Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde üniversitenin önceki haklarına dayanan marka başvurularının hükümsüzlüğü ve idari kararın iptali talebi davası.
Özet: Davacı üniversite, kendiyle özdeşleşmiş ve uzun süredir kullandığı ibarelerle yüksek derecede benzerliği, kötü niyetli yapıldığı ve iltibas yarattığı gerekçesiyle davalının marka başvurusunun hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ederken; davalı ise markasının ayırt edici olmadığını, davacıyla bağlantı kurma amacı taşımadığını ve kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, mahkeme ise davacının sınai mülkiyet kanunu kapsamında iltibas, tanınmışlık, önceye dayalı haklar ve kötü niyet iddialarının yerindeliği ile ilgili idari kararın iptali talebini değerlendirmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/183 Esas - 2026/271
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2025/183KARAR NO : 2026/271DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 04/05/2025KARAR TARİHİ : 10/06/2026 Yazım Tarihi: 29/06/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:"Davacı tarafından, davalı adına yapılan dava konusu marka başvurularının, davacıya ait ve uzun yıllardır kullanılan “...”, “...” ve “...” ibareleriyle birebir veya yüksek derecede benzer olduğu, söz konusu ibarelerin eğitim, bilim ve akademik faaliyetler bakımından kamuoyunda münhasıran davacı üniversite ile özdeşleştiği, davacının köklü geçmişi, ulusal ve uluslararası düzeydeki bilinirliği ve kurumsal itibarı nedeniyle bu ibarelerin ayırt edici ve tanınmış nitelik kazandığı, davalıların marka başvurularının davacının önceye dayalı haklarını ihlal eder mahiyette olduğu, başvuruların tesadüfi veya bağımsız bir tercihe dayanmadığı, davacının marka, unvan ve kurumsal kimliğinden haksız yararlanma amacı taşıdığı, davalı savunmalarında ileri sürülen kullanım, ayırt edicilik ve farklılaşma iddialarının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu ibarelerin davacı üniversiteyi doğrudan çağrıştırdığı, bu durumun iltibas, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalıların başvurularının kötü niyetli olduğu, davacının itibarına ve kamusal güvene zarar verme potansiyeli taşıdığı ileri sürülerek dava konusu marka başvurularının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalarla aynı ya da karıştırılacak derecede benzer olmadığı, “...” ibaresinin coğrafi nitelikte, yaygın kullanıma açık ve tek başına ayırt edici gücü sınırlı bir ifade olduğu, başvurunun davacı üniversite ile herhangi bir bağlantı, çağrışım veya ilişkilendirme amacı taşımadığı, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin davacının faaliyet alanlarıyla örtüşmediği, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığı, markanın kötü niyetle seçilmediği, davacının ileri sürdüğü tanınmışlık ve önceye dayalı hak iddialarının somut ve yeterli delillerle desteklenmediği, dava konusu marka başvurusunun hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın mesnet markaları dolayısıyla yaptığı SMK 6/1 maddesine göre iltibas iddiasına bağlı olarak itirazı , davalı şahsın kullanmama defi üzerine kurum tarafından davacının bazı mesnet markaları hakkında SMK 19/2 Maddesine göre kullanım ispatı yerine getirilmediği değerlendirmesi ve yine davacının SMK 6/5 Maddesine göre iddia ve itirazının nihai olarak reddi konusunda verilen ...sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği; Hükümsüzlük talebi açısından yukarıda belirtilen davacı tarafın SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddialarına ilaveten SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4 maddesine göre markalarının yurtdışı tanınmışlığı, SMK 6/6 maddesine göre ünvan ve isim hakkı ve diğer fikri hak ile , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki davacı taraf iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/03/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ...sayılı kararında; “başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi .... sayılı markaların tescilli olduğu tüm mal ve hizmetlerde SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu tespit edilmiştir. Muterizin, ...'nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu kullanım ispat talebi ve değerlendirmesini incelemiş MDBnin kullanımın ispat edilmediği yönündeki tespitini onamıştır. Bu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, SMK m. 6(1) ve 6(5) kapsamındaki itiraz incelemesine geçilmiştir. Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi ve kullanım ispatına tabi olmayan .... sayılı gerekçe markaların "..."kelimesini ortak ihtiva ediyor oldukları ve belli düzeyde benzer markalar olduğu değerlendirilse de, tek başına "..." ibaresinin düşük ayırt edici niteliği ve markaların aynı/ aynı tür mal ve hizmetleri ihtiva etmiyor olmaları ve muteriz markaların bilinirliğinin eğitim hizmetleri üzerinde, bütüncül olarak "..." olduğu hususları bir arada değerlendirilmiş ve kalan mal/ hizmetler bakımından markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı; markanın tescili halinde 6/5 te belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Belrtlen nedenle trazın tüm gerekçeler le brlkte redd gerekmştr. “gerekçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları... (...) ...+ ...25/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; Davalı başvuru markasının 41. sınıf hizmetleri kapsamadığı, yalnızca 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından davacı markalarının 41. sınıf hizmetleri ile düşük orta düzeyde ilişkili bir hizmet bağlantısının bulunduğu kabul edilse dahi, söz konusu ilişkinin aynı veya benzer hizmet düzeyinde olmadığı; taraf markaları arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıklar da dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde ekonomik bağlantı veya aynı ticari kaynaktan gelme algısı oluşturacak yoğunlukta bir benzerlikten söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle somut olayda fiili markasal kullanımın ispatı talep edilen itiraza ve davaya mesnet markalar açısından SMK 6/1 kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, 3. SMK m. 6/3 kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının, dava konusu ... sayılı “...” İbareli başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden önce, herhangi bir mal veya hizmet bakımından Türkiye’de fiilen, sürekli ve markasal nitelikte kullandığını ortaya koyan somut, objektif ve doğrulanabilir nitelikte bir iddia veya delil sunmadığı, bu itibarla dava konusu “...” ibareli markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğunun kabul edilemeyeceği, bu nedenle somut olayda davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, dava konusu markanın tesciline hukuken etkili olamayacağı hükümsüzlüğünü gerektiren şartların somut olayda oluşmadığı, SMK m. 6/4 kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının iddiasını Türkiye’de tescilli markalarına dayandırdığı, Paris Sözleşmesi’nin mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka statüsünün ileri sürülüp ispatlanmadığı dikkate alındığında, somut olayda SMK m. 6/4 hükmünün uygulanma imkânının bulunmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu markanın bu hüküm uyarınca hükümsüzlüğünü gerektiren şartların gerçekleşmediği, SMK md. 6/5 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; MK m. 6/5 kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaştığını ve başvuru markasının bu tanınmışlıktan haksız yararlanacağı veya itibarına zarar vereceğini gösterir yeterli delil bulunmadığından, anılan hüküm uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektirir koşulların oluşmadığı, SMK m. 6/6 maddesi kapsamında; başvuru markasının davacının ticaret unvanını veya başka bir fikri mülkiyet hakkını aynen içerdiği ya da bu hakları ihlal ettiği söylenemeyeceğinden, bu hüküm kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektiren şartların somut olayda oluşmadığı, Davacının SMK m. 6/9 kapsamında ileri sürdüğü kötü niyet iddialarının, dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri çerçevesinde Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 8. Bu itibarla, .... sayılı kararının, usul ve yasaya uygun olduğu, yerinde bir değerlendirmeye dayandığı ve davalı markasının hem tescil engeli vasfının olmadığı hem de hükümsüzlüğünü gerektirir herhangi bir hukuka aykırılık içermediği, dolayısıyla hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+ ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"...+ ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+ ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harç davacı taraf harçtan muaf olduğundan alınmasına yer olmadığına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 10/06/2026 Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır