettiği tespit edilmiştir.
İtiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markalar, tescil tarihinden başvurunun yapıldığı tarihe kadar 5 yıllık süre dolmuş olduğundan, kullanımın ispatı uygulamasına konu olabilecek markalar durumundadır. ... tarafından tesis edilen kararda, itiraza gerekçe olarak gösterilen....sayılı markalara ilişkin olarak, "Marka, kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı tespit edildiğinden, Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır." açıklamalarına yer verilmek suretiyle .... sayılı markalara dayanılarak yapılan itirazın reddedildiği tespit edilmiştir. Kurul'da, itiraz sahibi tarafından kullanım ispatı talebine ilişkin olarak herhangi bir delil ya da belge sunulmadığı tespit edildiğinden, .... verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamış ve belirtilen gerekçe markalara dayanılarak yapılan karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, somut olay açısından kötü niyet ve 5/1-(ç) maddeleri bakımından başvurunun reddine yönelik koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, bu iddialar da haklı bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR :İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 5/1-ç "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez. hükmü yer almaktadır.
Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....).
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...
11.05.2026 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Dava konusu markanın, davacı markaları ile 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç anlamında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerliğinin bulunmadığı, Davacı tarafa ait markaların kullanımının ispatlanamadığı, kullanımı ispatlanamayan markaların 6769 sayılı SMK madde 6/1 bakımından değerlendirmeye alınamayacağı, dolayısıyla somut olayda 6/1 koşullarının bulunmadığı, İşbu raporda varılan sonucun ... kararı ile aynı doğrultuda olduğu, davacının hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
MUTLAK RED SEBEBİ AÇISINDAN ;
Davalının başvuru markasının "... " şeklinde, davacı markasının ise "....(....).... " görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceği, başvurunun SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı;
NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN;
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ".... ve diğerleri " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " .... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Bu açıdan SMK 19/2 maddesindeki kullanım ispatına da gerek olmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan ve hükümsüzlük koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.15/06/2026
Katip ....
e- imza
Hakim ....
e-imza