Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin arızalı baskı makinesinin iadesi ve kredi, kurulum masrafları ile parça bedeli alacağına ilişkin istinaf davası kararı.
Özet: Davacı, davalıdan satın aldığı baskı makinesinin vaat edildiği gibi çalışmaması üzerine iade ettiği ve makine bedeli iade edilmiş olmasına rağmen, makinenin ayrılmaz parçası olan silindirlerin geri alınmaması ve davalının yanıltıcı davranışları sonucu makine alımı için kullandığı kredi sözleşmesini erken feshetmek zorunda kalarak uğradığı faiz, komisyon ve masraf gibi finansal zararların tazmini amacıyla dava açmış; davalı ise makine satışını kabul etmekle birlikte davacının alacak iddialarını kısmen reddetmiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:26/12/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:10/06/2022DAVANIN KONUSU:AlacakGEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 26/12/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.12.2019 tarihinde 1 adet, 6 renkli 120 cm ... baskı makinesi ve ekipmanlarını 1.088,000,00 TL bedelini ödemek suretiyle davalı ... Mak.san.ve Dış Tic. Ltd. Şti.'den satın aldığını, ancak işbu makine, sözleşme aşamasında vaadedildiği şekliyle gereği gibi çalışmayarak, tedarik amacını sağlamadığından, makinenin davalıya iadesi ve makine bedelinin taraflarına ödenmesi adına, taraflarınca Denizli Barosu Başkanlığı aracılığıyla 30.01.2020 tarihli ... sayılı ihtarnam gönderildiğini, davalı tarafça ilgili makinenin, taahhüt edilen ürünü üretemediğini tespit edilerek makine iade alınmış olup, buna ilişkin iade faturası da taraflarınca düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, makine bedeli olan 1.088.000,00-TL'nin ödemesi davalı tarafça yapıldığını, ancak, makine içeriğine dahil olan "6 adet 58'lik silindir + dişli" adlı parça davalı tarafça iade alınmadığını, "6 adet 58'lik silindir+dişli" adlı parçaya ilişkin davalı tarafça 03.02.2020 tarihli ... no.lu ve 18.903,60-TL bedelli ayrı bir fatura düzenlendiğini, bu parça, taraflar arasındaki alışverişin konusu olan makinenin bir parçası olarak satılmış olup bedeli de satış bedelinin içinde olduğunu, bu hususun davalı tarafça düzenlenmiş olan 09.12.2019 tarihli proforma faturanın açıklama kısmından da anlaşıldığını, bu hususlar davalı tarafa 06.02.2020 tarihli ihtarname ile bildirilmiş fakat davalı taraftan olumlu cevap alınamadığını, taraflarınca makinenin tedarik amacı olarak üreteceği ürün gösterilmiş olup, anılı makinenin bu ürünü üretebileceği konusunda davalı tarafça bilgi verilmesi üzerine, taraflar arasında işbu alım-satım sözleşmesi ve işlemi gerçekleştiğini, her ne kadar 09.12.2019 tarihli proforma faturada "makinenin nakliyesi ve sigortası alıcı firmaya aittir" şeklinde belirtilmişse de müvekkilinin, makinenin tedarik amacıyla ilgili gereği gibi çalışacağı ve ilgili ürünü üreteceği konusunda yanılgıya düşürülmek suretiyle bu alım - satım işlemi gerçekleştiğinden, makinenin müvekkilin fabrikasına getirilmesi ve kurulum süreci ile iadesine ilişkin masrafların davalı tarafça ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, makinenin davalı tarafça vaadedilen vasıfları haiz olmaması ve dolayısıyla iade edilmesi sebebiyle, ... Bankası A.Ş. ile imzalamış olduğu kredi sözleşmesini vadesinden önce sona erdirmiş, davalının yanıltıcı davranışları neticesinde 15.850,00 TL peşin komisyon, 360,00 TL masraf, 18,00 TL BSMV ve 3.579,11 TL faiz ödemek zorunda kalmış, kullandığı kredi sebebiyle 19.807,11 TL maddi olarak zarar etmiştir. İş bu surette müvekkil şirketin uğradığı 19.807,11 TL maddi zararın kusurlu davalı tarafça tazmini gerektiğini, müvekkil şirketin, davalı tarafça yanıltılarak, ... Bankası A.