Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, kahve ve içecek sektöründeki tanınmış markanın iltibası iddiasıyla yeni markanın tescil iptali ve sicilden terkin davası kararı.
Özet: Küresel çapta tanınmış bir markanın sahibi olan davacı, kahve ve içecek sektöründe faaliyet gösteren davalının tescil edilen markasının kendi markasıyla görsel ve fonetik olarak benzer olduğunu, aynı veya yakından ilişkili ürünler üzerinde kullanılmasının tüketicilerde karışıklığa yol açacağını, markasının ayırt edici niteliğini zedeleyeceğini ve davalının haksız yarar sağlayacağını iddia ederek, söz konusu marka tescilinin iptalini ve sicilden terkinini talep etmekte; davalı ise kendi markasının özgün, ayırt edici ve ana unsurunun sözlük anlamı olmayan uydurma bir kelime olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/203 Esas - 2026/202

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/203
KARAR NO : 2026/202
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali -Sicilden terkin
DAVA TARİHİ : 12/05/2025
KARAR TARİHİ : 06/05/2026 Yazım Tarihi : 16/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Müvekkile ait söz konusu markalar 2014 yılında faaliyete başladığını, Türkiye genelinde 60'tan fazla ilde aktif olarak faaliyet göstermekte olan yaklaşık 160 şubesi bulunmaktadır. Ayrıca müvekkil markası 1 şubesiyle .... 'da, 2 şubesiyle ....'da, 2 şubesiyle Kuzey Irak'ta olmak üzere ülke dışında da faaliyet göstermektedir. Markaların yurt dışı tescilleri de mevcut olup bu kapsamda söz konusu markaların .... (....) tescili ve .... yanı sıra ....ya tescil başvuruları müvekkil adınadır. Bunun dışında, müvekkilin master ... görüşmesi yaptığı yaklaşık 20 ülke de mevcuttur. Taraf markaları fonetik ve görünüm olarak benzer olmalarından dolayı, tüketiciler nezdinde iltibasa neden olacaktır. Müvekkile ait ... markası ile itiraz edilen ... markasının, özellikle aynı, benzer ve çok yakından ilişkili türden mal ve hizmetler üzerinde kullanılması, tüketiciler açısından karışıklığa neden olunacaktır. Somut olayda, itiraza konu marka da müvekkil markası gibi kahve, paketlenmiş yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet göstermektedir. Bu kapsamdaki ürünlerin ise günlük hayat hemen herkes tarafından sıklıkla edinilen ve piyasada çok yüksek fiyatlar ile sunulmayan ürünlerden olduğu izahtan varestedir. Kahve, paketlenmiş yiyecek ve içecek ürünler satın alan ortalama bir tüketiciden "..." ile "..." arasındaki farkı doğrudan ayırt etmesi beklenemeyecektir. müvekkil adına tescilli markaların Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi, markalar arasındaki benzerlik de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali gibi tüm bu nedenlerle itiraza konu markanın haksız bir yarar sağlayabileceği, müvekkilin markasının ayırt edici niteliğinin zarar göreceği ve sulanacağı, bu kapsamda da müvekkilin zarara uğrayacağı açıktır. Davalı ... "... ..." markasının tescilinin talep edildiği emtia sınıfı "30: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler." şeklindedir. Müvekkile ait "..." ibareli markalar da 21/29/30/32/33/34/35/43.sınıfta yer alan mallarda tescillidir. Dolasıyla da itiraza konu markanın tescil edilmek istenen hizmetleri, müvekkilin ana iştigal alanı ve tescil kapsamında bulunan mallarla aynıdır ki bu durumda söz konusu bu markaların tüketici nezdinde karıştırılacağı çok açıktır. İtiraza konu "... ..." ile firmamız adına tescilli markaları"..." ve sair seri ve tanınmış markalar arasında işitsel, görsel ve fonetik açıdan benzerlik bulunmakla birlikte seri marka izlenimi söz konusudur. Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı Müvekkil Şirket markalarının bıraktığı intibayı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama müvekkil adına tescil olunan itiraza konu davalı markasının daha önce tescil edilip kullanılmakta olan Müvekkil Şirket markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da müvekkilin vermiş olduğu bir lisansa dayalı davalı tarafından kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir. Bu nedenle dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkini dava konusu markanın reddinin gerektirdiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkil şirket, uzun süredir kahve sektöründe faaliyet göstermekte olup; nitelikli kahve ürünlerinin üretimi, paketlenmesi ve satışı konusunda uzmanlaşmıştır. Müvekkil, faaliyetlerini özellikle dijital platformlar üzerinden yürütmekte, ürünlerini e-ticaret siteleri ve sosyal medya mecraları gibi çeşitli çevrimiçi kanallar vasıtasıyla nihai tüketicilere ulaştırmaktadır. ... başvuru numaralı “...” ibareli marka, bütünsel olarak değerlendirildiğinde, gerek sözel gerek görsel açıdan özgünlük taşıyan, ayırt edici nitelikte bir markadır. Markanın esas unsuru “...” ibaresi olup, bu ifade sözlük anlamı bulunmayan, uydurma ve tamamen özgün bir kelimedir. “...” ibaresi ise tanımlayıcı nitelikte olup, markanın sektörel kapsamını belirtmekle sınırlı kalmaktadır. Markanın görsel tasarımında kullanılan yaprak figürü ise yeşil tonlarda, sade ve modern çizgilere sahip olup, başvuruya bütünlük katmak amacıyla stilize bir grafik unsur olarak yer almaktadır. Bu figür, herhangi bir ticari marka ile özdeşleşmiş ya da tek başına ayırt edici nitelik taşıyan bir unsur değildir. ... ibaresi kahve sektöründe genel ibare olup “...” olarak da bilinen ... veya ... kahvesi, dünya kahve tüketiminin neredeyse yüzde 70'ini oluşturan en popüler kahvedir. Müvekkil markasında bulunan ... ibareleri ... ve ... isimlerinin baş harflerinden oluşmaktadır. .... olarak değerlendirilmelidir.Markalar görsel , işitsel ve anlamsal olarak birbirinden tamamen farklıdır. ... ibaresi ile müvekkil ile aynı sektörde tescil edilmiş bir çok marka bulunmaktadır. Davaya konu edilen marka başvurusu ile itiraza mesnet olarak gösterilen markalar arasında mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tüketici kitlesi tarafından markaların birbirine karıştırılmayacağını, seri marka algısı yaratılmadığını,markaların farklı olduğunu, davalının amacının davacıya zarar vermeye yönelik olmayıp davacının markasını kullanmaya yönelik olmadığını belirterek,davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın SMK 5/1-b maddesi ile SMK 5/1-ç maddesine göre mutlak red sebebi ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddialarına yönelik mesnet markalarına yönelik yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 11/03/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde (süre son günü hafta sonuna geldiğinden) 12/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “……. Yapılan incelemede, başvuruya konu marka ibaresinin esas unusurunun "..." olduğu, söz konusuunsurun ilk ve son harflerinin itiraza konu marka ibaresinden farklı olduğu, başvuruya konu ibarenin yapay parçalara ayrılarak içerisinden ".../..." ibaresi seçilip ön plana alınmasının makul ve beklenebilir olmadığı düşünülmüş olup ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüylebıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Muterizin, SMK'nın md. 6/5 anlamındaki tanınmışlık iddiası da bu maddede belirtilen koşulların ortayaçıkacağına ilişkin olarak kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmamış; dolayısyla, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki itiraz haklıbulunmamıştır.6769 s. SMK'nın 5/1-(ç) bendi uyarınca, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadarbenzer işaretler marka olarak tescil edilemez. Buna göre, bir işaretin 5/1-(ç) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, başvuruya konu marka ile önceden tescilli/başvurusuyapılmış markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması; ikincisi ise başvuruya konu marka ile önceden tescilli/başvurusu yapılmış markanın kapsamında aynı veya aynı tür mal / hizmetlerin bulunmasıdır. Yapılan incelemede, kısmi ret kararı sonrasında, çekişme konusu markaların kapsamında aynı/ aynı tür mal/hizmetler bulunmadığından SMK m.5/1(ç) gerekçeli itirazın da reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir. İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
(Mutlak red sebepleri)
5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler",
5/1-ç maddesinde "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez.
SMK 5/1-b yönünden ;
Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır.
SMK 5/1-ç yönünden ;
Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....).
Madde 6 (Marka tescilinde nisbi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir.
Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
20/03/2026 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "Dava konusu markanın, SMK m. 5/1-b ve 5/1-ç maddelerinde düzenlenen herhangi bir mutlak ret nedeni kapsamında kalan işaretlerden olmadığı, Davaya konu olan ... sayılı markası ile davacının mesnet gösterdiği “...” ibareli markalarının görsel ve işitsel olarak da benzer olduğu, Davaya konu olan markanın başvuru kapsamında yer alan 30. SINIFTAKİ TÜM MALLAR davacının mesnet olan .... sayılı markalarının tescil kapsamındaki yer alan 30. Sınıftaki mallar ile birebir aynı olduğu Bu kapsamda markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşacağı, Davaya mesnet gösterilen davacının markaları tüketici nezdinde özellikle “Kahve, kahve esaslı içecekler” mallarında ciddi bir farkındalığının olduğu görülmekle birlikte davalı markasının tescili halinde, davacının tanınmışlığının bulunduğu mallar bakımından 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşabileceği "şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markası , ilgili birimden gelen yazılar, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
Mutlak red sebepleri açısından ;
SMK 5/1-b yönünden değerlendirme;
Davalının başvuru markasının "...+..." ibareli olup kapsamında yer alan emtialar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu sonucuna varıldığı, dolayısıyla mutlak red sebebi oluşmadığı;
SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme:
Davalının başvuru markasının " ...+... " şeklinde, davacı markasının ise " ...+ ... " görselini içermesi karşısında markalar arasında " aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer " olarak değerlendirilmemesi gerektiği, dolayısıyla mutlak red sebebi oluşmadığı;
Nisbi red sebepleri açısından;
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+ ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...+ ... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğun algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...+ ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "....+... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 06/05/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır