Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacı şirketin tanınmış markalarıyla karıştırılma ihtimali, kötü niyet ve iltibas iddialarıyla kurum kararının iptali ile davalı marka tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin dava.
Özet: Denizcilik sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket, kendi tanınmış markalarının esas unsurlarını içeren ve tüketicilerde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik nedeniyle karıştırılma, ilişkilendirme ve kötü niyetle taklit edilme ihtimali yarattığını iddia ettiği yeni bir marka başvurusuna yaptığı itirazın reddedilmesi kararının hükümsüzlüğünü ve söz konusu marka tescilinin iptalini talep ederken; ilgili Kurum, karıştırılma ihtimali, önceki kullanım, tanınmışlık veya kötü niyete ilişkin yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/196 Esas - 2026/277
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/196KARAR NO : 2026/277DAVA : Marka ... Kararı İptali- HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 08/05/2025KARAR TARİHİ : 15/06/2026 Yazım Tarihi: 29/06/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı Şirket tarafından, davalı ...’e ait ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna karşı yapılan itirazın ... tarafından reddedildiği, bu karara karşı .... nezdinde yapılan itirazın da reddedildiği, söz konusu ... kararının SMK m.6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 hükümlerine aykırı olduğu, Davacı Şirket’in denizcilik sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiği, “...” esas unsurlu çok sayıda markasının bulunduğu ve ayrıca “....” ibaresini içeren markalarının yoğun kullanım ve tanıtım faaliyetleri neticesinde tanınmış hale geldiği, davaya konu “...” ibaresinin davacı markalarının esas unsurlarından “...” ibaresini içerdiği, bu nedenle taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, söz konusu benzerliğin tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali doğuracağı, dava konusu markanın davacı markalarının serisi ya da devamı izlenimi yaratacağı ve işletmesel bağlantı algısına yol açacağı, dava konusu başvurunun davacı markalarının küçük değişikliklerle taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğu ve bu durumun kötü niyet göstergesi olduğu, taraf markalarının aynı veya ilişkili mal ve hizmetlerde kullanılmasının karıştırılma ihtimalini artırdığı, ortalama tüketicinin markaları birlikte değerlendirmeksizin hafızasında kalan izlenimle hareket edeceği, bu nedenle markalar arasında dolaylı karıştırılma ihtimalinin de bulunduğu, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle dava konusu başvuru ile haksız yarar sağlanabileceği ve markanın itibarının zedelenebileceği, bu nedenlerle ... kararının iptali, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, ayrıca davalı Kurumun cevap dilekçesindeki savunmaların yerinde olmadığı ve aynı gerekçelerle başvurunun reddi gerektiği” öne sürülerek ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı "..." ibareli markanın tescil başvurusunun iptaline, yargılama sırasında tescilin gerçekleşmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahsa usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın ... sayılı mesnet marka dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... 'nın ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 10/03/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; " Yapılan incelemede başvuru ile itiraz gerekçesi markanın görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı kanaatine varıldığından işbu itirazın reddi gerektiği, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının da reddi gerektiği, öte yandan tanınmışlık ve kötü niyet iddialarına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden söz konusu gerekçeler yönünden itirazın reddi gerektiği” gerekeçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markası .... 06.04.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı, 9, 35 ve 40. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilen ibareli davalı markasının mal ve hizmet sınıfının tamamının davacının itiraza ve davaya mesnet tescilli ... sayılı ibareli markasının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Davacının itiraza ve davaya mesnet ... sayılı markası ile davalının ... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, SMK md. 6/3 kapsamında; davacının, davaya konu başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden daha önce kendisinin herhangi bir mal veya hizmet bakımından kullanıldığına dair bir delile rastlanmamakla birlikte; davacının dava konusu ... sayılı “...” ibareli davalı markasının gerçek hak sahibi olduğunun varsayılamayacağı, SMK md. 6/5 kapsamında; davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 03.11.2023 itibarıyla Davacının “...” markasının “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka olduğu/tanınmışlık düzeyinin korunduğu”nun ispatlanamadığı, Dava konusu marka, davacı tarafa ait ticaret unvanını içermediğinden, SMK md. 6/6 hükmü dolayısıyla davacının ticaret ünvanından kaynaklı başkasına ait fikri mülkiyet haklarından kaynaklı bir tescil engelinden somut olayda bahsedilemeyeceği, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, ... ... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı, Yönündeki tespit ve değerlendirmelerimizi, takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere saygılarımızla sunarız. " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının " ...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+ ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " .... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " .... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ...+ ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın " ...+ ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın " ...+ ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.15/06/2026 Katip .... Hakim ....E imzalıdır E imzalıdır