Ş.'den, sözleşme konusu makineyi satın alabilmek için kredi kullanması bu kredi sözleşmesi sebebiyle faiz ödeme yükümlülüğü altına girmesi, ayrıca makinenin kurulumu ve sökülmesi için yapmış olduğu her türlü masraf ve giderin, davalı tarafça tazmini için iş bu davayı açma gerekliliği hâsıl olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı taraftan olan 33.909,18 TL alacaklarının davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, 33.909,18TL lik alacakları üzerine, Denizli Barosu aracılığıyla gönderilmiş olan 06.02.2020 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 11.02.2020 tarihinden itibaren adi kanuni faiz uygulanarak hüküm altına alınmasını, müvekkilin kullanmış olduğu kredi sebebiyle, bankaya ödemek zorunda kaldığı toplam 19.807,11 TL Peşin komisyon, Masraf, BSMV ve Kredi faiz tahsilatı olmak üzere alacağımızın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 09/12/2019 tarihli proforma fatura uyarınca ... çift bıçaklı seramik sistemli kamera kontrollü, tansiyon kontrollü, kenar kontrollü, vinç ... baskı makinesi ve 3 adet silindir satış anlaşması yapıldığını, müvekkilinin söz konusu makina ekipmanını üretip hazırlayıp 30.12.2019 tarihli fatura keşide ederek, makina ekipmanına konu tüm çalışmayı test etmek için alıcıdan numune ürün denemesi için hammadde talep ettiğini, davacı taraf ilgili hammadde olan seri ... sıra numaralı sevk irsaliyesi ile 90.3 kilogram miktarda 44 lük şirink polietilen naylon hammadde numunesini müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili ilgili hammaddeyi satışa konu makina ekipmanında kullanarak test etmiş ve ürünün mükemmel vaziyette çıktığını görmekle malı alıcıya sevk edip eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini, davacı tarafın malı teslim aldıktan sonra kurulumuna müvekkilinin yardım ettiğini ve çalıştırmasını gerçekleştirmekle ürün denemesi aşamasına geçildiğini, davacı taraf ısrarla gönderdiği hammaddenin dışında test baskısı istediğinden ve ısrarla malın iyi çıkmadığını ifade ederek kötüniyetli davranıp malın iadesini sağlamaya çalıştığını, müvekkili tarafına gönderilen hammaddenin kendi personeli gözetimi altında davacının işyerinde test edilmesini istemesine rağmen davacı bu teklife şiddetle karşı çıkmış ve bu testi yaptırtmadığını, müvekkilinin yıllardır ... makina sektöründe tanınmış bir üretici olmasından dolayı davacının test aşamasında bu yanlış ve ısrarcı tavırlarını anlayamadığından hatta makinayı kendi fabrikasına çekip davacının gözü önünde test yapmak istemesine rağmen davacının hiçbir şekilde basiretli bir iş adamı gibi davranmayıp bu hususu kabul etmediğini, davacının iade talebi karşısında müvekkilinin bu iade talebini kabul etmesi karşılığında müvekkil şirketin hiçbir kusuru olmadığından özetle davacının makina ekipmanındaki ayıbın ne olduğu hususunda dava dosyasında hiçbir ayrıntı ve açıklama ve delil olmadığından aynı zamanda davaya konu makina ekipmanları keşif ve bilirkişi incelemesine hazır olduğundan davacının makina ekipmanlarının iadesi sırasında doğduğunu iddia ettiği zarar ve ziyanlardan hukuken sorumluluğunun olmadığını, bu nedenlerle Davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucu; taraflar arasında 30/12/2019 tarihli fatura gereği makine alım satımı nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıdan satın aldığı makinenin ayıplı olduğu iddiası ile makinenin iade alınması ve davacının maddi zararlarının ödenmesi için davalıya 30/01/2020 tarihli ihtarname gönderdiği, ihtarın davalıya 11/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği; davalının makine iadesini kabul ederek makinenin bedelini 06/02/2020 tarihinde davacıya iade ettiği anlaşılmış olup bu hususlarda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık makinenin satın alınması nedeni ile davacı tarafından yapılan masrafların makinenin iadesi nedeniyle davalıdan tahsil edilip edilemeyeceği noktasında toplandığını, davacının iddiasının makinenin satın alım aşamasında vaat edilen baskı çeşidini basmadığı yönünde olup davalı tarafça makinenin iadesi ve bedelin geri ödenmesi kabul edildiğini, fakat davalı tarafın makinenin ayıplı olmadığı, davacının yaptığı yanlış yatırım nedeniyle kendisini mağdur etmemek adına iadeyi kabul ettiğini savunduğunu, davalı tarafın makineyi iade alması ve makine bedelini iade etmesi, makinenin ayıplı olduğunu ispata tek başına yeterli olmadığını, esasen davacının somut olayda makinenin satın alınması, kurulması için yapılan masrafları ve makine bedelinin finanse edilmesi için bankadan çekilen kredinin geri ödenmesi sırasında bankaya yapılan ödemelerin davalıdan tahsilini talep ettiğini, dinlenen tanıkların, davacı tarafın makineyi satın alırken basılmasını istediği numunenin makine tarafından basılıp basılmayacağının denenmediğini, yalnızca sözel olarak numunenin basılıp basılmayacağının sorulduğunu ve davalı tarafça basılabileceğinin beyan edilmesi üzerine makinenin davacı tarafça satın alındığını ifade ettiğini, davacının tacir olduğu ve davaya konu makinenin bedeli de nazara alındığında, davacının makinenin kendisinden beklediği kullanım amacına uygun olup olmadığı konusunda alım aşamasında basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu, bu nedenle satıcı konumunda bulunan davalıya kusur izafe edilemeyeceği kaldı ki davaya konu makinenin ayıplı olduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmakla davacının ispat edilemeyen davasının reddine karar vermek gerekmiş.." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, malın ayıplı olduğunu, makinenin sözleşme aşamasında vaat edildiği gibi çalışmadığını öğrendiği an, malın ayıplı olduğunu karşı tarafa ihtar çekerek bildirdiğini ve üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, TBK madde 229 hükmü gereğince malın ayıplı olmadığına dair ispat yükünün satıcıda olduğunu, satıcının malın ayıplı ve kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekirken, yerel mahkemenin ispat yükünü davacı alıcı müvekkiline yükleyerek ve malın ayıp olduğunu ispat edemediğinden bahisle davayı reddetmesinin hiçbir kabul edilibelir bir yönü bulunmadığını, müvekkilinin karşı tarafın aldatması sonucu esaslı yanılmaya düştüğünü, müvekkilinir üreteceği ürünün karşı tarafa gösterildiğini, karşı tarafın da bu ürünün makine tarafından üretilebileceğini söylemesi üzerine alındığını, anılı makinenin çalışması ve kullanılmasının teknik bilgi ve birikim gerektiren bir durum olup müvekkilinin makinenin çalışmasıyla ilgili teknik bilgi ve birikime yeteri kadar sahip olmadığı için davalı tarafın beyanına dayaranarak istediği ürünleri üreteceğini düşünürek bu makineyi aldığını, fakat anılı makine karşı tarafın vaat ettiği şekilde çalışmadığını, malın ayıplı olmadığına dair ispat yükünün satıcıda olmasına rağmen mahkemenin bu ispat yükünü müvekkile yüklediğini, davacının olduğu gibi davalının da tacir olduğunu, onun da basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Somut dosyada, davacı davalıdan 30/12/2019 tarihinde baskı makinesi satın aldığını, fakat söz konusu makine sözleşme aşamasında vaat edildiği gibi çalışmadığından makinenin davalıya iadesi ve makine bedelinin taraflarına iadesi için davalıya ihtar çektiklerini, davalı tarafça makinenin iade alındığını, taraflarınca iade faturası tanzim edildiğini, makine bedelinin iadesinin davalı tarafça yapıldığını, makinenin davacının fabrikasına getirilmesi ve kurulum süreci ile iadesine ilişkin masrafların davalı tarafça ödenmesini ve ayrıca davacının makineyi satın almak için ... Bankasından çektiği kredinin vadesinden önce ödenmesi nedeniyle uğradığı maddi zararın davalıdan tazminini talep etmiş, davalı ise, davacının satım aşamasında gönderdiği numune ile satımdan sonra üretimini istediği numunenin farklı olması nedeniyle makinenin üretim yapamadığını, makinede herhangi bir ayıp olmamasına rağmen hatta davacı tarafından çekilen ihtar dahi tebliğ olmadan davacıdan iade alındığını, makinede herhangi bir ayıp olmadığını, davacının yanlış yatırım sebebiyle makineyi iade etmesi sebebiyle doğan masraflara kendisinin katlanması gerektiğini, makinenin iadesi sonrası davalı tarafça teslim alınması sırasında makineye dahil olan 2 takım silindirden 1 takım silindirin davacının isteği üzerine davacıda kaldığını, teslim ile aynı gün bu silindire dair fatura tanzim edildiğini, silindirin satış bedelinin makine bedelinden mahsup edilerek bakiye bedelin davacıya iade edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.Uyuşmazlık, makinenin davacının fabrikasına getirilmesi ve kurulum süreci ile iadesine ilişkin masrafların davalı tarafça ödenmesini ve ayrıca davacının makineyi satın almak için ... Bankasından çektiği kredinin vadesinden önce ödenmesi nedeniyle uğradığı maddi zararın davalıdan tazminine ilişkindir.Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir.Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamazTicari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. Bu genel açıklamalar ışığında, dosyaya bakıldığında, davacının ayıp iddiası sonrasında davalının makineyi geri aldığı/kabul ettiği anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticarî faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Dosyada iki taraf da tacirdir ve tacirlerin basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.Basiret, tacirin ticarî işletmesiyle ilgili olarak, fiilî ve hukukî işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukukî ve fiilî işlemlerini yaparken, ticarî hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir (KİZİR, Mahmut, "Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi", Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 Yıl: 2011, s. 245-283; (KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203)Davacının ayıp iddiası sonrasında davalının makineyi geri aldığı/kabul ettiği anlaşılmakla, ayıbın varlığı hususu uyuşmazlık dışı kalmıştır. Ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmenin sonuçları 6098 sayılı TBK 229. Maddesinde düzenlenmiş olunup bu düzenleme uyarınca; "Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. " düzenlemesi mevcuttur.Mahkemece aşamalarda, bilirkişi raporları aldırılmıştır. Davacı ticari defterlerinde, davacının makine alımında üstlendiği masrafların 50.680,29 TL (... Bankası'na yönelik masraf kalemleri de dahil edilerek) olduğu, bankacı tarafından düzenlenen raporda ise davacının kredi kullanımından kaynaklanan masraf ve faiz ödemesi olarak toplam 8.927,11 TL ödediği belirtilmiştir.Bilirkişi raporları içerikleri hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygundur.Davacı taraf, dava dilekçesinde, makinenin getirilmesi ve kurulum süreci, iadesine ilişkin masraflar yönünden 33.909,18 TL, makinenin iade edilmesi nedeniyle banka ile imzalamış olduğu kredi sözleşmesini vaktinden önce sona erdirmesi sebebiyle 19.807,11 TL olmak üzere, 53.716,29 TL alacak talebinde bulunmuş olup, taraflar arasındaki ticari ilişki ve dosya kapsamı göz önüne alınarak, TBK m. 229 gereği davacının davasını ispatladığı (miktar itibariyle kısmen) anlaşılmakla, dosyadaki bilirkişi raporları doğrultusunda, toplam 39.800,29 TL alacaklı olduğu (30.873,18 TL+8.927,11 TL), dava dilekçesinde 33.909,18 TL yönünden ihtarın tebliğ tarihinden itibaren adi kanuni faiz talep ettiği, diğer talebi yönünden ise faiz isteminde bulunmadığı da göz önüne alınarak, faiz talep edilen kalem bakımından dava tarihinden itibaren faize hükmedilerek karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,2-A-Davanın KISMEN KABULÜYLE; 39.800,29 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 39.800,29 TL'nin, 30.873,18 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,B-Davacı tarafça yatırılan 54,40 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,C-Davacı tarafça yatırılan 917,34 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 1.801,41 TL (2.718,75 TL - 917,34 TL) harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, D-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda mahsubuna karar verilen toplamda 971,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,E-Davacı tarafça dosyada yapılan 2.437.85 TL posta-tebligat gideri toplamının, haklılık durumu gereği, 1.805,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına,F-Davalı tarafça dosyada yapılan 50,00 TL posta-tebligat gideri toplamının, haklılık durumu gereği, 13,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan giderin davalı üzerinde bırakılmasına,G-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 39.800,29 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,H-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 13.916,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,I-Zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00 TL'nin haklılık durumu gereği, 976,00 TL'sinin davalıdan, 344,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İ-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 118,50 TL posta masrafı, tebligat gideri olmak üzere toplam 339,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi....